Selâmün_aleyküm
  Cankiri
 

ÇANKIRI 

ÇANKIRI 1978


 
ÇANKIRI’NIN GENEL ÖZELLİKLERİ, ÇANKIRI’NIN YÜZÖLÇÜMÜ, ÇANKIRI’NIN PLAKA NUMARASI
Yüzölçümü: 8.454 km²
 


Nüfus: 279.129 (1990)
İl Trafik No: 18

Yılın yarısında karlarla kaplı yüce dağları, topraklarının üçte birini kaplayan ormanları, kamp, karavan, yaya ve atlı yürüyüş, bisiklet, FOTOĞRAFğrafçılık ve avcılık gibi pek çok turizm çeşidine elverişli yaylaları, zengin termal kaynakları ve içmeleri, yüzyıllardır yaşatılan kültürel değerleri, sevecen insanları ve geleneksel konukseverliği ile doğayla baş başa kalmak ve şehir hayatından uzaklaşmak isteyenler için idealdir.

ÇANKIRI’NIN İLÇELERİ

Çankırı ilinin ilçeleri; Atkaracalar, Bayramören, Çerkeş, Eldivan, Eskipazar, Ilgaz, Kızılırmak, Korgun, Kurşunlu, Orta, Ovacık, Şabanözü ve Yapraklı’dır.
 
Yapraklı: Çankırı’ya 32 km uzaklıkta bulunan Yapraklı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde panayırıyla ünlüydü. İlçe sınırları içersinde bulunan Büyükyayla 1600-1700 metre yükseklikte bir turizm ve doğa cenneti gibidir.

ÇANKIRI’NIN COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ

İç Anadolu Bölgesinin kuzeyinde İç Anadolu ile Batı Karadeniz geçiş alanında bulunan Çankırı ilinin denizden yüksekliği 723 metredir. İlin kuzey sınırındaki dağlar aynı zamanda en yüksek kesimini teşkil eden Kuzey Anadolu dağlarının ikinci sırasındaki Ilgaz Dağlarıdır. İl sınırları içindeki akarsuların en büyüğü, aynı zamanda ülkemizin en uzun nehri olan Kızılırmak’tır.

İlin ormanları başta Ilgaz ilçesi olmak üzere Eldivan, Elaman, Eğriova, Düvenlik, Işık Dağı, Ilısılık, Yapraklı, Sarıkaya, Karakaya ve Erikli dağları ve çevresindedir. İldeki bitki örtüsünün üst florasını oluşturan iğne yapraklı ağaçlar, özellikle karaçam, sarıçam, ardıç, meşe, ladin ve köknar gibi orman ağaçlarıyla ahlat ve kızılcık ağaçlarıdır. Ayrıca akarsular boyunca söğüt ve kavak ağaçları ile zengin meyve bahçelerine rastlanmaktadır.
 

İlde İç Anadolu Bölgesi’nin kara iklimi egemendir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçmektedir. En sıcak aylar Temmuz ve Ağustos, en soğuk aylar Ocak ve Şubat’tır.

çankırı

ÇANKIRI’NIN TARİHİ

Çankırı’da Neolitik Devirden (M.Ö.7000-5000) bu yana kesintisiz bir yerleşimin varlığı bilinmektedir.
Çankırı sırasıyla Hitit, Frig, Kimmer, Pers, Büyük İskender, Roma, Bizans, Selçuklu, Danişment, Candaroğlu ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır. Bizans Döneminde Germanikopolis ve Gangra, daha sonraları Kengri olarak adlandırılan İl, Cumhuriyet Döneminde Çankırı adını almıştır.

