Selâmün_aleyküm
  31 Hatay Tanitim
 
HATAY İLİ TANITIM

HATAY İLİ İSMİ MENŞEİ
Hatay yöresi, Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir.Yöredeki yerleşmelerin tarihi, yaşamı kolaylaştıran ılıman iklim koşulları ve verimli toprakların varlığı nedeniyle, İÖ 100,000’le başlatılan Orta Paleolitik Dönem’e uzanmaktadır.
 Hatay yöresini çekici kılan ve tarihin her döneminde göçlere açık olmasını sağlayan bir başka özellik de, Anadolu’yu Çukurova yoluyla Suriye-Filistin’e bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmasıdır. Ayrıca, Mezopotamya’dan Akdeniz’e çıkmak için kullanabilecek en uygun limanlar yine Hatay yöresindedir. Hatay adının kaynağına ilişkin ilk bilgiler
İÖ 1200’le başlayan Genç Hitit prenslikleri dönemine tarihlenmektedir. Bu dönemde, Amik Ovası´ndaki Hitit Prenslikleri’nin birleşerek Hattena Krallığı adını aldıkları bilinmekte,
Hatay adının da buradan geldiği sanılmaktadır. Yöreye bu adı 1936’da Atatürk vermiştir. Hattena Krallığı’nın başkenti, bugünkü Kırıkhan yakınlardaki Kanula (Çatalhöyük) te kalıntıları bulunan yerleşim yeridir. Hatay ilinin merkez ilçesi olan Antakya’nın ise İ.Ö. yy sonunda Antiokheia adıyla Slökidler’ce kurulduğu, Araplar’ın bu kentle Antekiye adını verdikleri bilinmektedir. Yüzölçümü: 5.403 km² Nüfus: 1.253.726 (2000) İl Trafik No: 31 Antakya yöresini çekici kılan ve tarihi boyunca göçlere açık olmasını sağlayan, yaşamı kolaylaştıran iklim
 koşulları ve verimli topraklarının yanı sıra Anadolu'yu Çukurova yoluyla Suriye ve Filistin'e bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmasıdır. Ayrıca Mezopotamya'dan Akdeniz'e çıkmak için kullanılabilecek en uygun limanlar yine bu bölgededir. Hatay, inanç turizmi merkezleri, antik kentleri ve yaylalarıyla turizm potansiyeline sahip bir ildir.
HATAY İLİ TARİH
 Tarihçe
Antakya´nın Kısa Tarihçesi Roma İmparatorluğu’nun üç büyük kentinden biri ve doğu başkenti. Hristiyanlığın Kudüs dışında yayıldığı ilk kent. Hz. İsa A.S. takipçilerinin Hristiyan adını aldıkları ilk kent. Yakın çağımızın en küçük ve en "kısa süreli" devletinin merkezi...
 Amik ovasının başlangıcında, Amanos dağları ile Habib Neccar dağlarının ortasındaki vadide kurulmuş Antakya, bugünkü konumuyla karşılaştırıldığında inanılmaz bir tarihi zenginliğe sahiptir. Antakya M.Ö. 4. yüzyılda Suriye Kralı 1. Seleukos tarafından kurulmuş ve babası Antiochos’un adını vermiştir. M.Ö. 64 yılında Roma İmparatorluğu’na bağlanmış ve bu dönemde gelişerek nüfusu 200.000’e ulaşmıştır. Antakya’nın bu gelişmişliği,
Akdeniz ile Mezopotamya arasında bir köprü oluşturmasından kaynaklanmıştır. Gemiler kıyıdan 29 km uzaklıktaki bu kente Asi nehri üzerinden gelebiliyorlardı. Hareketli bir ticari hayat ve lüks malların üretimi şehre büyük bir zenginlik kazandırmıştı. Bu zenginlik dönemi, şehrin 526 depreminde yerle bir olmasına kadar sürdü. Antakya daha sonra 300 yıl süreyle
 Arap-İslam ordularının denetiminde kaldı. Ardından Bizans ve Selçuklu dönemi yaşandı. 1516’da Osmanlı şehri oldu. 1918’de Fransız işgaline uğradı. 1938’de bağımsız bir devlet statüsü kazandı. 1939’da da Hatay Devlet Meclisi’nin verdiği kararla Türkiye’ye bağlandı. Kentin Tarihi Dokusu Antakya’nın tarihi kent dokusunu tanımak için Asi nehrinin üst yanını dolaşmak gerekir. Yeni kent şehre giriş tarafında ve nehre kadar olan bölümdedir.