ÇANKIRI’NIN CAMİLERİ VE ÇANKIRI’NIN TÜRBELERİ

Çankırı’da buluna türbeler Emir Karatekin Bey Türbesi ve Hacı Murad-ı Veli Türbesidir.
Taş Mescit: (Cemaleddin Ferruh Darülhadisi) Çankırı’da Selçuklu Dönemi’nden kalma en önemli yapıdır. İki ayrı yapıdan oluşan eserin şifahane kısmı, Anadolu Selçuklu Hükümdarı Keyhüsrevoğlu I. Alaadin Keykubat zamanında Çankırı Atabeyi Cemaleddin Ferruh tarafından Miladi 1235 yılında yaptırılmıştır. Şifahaneye 1242 yılında bir de darulhadis kısmı ilave edilmiştir.
Yapının plastik sanatlar bakımından önemi ise, üzerinde yer alan iki adet figürlü parçadan meydana gelmektedir. Bunlardan biri sürekli yayınlara konu olmuş ve üzerinde durulmuştur. 100×25 cm ebatlarındaki bu kabartmanın özelliği, gövdeleri birbirine dolanan iki ejder (yılan) motifidir. Ejderlerin başları birbirine karşılıklı gelecek şekilde biçimlendirilmiştir. Günümüzde “Tıp Sembolü” olarak kullanılan kabartmanın orjinali kaybolmuş olup aslına uygun olarak yaptırılan yenisi yerine konulmuştur.
çankırı
Halk arasında su içen yılan olarak da isimlendirilen ikinci parça diğerinin aksine alçak kabartma şeklinde olmayıp başlı başına bir heykel görünümündedir. Darulhadis’te kullanılan gözenekli taştan yapılmış olan parça kupa şeklinde olup gövdesine bir yılan sarılmakta ve üst kısmında uzantı yaparak sonuçlanmaktadır. Bu motif ise günümüzde “Eczacılık Sembolü” olarak kullanılmakta ve halen Çankırı Müzesi’nde sergilenmektedir.
Büyük Camii: (Ulu-Sultan Süleyman Camisi) Mimar Sinan Dönemi eserlerinden olan cami, Büyük Osmanlı Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Sadık Kalfa tarafından inşa edilmiştir.
ÇANKIRI’NIN MEDRESELERİ
Osmanlı Döneminde, ülkenin her tarafında olduğu gibi Çankırı’da da okumaya ve ilme büyük önem verilmiş ve birçok medrese kurulmuştur. Bugün Büyük Camii’nin doğusunda bulunan Çivitçioğlu Medresesi ile Buğday Pazarı Camii bahçesindeki Buğday Pazarı Medresesi XVII. yüzyıldan günümüze kadar ulaşan eserlerdendir.

ÇANKIRI’NIN MİLLİ PARKLARI VE ÇANKIRI’NIN KORUNAN ALANLARI

Ilgaz Dağı Milli Parkı
Kastamonu – Ilgaz Dağı Milli Parkı

 
Yeri: Batı Karadeniz Bölgesinde, Çankırı ve Kastamonu il sınırları içerisinde yer almaktadır.
Ulaşım: Milli Park alanına Çankırı-Kastamonu Devlet Karayolu ile ulaşım sağlanmakta olup saha Kastamonu’ya 45 km.,Ankara’ya 200 km. uzaklıktadır.
Özelliği: Orta Anadolu’dan Kuzey Anadolu’ya geçiş kuşağında yükselen Ilgaz Dağlık yöresinin arazi yapısı genellikle serpantinler,şistler ve volkanik kayaçlardan meydana gelir. Sahada yer yapısı kadar dağ oluşum hareketleri yönünden de ilgi çekici örnekler bulunmaktadır. Ülkemizin en uzun ve en hareketli kırık hattı olan kuzey Anadolu fayı,Ilgaz Dağının güney eteklerinden geçer. Ayrıca saha değişik karakterde vadiler sırtlar ve doruklardan meydana gelir, üstün peyzaj güzellikleri sunan jeomorfolojik yapıya sahiptir.
Ilgaz Dağının eteklerinden doruklarına doğru gelişen karaçam, sarıçam, göknar hakim ağaç türlerinden meydana gelen bitki örtüsü, zengin ormanaltı topluluğu ile desteklenmektedir. Bol ve bütün yıl akışlı akarsuları ile zengin bitki örtüsünün oluşturduğu şartlar karaca, geyik, yaban domuzu, kurt, ayı, tilki gibi yaban hayatı türlerine uygun yaşama ortamı sunmaktadır.
Milli Parkın diğer önemli bir kaynağı da kış sporları imkanıdır. Ilgaz Dağının bu doğal ve rekreasyonel kaynakları ana özelliğini oluşturur.