Kentin tarihi dokusu büyük ölçüde korunmuştur. Kent farklı dinlerden insanların yıllardır bir arada yaşadığı, dışarıdan fazla göç almadığı için de fazla bozulmamış bir yapıdadır. Eski Antakya evleri, kemerli bir yapıyla bir arabanın zar zor geçebileceği taş döşeli ara sokaklara açılır. Sokakların ortası, yağmur sularının akabilmesi için geniş bir oluk gibi düşük seviyelidir. Evlerin hemen hepsine bir avluyla girilir. Avluların kimisi, merdivenle çıkılan birinci kattadır ve yaşam diye nitelenen bölüme bu avlulardan geçilerek girilir. Birinci katlar taş, ikinci katlar bağdadidir.
 Evlerin dış görünüşü sadedir ama içerideki taş ve ahşap işçiliğiyle yağlı boya süslemeler göz alıcıdır. Zeminleri göz alıcı renklere sahip karo taşlar süslemektedir. Kentte görmeye değer tarihi yapıların önemli bölümü Kurtuluş Caddesi üzerindedir. Şehrin ana caddelerinden biri olan ve çok sayıda dükkanın sıralandığı cadde üzerinde; Ulu Cami, Habib Neccar Camisi ve türbesi, Süveyka Camisi, Katolik Kilisesi görülebilir. Giriş kapısı üzerindeki freskleriyle dikkat çeken Ortodoks Kilisesi ise Kuruluş Caddesi’ni Meydana bağlayan ara caddelerden biri üzerindedir
 ve dar bir pasajla büyük avlusuna girilmektedir. Eski kentle yeniyi birbirine bağlayan köprü, eski taş köprünün yerine yapılmış. Son derece sağlam olan tarihi taş köprü, Amik ovasının kurutulması için uygulamaya konan projeye kurban gitmiş. Köprü çevresinde tarihi Antakya evlerini görmek mümkün. Bu evlerden biri sinema, biri Belediye başkanlığı, diğeri de Postane olarak hizmet veriyor. Antakya Mozaik müzesi de bu meydandadır. Habib-i Neccar Camii Kurtuluş caddesi ile Kemal Paşa caddesi kavşağında bulunan camii, Hz. İsa’nın havarilerine ilk inanan ve bu uğurda canını veren bir Antakyalının adını taşımaktadır. Camiinin kuzeydoğu köşesinde 4 metre derinde
 Habib Neccar Türbesi vardır. Bugünkü camii Osmanlı dönemi eseridir. Etrafı medrese odaları ile çevrili camii avlusundaki şadırvan 19. yüzyıl eseridir. Antakya Arkeoloji Müzesi Mozaik Eserleri Antakya’da yaşanan zenginlik ve ihtişam dönemini simgeleyen en güzel eserler, eşi bulunmaz Antakya mozaikleridir. Antakya Mozaik Müzesi, sergilenen mozaiklerin büyüklüğü, sayısı ve kalitesi açısından dünyanın en zengin ikinci mozaik müzesidir. Mozaikler Grek, Roma ve Bizans dönemine ait. Samandağı, Harbiye ve Antakya’da bulunan hamam, kilise ve evlerin tabanlarını süslemiş mozaiklerin çoğunda mitolojik konular işlenmiş. Bu mozaikler paneller halinde sergileniyor,
Antakya Müzesi’nde. Müzede ayrıca heykeller de bulunmaktadır ki, bunların en önemlisi 3 m boyundaki Apollon heykelidir. 8 salonu bulunan müzede kazılardan çıkan diğer arkeolojik buluntular, sikkeler, süs eşyaları da görülebilir. Mozaiklerin bir bölümü salonların yetersizliğinden ötürü bahçede, mozaikler için zararlı dış koşullarda sergileniyor ve ne yazık ki renkleri soluyor, değer yitiriyor. St. Pierre Kilisesi Antakya’nın 2 Km. kuzeydoğusunda, Reyhanlı karayolu üzerinde, Habib-i Neccar Dağı’nın uzantısı olan Haç (Stauris) Dağının eteğindedir. 13 metre uzunluğunda, 9,5 metre genişliğinde ve 7 metre yüksekliğinde doğal bir mağaradır.