ÇANKIRI 1915
Görülebilecek Yerler: Ilgaz Dağının yer yapısı ve dağ oluşumu hareketlerinin ilginç ve ilgi çekici örnekleri ziyaretçileri çeker özelliktedir. Ayrıca Milli Park sahası içerisindeki değişik bitki zenginliği ve peyzaj değerlerini sunan vadiler ve sırtlar mutlak görülmesi gerekli yerlerdir. Milli Parkın kayak sporu yapma imkanı sunan Ankara Konağı da önemli bir değer noktasıdır.
Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Ankara il merkezine en yakın kayak sporu merkezi bu Milli Park içerisindedir. Ayrıca sahada ziyaretçilerin doğal yürüyüş,çadırla ve karavanla kamp yapma olanağı ile günübirlik aktiviteleri için uygun olanaklar mevcuttur.
Milli Park sınırları içindeki Baldıran vadisinde alabalık üretme istasyonu ve avlanma göletleri hizmete açıktır. 15 Haziran-15 Eylül tarihleri arasında ziyaretçiler bu sahada sportif olta balıkçılığı yapabilecekleri gibi isteklerine göre üretim istasyonundan balık alma imkanına sahiptirler.
Milli Parka gelen ziyaretçilerin yeme-içme ve konaklama ihtiyaçlarını karşılamak üzere park içinde bir otel ,idari müze ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne ait eğitim tesisleri bulunmakta, ayrıca Milli Parkta kış sporları için Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’nün Tele-Sandalye Tesisi bulunmaktadır.
Tabiat Anıtları (Dokuzkardeşler Çamı)
Çankırı – Dokuzkardeşler Çamı
Yeri: Çankırı
Özelliği: 200 yaşında, 25 m.boyunda 2.8 m. çapında karaçam.
Tesis Tarihi: 29.09.1994

ÇANKIRI’NIN YAYLALARI

Büyük Yayla (Yapraklı) ve Kırkpınar Yaylası (Ilgaz) önemli yaylalarıdır.
ÇANKIRI’NIN MAĞARALARI
Çankırı’nın yaklaşık 20 km doğusunda yer alan Tuz Mağarası, kayatuzu yataklarının işletilmesi maksadıyla açılmış olup bugün nispeten dar girişinin devamında modern karayolu tünellerini andıran birçok galeriden meydana gelmiş ilginç ve büyük bir mağaradır.
ÇANKIRI’NIN KUŞ GÖZLEM ALANI
Ilgaz Dağları

ÇANKIRI’NIN SPORTİF ETKİNLİKLER İÇİN AYRILAN ALANLARI

Kayak Merkezi: Ilgaz Dağı Milli Parkı sınırları içerisinde kayak merkezi bulunmaktadır.
Ilgaz Kayak Merkezi
Kastamonu – Ilgaz
Karadeniz Bölgesi, Kastamonu ve Çankırı illeri sınırında zirvesi 2850 m. olan Ilgaz Sıradağları üzerinde, Ilgaz Milli Parkı içerisinde yer alır. Kış turizminin yanı sıra, sahip olduğu doğal güzellikleri ile dört mevsim turizme elverişlidir.
Ulaşım: Kastamonu’ya 40, Çankırı’ya 73, Ankara’ya 203 km, İstanbul’a 475 km.dir. Kayak Merkezine, İstanbul-Kastamonu’ ya karayolu ile Ankara-Kastamonu karayolunun kesiştiği noktada yer alan Ilgaz yerleşme bölgesinin yaklaşık 25 km. kuzeyinden ayrılan mevcut yolla ulaşılabilir. Merkeze en yakın havaalanı 203 km. uzaklıktaki Ankara Esenboğa havaalanıdır. Şehir merkezinden kayak tesislerine tur otobüsleri ve özel araçlarla ulaşmak mümkündür.
Coğrafya: Karasal İklime sahip bölgede hakim rüzgar yönü kuzey-kuzeybatı yönlerindedir. Kayak mevsimi Aralık ayında başlayıp Nisan ayına kadar sürer. Kar kalınlığı 50-200 cm. dir. Kayak pistleri 1800-2000 m yükseklikleri arasındadır.