Hz. İsa’nın ölümünden sonra havarilerinden St. Pierre Antakya’ya gelerek (M.S.1.y.y.ilk yarısında) burada telkinlere başlamıştır. İsa’ya inananlara “Hiristiyan” adı ilk kez burada verilmiştir. 1963 yılında Papa VI. Paul tarafından burası Hıristiyanların Hac yeri olarak kabul edilmiştir. Her yıl 29 Haziran’da St.Pierre günü (bayram) kutlamaları yapılmaktadır.  Yaklaşık olarak 2300 yıllık bir geçmişi olan Antakya'da ilk yerleşimin tarihi M.Ö. 8000'e kadar uzanır. Şehri İskender'in ölümünden sonra imparatorluğunu paylaşan komutanlarında Seleukos kurmuştur.
 Daha sonra Part, Sasani, Bizans, Abbasi Tolunoğulları, Aksitler, Hamdanogulları, Selçuklu, Haçlı ve Memluk egemenliklerine girmiştir. Şehir Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi sırasında Osmanlı egemenliğine geçmiştir.1937'de bağımsız Hatay Devleti kurulmuş,1939'da Hatay Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlanmıştır
HATAY İLİ COĞRAFYA
.Antakya;nın ortasından geçen ve ovanın kurutulması çalışmaları sırasında nehir yatağının kentin içinden geçen kısmı ıslah edilerek düzgün bir kanal haline getirilmiş, Antik Çağ;ın Orontes;i olan günümüzün Asi Nehri;nin kaynağı, Lübnan Dağları;dır. Amanoslar ile Kel dağ arasında bir yatak oluşturan Asi Nehri;nin toplam uzunluğu 380 km. olup, nehrin büyük bölümü Suriye toprakları içinde bulunmaktadır. Kuzey yönünde yaklaşık 30 km. boyunca Türkiye-Suriye sınırını oluşturacak şekilde akan Asi Nehri, topraklarımıza girdikten sonra batıya döner ve bugün hemen. Tümü kurutulmuş olan Amik Gölü;nün ayağı Küçük Asi ile birleştikten sonra güneydoğu doğrultusuna yönelir ve yaklaşık 40km. Sonra Samandağ;ın güneyinde bir delta oluşturarak Akdeniz;e kavuşur.