Konaklama ve Diğer Hizmetler:Kayak Merkezinde 5 adet devlet konukevi, 2 adet otel bulunmaktadır. Tesise 3 km. uzaklıkta bir otel daha bulunmaktadır. Tesislerde sağlık hizmetleri, kayak dersi ve kayak malzemeleri hizmetleri bulunmaktadır. Ayrıca 2001 yılı başında Bostan mevkiinde 5 yıldızlı, 320 yatak kapasiteli bir otel ve 88 apart daireden oluşan bir kompleks hizmete girmiştir.

Mekanik Tesisler ve Pistler:Kayak merkezinde bir adet çift iskemleli telesiyej tesisi ile 1 adet teleski tesisi bulunmaktadır. 700 m. uzunluğundaki telesiyej tesisi 700 kişi/saat kapasitede, 950 m. uzunluğundaki teleski 1000 kişi/saat kapasitededir. Tesise 3 km uzaklığındaki özel otele ait 300 uzunluğunda babylift tesisi bulunmaktadır.
Avcılık: İl genelindeki ormanlık alanlarda çok miktarda yaban domuzu bulunmakta ve yılın her mevsimi avlanabilmektedir. Kurt, tilki, tavşan, keklik, bıldırcın gibi av hayvanları da sezonluk olarak avlanabilmektedir.
ÇANKIRI’NIN MÜZELERİ

Çankırı Müzesi: Çankırı Müzesi’nde Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Firig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerinin sergilenmesi ve tanıtımı yapılmaktadır.

Müzenin teşhir salonunda arkeolojik ve etnolojik eserler birlikte sergilenmektedir. Arkeoloji bölümünde Eski Tunç, Hitit, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler bulunmaktadır. Etnografya bölümünde ise Çankırı ve çevresine ait çeşitli dokumalar, el işlemeleri, hat sanatı örnekleri, baskı kalıpları, kıyafetleri, silahlar, süs eşyaları ile günlük hayatta kullanılmış olan çeşitli eserler teşhir edilmektedir.

Müze Tel : (+90-376)213 02 04
Adres : Atatürk Bulvarı 100. Yıl Kültür Merkezi Kat: 2
ÇANKIRI’NIN ÖREN YERLERİ

Cendere (Salman) Höyük: Ilgaz ilçesinin güneydoğusunda, Çankırı-Kastamonu karayolunun kenarında bulunan Cendere Köyü’ndedir. Bölgedeki anıtsal yapılar, Devrez Çayının güneyinde kayalık, yüksekçe bir tepenin doğuya bakan yamaçlarındadır. Burada çok sayıda insan eliyle oyulmuş mağaralar, kaya mezarları, kaya kilisesi olabileceği tahmin edilen tapınak ve amacı tam olarak bilinmeyen oyuklar bulunmaktadır. Burasının, dini törenlerin yapıldığı ve muhtemelen Höyükle bağlantılı, kutsal kabul edilen alanlardan olduğu tahmin edilmektedir. Kaya tapınakları, ulaşım yollarının geçtiği sarp ve dar geçitlere, kervanların, talancı eşkıyadan korunması amacıyla ibadet ve dua etmek için yapılmıştır.