Antik çağda küçük tonajlı nehir gemilerinin seyrüseferine imkân veren ve Antakya;yı asırlar boyu Akdeniz;e bir suyolu ile bağlanmış olan Asi Nehri;nin bugün akıttığı ortalama su miktarı, kentin içinde 5.04 m3/sn.dir. Asi;nin Antakya içinden geçen ve bir kanal haline getirilmiş olan yatağı, yaklaşık 2 km. uzunluğunda ve 30;35 m. genişliğindedir. Kentin kuzeydoğusunda, üzerinde Demir Kapı;nın yer aldığı, St. Piyer Kilisesi yakınından geçen ve bir sel yatağı niteliğinde olan Hacı Kürüş Deresi ile güneybatıdaki Hamşen Deresi (Memeli Köprü;nün altından ve kışlanın yanından geçen) Habib Neccar Dağı;ndan doğarak Asi;ye doğru akan iki önemli su yatağıdır. Başta Asi Nehri olmak üzere, Karasu ve Afrin Çayı ile beslenen Amik Ovası;nda, yakın zamanlara kadar
Amik Gölü adı ile bilinen bir göl vardı. Ancak uzunluğu 16 km. genişliği 10 km. olan gölün ve göl çevresindeki bataklıklarla beraber 310 km2;yi bulan arazinin bir bölümünün kurutulması ile göl kayboldu. DSİ tarafından yürütülen ve 1955 yılında başlayıp 1980 yılında tamamlanmış olan kurutma işlemi sonucunda elde edilen zirai verimi yüksek topraklar çiftçilere dağıtılarak tarıma açılmıştır. Coğrafya
 Hatay, Akdeniz Bölgesi'nin doğu ucunda Suriye ve Lübnan dağları arasındaki El Bekaa Vadisi'ni içine alan Gor Çukurluğu'ndan oluşan bir sınır ilimizdir. Kuzeyden Güneybatıya doğru uzanan Nur Dağları (Amanos) ve Kel Dağ ile Suriye platoları arasında kalan ilin verimli topraklarına sahip olan Amik Ovası, batıda şerit halinde uzanan bir kıyı ovasını oluşturur.
 İlin başlıca akarsuları Asi, Karasu ve Afrin nehirleridir. İki tane sulama amacıyla kullanılan baraj bulunmaktadır. Birisi karasu üzerinde kurulmuş olan Tahtaköprü Barajı, diğeri ise Bohsin Çayı üzerinde kurulmuş olan Yarseli Barajı'dır. Bitki örtüsü bakımından Ardıç, Meşe, Kayın, Kızılcık, Kavak, Çınar ağaçlarından oluşan geniş ormanlık alanların dışında Mersin, Defne, Kekik ve Lavanta bitkileriyle kaplı makilikler de bulunur. Hatay'da Akdeniz iklimi hakim olup, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
HATAY İLİ İLÇELER
 İlçeler
 Altınözü Antakya (Merkez) Belen Dörtyol Erzin Hassa İskenderun Kırıkhan Kumlu Reyhanlı Samandağ Yayladağı
 HATAY İL EKONOMİ
 GENEL BİLGİLER Hatay Türkiye;nin güneyinde 5403 Km2; alana sahip olup, ülke genelinin %0,8;ini oluşturmaktadır. Adana, Osmaniye, Gaziantep ve Suriye arasında yer alan bir sınır vilayetidir. Hatay'ın anavatan Türkiye'ye katılması öncesinde, 2 Eylül 1938 tarihinde 10 aylık bir süre varlığını sürdüren Hatay Devleti kuruldu. Toprakları, Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) belgelerinde İskenderun Sancağı olarak yer alan bölgeydi. 16 Haziran 1939'da TBMM'nde alınan kararla Türkiye ile Hatay Devleti arasındaki sınır çizgisi kaldırılarak geçersiz kılındı. 23 Temmuz 1939'da ise anavatana katılma, son Fransız kıtasının kışladan çıkmasıyla ve Fransız kıtasının da yer aldığı törenle kışlaya Türk bayrağı çekilmesiyle tamamlanmış oldu.