Sakaeli Kaya Mezarları: Genel olarak Roma ve Bizans Dönemlerine ait olduğu tahmin edilen bu mezarlar, Çankırı’ya 69 km mesafedeki Orta ilçesinin 8 km kuzeydoğusunda yer alan Sakaeli Köyü’ndedir.

Çankırı Kalesi: Şehrin kuzeyinde küçük bir tepe üzerine kurulmuştur. Romalılar, Bizanslılar, Danişmentliler, Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerinde sağlamlığıyla ünlü yapıdan günümüze, birkaç sur kalıntısından başka bir şey kalmamıştır.
ÇANKIRI’YA GİDİNCE NE YİYELİM?

Çankırı’nın yöresel yemekleri etli hamur(mantı), tarhana çorbası, gözleme, cızlama, güveç, pıhtı, harmandaşı, fit fit aşı, cevizli hamur, çeç böreği, mıhlama, keşkek, çalma, çekme helvası, baklava olarak sayılabilir.

ÇANKIRI’YA NE İLE NASIL GİDİLİR?
Karayolu: İstanbul’u Doğu Anadolu ve Karadeniz’e başlayan E-80 karayolu Çankırı ilinden geçmektedir. Otobüs terminali kent merkezindedir.
Otogar Tel : (+90-376) 213 12 17
Demiryolu: Demiryolu ile Ankara ve Zonguldak illerine ulaşım imkanı bulunmaktadır. Gar kent merkezindedir.

İstasyon Tel : (+90-376) 213 13 19

Havayolu: Çankırı iline, Ankara Esenboğa havalimanı(130 km) vasıtasıyla havayolundan ulaşım imkanı bulunmaktadır.
ÇANKIRI’YA GİDİNCE NELER YAPILIR? YAPMADAN DÖNMEYİN!
Kış aylarında Doruk Mevkiinde kayak yapmadan,
Ilgaz Dağı Milli Parkını görmeden,
Çankırı Müzesini gezmeden,
…Dönmeyin.
 
ÇANKIRI TARİHİ VE TARİHİ ESERLERİ
ÇANKIRI İLİ TARİHİ
 ÇANKIRI ADININ KAYNAĞI 
ÇANKIRI RESİMLERİ
ÇANKIRI FOTOĞRAFLARI
ÇANKIRI TARİHİ
ÇANKIRI DÜNÜ BUGÜNÜ
ÇANKIRI
çankırı tarihi esrleri
çankırı resimler
çankırı fotoğraflar
çankırı manzaralar
çankırı görüntüler
çankırı video
çankırı yaren
çankırı haber
çankırı spor
çankırı yemekleri
çankırı turizm
çankırı konaklama
çankırı otel
çankırı pansiyon
çankırı yurt
çankırı konut
çankırı emlak
çankırı araç
çankırı kiralık
çankırı satılık
çankırı arsa
çankırı eğitim
çankırı okul
çankırı lisesi
çankırı sağlık
çankırı hastahanesi
çankırı iklim
çankırı coğrafya
çankırı ulaşım
çankırı haritası
çankırı nüfus
çankırı ekonomi
çankırı sanayi
çankırı ticaret
çankırı tarım
çankırı hayvancılık
çankırırı doğa
çankırı gezi
çankırı tatil
çankırı dernek
çankırı dağları
çankırı akarsuları
çankırı
Çankırı’ya MÖ. Ankara ve çevrecinde oturan ve bir aralık burasını merkez yapan Galatlar zamanında "Gangrea" adını verilmiştir Bu isim bu güne kadar insanların dilinde değişikliğe uğrayarak gelmiştir. Önceleri "Cancari", daha sonra Garacalla paracı üzerinde "Gangaris” diye kullanılan Çankırı adını temsil eden bu kelimenin Paflagonya dilinde:
 

 "Keçili Bol Ülke" olarak geçtiğini, bu adın tiftik keçisinin yetiştirilmesine uygun oluşu ve keçilerin otlamasına elverişli bitki örtüsüne sahip bulunuşu sebebiyle, adı geçen toplumun çobanları tarafından bu adın verildiği ileri sürülmekledir, Fakat İslami Ansiklopedisi’nde ve Hacı Şeyhoğlu Hasan Efendinin eserlerinde "Ganpara" ve "Gangra" adları ile geçtiği bilinmektedir. Bazı kaynaklar. Romalılar devrinde bu adın verildiğini iddia etmekle ve yine bu dönemde 
 

"Ganpara" olarak söylendiği görülmekledir. Bazı batılı kaynaklarda "Can cara" ve "Han Cara” olarak geçmektedir. Roma imparatoru Septimus Severius’un adına basılan paralarda Çankırı'ya; “Tanrılar Ocağı" adı verilmiştir. Roma dilinde Çankırı, "Gangra" ve “Germanikapolis" diye adlandırıldığı bilinmekledir. Kalesinin sağlamlığı ile anıldığı bir dönemde, Selçuklular zamanında Emir Karatekin tarafından fethedilmesiyle "Kangırı" adını alan şehrin ismi. Osmanlı imparatorluğu döneminde "Kangırı", "Gangra". "Kengeri". "Kangri" olarak geçmektedir.
 

Halk arasında bugün dahi Çangırı" biçiminde söylenmekte ve Cumhuriyetin ilk yıllarında "Kangri" şeklinin Çankırı şeklinde kabulü o zamanki Çankırı mebuslarından Ahmet Talat, Mehmet Rıfat ve Yusuf Ziya beylerin, 9 Nisan 1925 tarihinde TBMM ne verdikleri bir takrir üzerine, Hükümetçe yapılmıştır. EFSANELERDE ÇANKIRI Koma devri, Deniz Tanrısı olan Poseidon’un oğlu Nikostratos’un, Paflagonya dağlarında çobanlık yatırken, bu yöreyi beğenerek yerleştiği ve o sırada doğurmuş olan keçisine koymuş olduğu adı aynı zamanda bu şehre verdiği belirtilmektedir. 
 

Bir efsaneye göre, bölgede Bizans artığı çok kilise varmış. Çan sesleri tüm yaylaya yayılır, ta uzaklardan duyurulmuş. Diğer yandan Çankırı adı üzerine halkın da söyledikleri var. Şehir halkı daha çok ticaretle uğraşıp develerle mal taşıyarak kervan düzerlermiş. Çankırı ve çevresinde, dağ, taş, ova, bayır, deve çanlarıyla çın çın inlermiş. Bu yüzden şehre “Çankırı" demişler.

 TARİH ÖNCESİ ÇANKIRI 
Bugüne kadar yaygın bir şekilde ilmi ve arkeolojik kazıların yapılmamasına rağmen, çevrede bulunan höyük ve kümülüslerdeki satıh buluntuları Çankırı'da Neolitik Devirden (MÖ. 7 000- 5 000) bu yana kesintisiz bir iskanın varlığını ortaya koymaktadır. Çankırı'nın, yazılı kaynaklar Öncesi hakkında bilgimiz, olmamak la beraber, ilk halkının Hatti, Luvi Arzavalılar olduğu sanılmakladır. 
 ORTA ÇAĞ DÖNEMİNE KADAR ÇANKIRI MÖ.3 
 
yüzyıllarında. Tunç Devri sonlarında, Asur ticaret kolonilerinde, Kültepe tabletleri Hatuşaş ve Kaniş gibi şehirlerin adlarına yer verdiğine göre; bu dönemde Çankırı'yı da içine alan Proto (Ön-İlk) Hititlerle temasının var olduğu ve Çankırı tarihinin çok eskilere dayandığı anlaşılmaktadır. Özellikle Eski Tunç Devri'ne (MÖ. 3000-2000) ait yerleşimlere bütün bölgede rastlanıldığı gibi, 
 