 Hatay;ın nüfusu 2011 yılı sayımına göre 1.480.571 olup bunun 756.196 sini (%51,07 ) erkekler, 724.375 ünü (48,3) kadınlar oluşmaktadır. Toplam nüfusun %49,7 si 741.421 kişi şehirde, %50,3 i 724.375 Köyde yaşamaktadır. Ülke nüfusu içinde %1,9 paya sahip olan ilimiz, nüfus açısından ülkenin 14. ilidir. Km2 ;ye düşen kişi sayısı 258 dır. Nüfus yoğunluğu açısından ülkenin 6. ilidir. İlimizin yıllık nüfus artışı %1,9;dır. Toplam istihdam 518.808 kişi olup, Hatay nüfusunu %37.43;ünü teşkil etmektedir. İstihdam edilen nüfusun %62 tarım, %8 sanayi, %26 hizmet, %4;ü ise inşaat sektöründe çalışmaktadır. İşsizlik oranı %13,9;dir.
Merkez ilçe Antakya;nın 213.581 civarında olup, belde ve köyler ile birlikte toplam nüfusu 461.477;dir. Hatay;ın il genelinde 12 ilçe 74 belediye ( belde ve İlçe belediyelerin toplamı) 362 köyü olarak yerleşim merkezlerinden oluşmaktadır, Merkez ilçe Antakya;da 23 belde; ( Avsuyu, Çekmece, Dursunlu, Ekinci, Gümüşgöze, Güzelburç, Harbiye, Karaali, Karlısu, Kuzeytepe, Küçükdalyan, Maşuklu, Narlıca, Odabaşı, Ovakent, Serinyol, Subaşı, Şenköy, Toygarlı, Turunçlu, Yeşilpınar, Tavla, Toygarlı ) 71 köy ( Açıkdere, Akcurun, Akçaova, Alaattin, Alahan, Alazı, Anayazı, Apaydın, Arpahan, Aşağı oba, Aşağı okçular, Bahçeköy, Balıklıdere, Ballıöz, Bitiren, Bostancık, Bohşin, Bozhüyük, Bozlu, Büyükdalyan, Çardaklı, Çatbaşı, Çayır, Dağdüzü, Değirmenyolu,
Demirköprü, Derince, Dikmece, Doğanköy, Döver, Gökçegöz, Güldüren, Güneysöğüt, Günyazı, Hanyolu, Hasanlı, Karşıyaka, Kisecik, Koçören, Kuruyer, Madenboyu, Mansurlu, Maraşboğazı, Melekli, Meydancık, Oğlakören, Orhanlı, Paşaköy, Saçaklı, Samankaya, Saraycık, Sinanlı, Sofular, Soğuksu, Suvatlı, Tahtaköprü, Tanışma, Turfanda, Uzunalıç, Üçgedik, üzümdalı köyü, Yaylacık, Yeşilova, Yoncakaya, Yukarıokçular, Zülüflühan, Yakuplu, Kulaç, Gözluçukur, Esenbağ, Tokaçlı ) 45 Mahallesi bulunmaktadır
. SANAYİ VE İŞLETMELER
 Hatay;da 5 adet organize sanayi bölgesi, 6 adet küçük sanayi sitesi bulunmaktadır. Antakya Organize Sanayi Bölgesi(AOSB), İl Özel İdaresi ile Antakya Ticaret ve sanayi odası;nın %50 ortak katılımı ile 1.500 dönüm arazi üzerine kurulmuş olup 57 firmaya arsa tahsis edilmiştir. Antakya Organize Sanayi Bölgesi;nde kurulu sektörler; tohumculuk, iplik boyama, çelik boru imalatı, yağ işletmeleri, baharat kurutma, boya, çelik kapı, sabun imalatları ile tavuk kesim entegresi, tekstil, yem sanayi, paketleme ve otomotiv sanayidir. Bölge, İskenderun limanı;na 35 km, Cilvegözü Sınır Kapısı;na ise 58 km uzaklıktadır. AOSB;de yeraltı suları nedeniyle heyelan sorunu yaşanmaktadır. Bu durum, heyelanın önlenmesi için ilave yatırımlara ve müteşebbislerin yüksek miktarlarda hafriyat bedelleri ödeyerek yatırımlarını tamamlamakta gecikmektedirler.