Kızılırmak çevresi ile bu akar suya karışan önemli akarsu boylarında, pek çok, Hitit iskanı yer almaktadır. Ilgaz İlçesi'ne bağlı Salman Höyükte yapılan kazılar, İnandık Köyünden çıkarılan eserler, Hitit Devleti'nin eski krallık dönemi hakkında önemli bilgiler vermektedir. MÖ. 1900 yıllarında Nesaş Beyi olarak geçen Anittaş'ın, Hattuş merkez olmak üzere kurduğu Hitit Devleti sınırları içinde Çankırı'nın da yer alması gerekir.
 

 Zira Ilgaz,Tosya ve Çerkeş çevresinde yapılan kazılar sonunda ortaya çıkan çanak ve çömleklerin toprağının, ormanlık bir arazinin toprağı olduğunu gösterdiği gibi kırmızı-gri, beyaz boyalı çömleklerin de eski krallık dönemi eserleri olduğunu ispatlamaktadır.I. Murşil Devri ile ilgili tabletlerde. Tilura Şehri'nden bahsedilmektedir. Bu şehrin, bilim adamları tarafından Çankırı'nın kazası olan Kurşunlu yöresi, olduğu belirtilmektedir.
 

 Çankırı'nın güneyindeki höyükten çıkan tapınak ile İnandıkta dini bir ayini gösteren vazo; Hitit eski krallık dönemi buluntularıdır. MÖ.13.asırda, 3.Hattuşil (Kadeş Andlaşmasını imzalayan) döneminde, Hitit sınırlanılın kuzeyinde oturan Kaşkatılarla, Tiliura'da (Kurşunlu yöresi), bir antlaşma yapıldığını belirten bir tablet, Boğazköy'de bulunmuştur. Antlaşmaya göre; Kaskatıların Devrez Çay'ını geçmeleri yasaklanmıştır.
 

 Hatta Askeri veya sivil Kaşkalılar'ın bu şehre girmesinin suç kabul edilip cezalandırılacağı, sınırda yerleşmiş olan çiftçi ve çobanların. Kaskatılarla bir antlaşma yapması halinde, cezalandırılacakları da antlaşmada yer almaktaydı. MÖ.1200 yıllarında Balkanlar'dan geldiği talimin edilen Frigyalılar ile Yunanistan'a gelip, yerli halk olan Akalan Anadolu'ya süren Dorlar (Ki, Deniz Kavimleri adı ite anılmaktadır)'ın baskısı sonucunda,
 

 Frigya ve Akaların saldırıları sonucunda, Hititlerin eski krallığına son verildiği gibi, Çankırı ili de bir süre Frigyalıların hakimiyetine girdi. Bu dönemlerde Paflagonya (Paphlagonia) adı ile geçen Çankırı'yı da içine alan Karadeniz Bölgesi'ne, Kaşkaların Hititlerle birlikte doğuya doğru çekilmesi üzerine Akalar, Amazonlar gibi çeşitli kavimler geldiler. Birbiri arkasından gelen bu küçük topluluklardan bir tanesi de Paphlagonialar'dır.
 

 Heradot, Paphlagonialar hakkında yazdığı tarihte, çobanlıkla uğraştıklarını ve Perslere vergi ile bağlı satraplıklardan (illerden) biri olduğunu kaydetmektedir. Kısmen bağımsız olarak hayatlarını devam ettiren Paphlagonia yöresi halkının yaşadığı bölge MÖ.7. yüzyıl ortalarına kadar, Trakya'dan gelen Bitinyalılar ile Kafkasya'dan gelen Kimmerler'in istilalarına karşı koyamamışlardır. 
 