 Antakya Küçük Sanayi Sitesi 805 bin metrekare alan üzerinde 1.515 işyeri ile faaliyet göstermekte olup bu bölgede 6.000 kişi çalışmaktadır. Antakya Deri-Kösele Küçük Sanayi Sitesi 52.000 metre kare alan üzerinde 122 işyeri ile faaliyet gösteren işyerinde 170 kişi istihdam edilmektedir. Hatay;da 70 adet Esnaf ve sanatkârlar odası faaliyet göstermekte odalara kayıtlı 37.891 esnaf bulunmaktadır. Antakya;da yıllardır Mobilya dericilik ve ayakkabıcılık yıllardır yapılmakta, Türkiye ayakkabı üretiminin %3, dericilikte ise %10;nunu karşılamaktadır. 2006 yılı itibariyle Antakya Ticaret ve Sanayi odası;ndan 287 firma kapasite raporu almıştır. Bunlardan ; %41;i gıda, %15;i Kimyasal ve plastik eşya imalatı, %10;u ağaç
ve ağaçtan mamul ahşap işletme ve mobilya imalatı. %9U Metal ve metal eşya, makine ve parçaları imalatı, %4;ü otomobil ve servis bakım hizmetleri, %1,4;ü kâğıt ürünleri, basım ve ambalaj malzemesi imalatı, %0,6 sı ayakkabı imalatı yapmaktadır. 2006 yılı itibariyle ilimizde faaliyet gösteren ve Sanayi SİCİL belgesi almış olan toplam 418 işletme mevcuttur. İlçelere göre işletmelerin dağılımına bakıldığında %43;ü Antakya;da, %22;si İskenderun;da, %12;si ise İskenderun;da bulunmaktadır. Ancak çalışan işçi sayılarına bakıldığında il genelinde işçilerin %57;si İskenderun;da, %19;unun da Antakya;da istihdam edildiği görülmektedir
 HATAY İLİ TARIM
 TARIM Hatay Türkiye;nin güneyinde 5403 Km2; lik alana sahip olup, ülkenin %08; ini oluşturmaktadır. Hatay topraklarının %46; sini dağlar %34;ünü ovalar ve %20;sini platolar oluşturmaktadır. Akdeniz;e 120 km kıyısı bulunmaktadır. Sahip olduğu alanın büyük bir kısmını Amanos dağları, Asi Nehri ve Amik ovası kaplamaktadır. Hatay;ın 270.766 hektar tarıma elverişli arazisi mevcut olup, bu arazilerin 201.079 hektarı sulamaya elverişlidir. Hatay Türkiye genelinde ekili tarım alanlarının %10.33 teşkil etmektedir. Amik ovası 119.350 hektar olup, ilin en geniş ve verimli ovasıdır.
 Ayrıca Dörtyol, Erzin, Payas Ovası 34.920 hektar. Arsuz Ovası 6.480 hektar. Samandağ Ovası 3.200 hektardır. Tarım Alanları (hektar) (2006 yılı verileri) Türkiye Geneli : 2.979.095 Hatay : 273.000 Hatay8217;da Ekilen tarım alanları (hektar) (2006 Yılı verileri) Ekilen Tarla Nadastaki Tarla Sebze ve Bağ Bahçeleri Meyve, zeytinlik ve bağlar Toplam 172.943 250- 41.278 71.952 270.766 Kaynak: Hatay Tarım İl Müdürlüğü Antakya, Kırıkhan, Reyhanlı ilçeleri ile birlikte
amik ovasında pamuk, buğday soya susam ve mısır, Antakya ve Altınözü’nde zeytin, Altınözü ve Yayladağı’nda tütün, Dörtyol ve Erzin yöresinde ve Samandağ yöresinde yaş sebze, meyve ve seracılık olmakla birlikte tüm yaş meyve yetiştiriciliğin temelini oluşturan fidan yetiştiricili ile Antakya’ya bağlı Fidanlı Köyünde fidan yetiştirme önemli yer tutmaktadır. Tarımsal üretime bağlı olarak Antakya ve ova ilçelerinde Pamuk çırçır, prese, iplik, pamukyağı ve zeytinyağı fabrikaları, un fabrikalarının, tarım alet ve makineleri yapımı yönünden gelişmiştir
 Tarım İl Müdürlükleri; bünyesinde kurulan Organik Tarım Timleri üreticileri eğitmek ve müteşebbis ve işletme denetimlerini yapılmış organik üretim gerçekleştirilmiştir.

HATAY İLİ YEMEKLERİ




hatay yemekleri resimleri



















HATAY YÖRESEL YEMEKLERİ
Hatay'da yörenin güzellikleri, şekilleri, tatları, renkleri mutfağa yansıtılmış olup, oldukça zengindir. Bunlardan Oruk, Öcce, Ekşili Börülce, Beyaz Kabak Boranisi, Cevizli Biber (Muhammara), Bakla Ezmesi, Humus, Nazlı Et Yemeği ile Peynirli Künefe ve Taş Kadayıf tatlıları damak zevkinizin çeşitliliğini arttıracaktır. Hatay'dan Yemek Tarifleri Kuzu etli patlıcan söğürme Malzemeler: 400 gr. kuzu eti 1 adet kuru soğan 3 adet domates 150 gr. tereyağı 1 kg. patlıcan 1 yemek kaşığı pul biber 5 diş sarımsak Hazırlanışı: Patlıcanlar yağda veya ızgarada bütün olarak pişirilir. Sıcakken kabukları soyulur ve ince ince kıyılır. Pul biber ilave edilir. Bir tavada kıyılmış soğan ve sarımsak tereyağında kavrulur. Kuzu eti ilave edilir ve suyunu çekene kadar 20 dakika pişirilir. Domatesler de eklenir 10 dakika daha pişirilir. Servis tabağına patlıcanlar konur üzerine etli karışım ilave edilir. İstenilen şekilde süslenerek servis edilir. Yörük kebabı Malzemeler: 600 gr. kuzu kuşbaşı et 2 su bardağı erişte 3 adet domates 3 yemek kaşığı margarin 1 su bardağı bezelye 1/2 demet dereotu 1 adet enginar 10 adet mantar 1 adet soğan 4 adet yeşil biber 1 su bardağı kaşar rendesi Hazırlanışı: Kuşbaşı et, ufak ufak doğranmış soğan ile birlikte kavrulur. Küp küp doğranmış mantarlar ilave edilir. Daha sonra sırasıyla yeşil biber, enginar, domates ve bezelyeler eklenir. Diğer tarafta erişte tuzlu ve hafif yağlı suda makarna gibi haşlanır. Yağlanmış tepsiye önce kavrulmuş et ve sebzeler daha sonra erişteler düzgünce yerleştirilir. Tepsinin üzeri alüminyum folyo ile kapatılarak 180 dereceye ayarlanmış fırında 15 dakika pişirilir. Servis yapmadan önce üzeri kaşar rendesi ve dereotu ile süslenir. Tahinli patlıcan Malzemeler: 6 adet patlıcan 1 su bardağı tahin 1 adet limon 3 diş sarımsak 1 yemek kaşığı margarin Maydanoz kırmızıbiber tuz Hazırlanışı: Patlıcanlar orta hararetli fırında közlenir. Kabukları sıcakken soyulur ve iyice ezilir. Tahin, dövülmüş sarımsak, tuz ve limon suyu karıştırılır ve patlıcanlara ilave edilir. Servis tabağına alınan patlıcanların üzerine yağda kızdırılmış kırmızıbiber dökülür. Maydanoz ile süslenerek servis edilir. 
 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 52 ziyaretçi (138 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=