MÖ. 6. yüzyıl ortalarına kadar bir asır hüküm süren Kimmerler'i kovan Lidyalıların hakimiyetine boyun eğmişlerdir. MÖ. 6. asrın sonlarında da Lidyalıların hakimiyetine son veren, Pars Kralı Kiros (Krus). Çankırı ilini ele geçirmiştir. Paphlagonia halkı, Persler'in yanında yer alarak Yunanlılara karşı, Pers Savaşları'na katkıda bulunmuşlardır. MÖ. 2. asır sonlarında, Milridates tarafından Ilgaz çevresinde merkez Sinop olmak üzere Pontus Krallığı kurulmuştur.
 

 Çankırı'nın bir yerleşim merkezi oluşu bu dönemdedir ve Makedonya Krallığına, yani Büyük İskender'e bağlanmıştır. Galatların hakimiyeti, Büyük İskender'in kurduğu imparatorluk parçalandıktan sonra, Selevki (Selevkos)lere bağlı olarak devam etti. Selevkiler, Pontus Krallığı, Bitinya ve Bergama Krallıklarının mücadelelerine sahahne olan Çankırı, MÖ. I. asırda Romalıların eyaleti oldu. Roma İmparatora Sezamı öldürülmesinde rol oynayan Galatya Kralı Deitaros döneminde. Çankırı Kalesi ve şehrin onarıldığı sanılmaktadır.
 

MS. 395'te Roma İmparatorluğu ikiye ayrıldığında Çankırı'da Doğu Roma İmparatorluğu'na bağlandı. Bizans idaresi altında Paphlagonia; Pontus veya Plaimcncs Teması olarak geçer. Gerek Roma impara torluğu parçalanmadan ve gerekse parçalandıktan sonra, Hristiyanlığın dini merkezlerinden biri olduğu gibi, Ankara ile yol bağlantısı sebebiyle önemli bir ticaret merkezi de olmuştur.Bizans döneminde, Çankırı Kalesi, eski kale kalıntıları üzerine yeniden inşa edilmiştir. 
 

Bu gün harabe bir durumda olan kaledeki tüneller, kaya mezarları, Bizans mimarisi özelliği taşımaktadır. Bizans döneminde Çankırı yöresi. İranlı Sasaniler'in bir kaç kere hücumlarına maruz kalmıştır. Sasani Devleti'ni yıkan Araplar (Emeviler) 711, 727 ve 731 yıllarında saldırılar düzenlemişlerse de Çankırı kalesinin sağlam bir yapıda oluşu fethi engellemiştir. 1071 Malazgirt Savaşı ile aralanan Anadolu kapılarından yurt edinilmek üzere giren Türkler, birkaç koldan saldırıya geçmişlerdir, 1075'le İznik'i alarak.
 

 Anadolu Selçuklu Devleti'nin temellerini atan Süleyman Şah'a bağlı kuvvetlerden Melik Danişmend Ahmet Gazi'nin emiri olan Karatekin (Karategin- Karatigin). Çankırı'nın fethini gerçekleştirdi. Artuk Bey ile Ahmet Gazi'nin yakın arkadaşı olan Emir Karatekin 1074 tarihinde Çankırı'yı fethetti. Süleyman Şah'a bağlı olarak 1085'te Sinop'u alarak beylik sınırlarını genişletti.
 

 Hatla bir ara. Melik Şah'a karşı bağımsız bir hükümdar gibi hareket eden, Anadolu Fatihi Süleyman Şah'a yardım etmiş ve 1078'de, Büyük Selçuklu Hükümdarı Melik Şalı'm, Anadolu beylerini cezalandırmak için gönderdiği Emir Porsuk'un yenilenmesine yardımcı olmuştur. Hatla 1091'de Emir Bozan yönetimindeki kuvvetlere karşı da Süleyman Şah'ın yanında yer almıştır.
 

 Sinop'u terk ederek Çankırı'ya çekilen Emir Kıratekin'inin, ne zaman öldüğü hakkında kesin bir bilgimiz bulunmamaktadır. Çankırı Kalesi'nde bulunan Karatekin'in Türbesi, Çankırı halkının daimi ziyaret etliği önemli tarihi yerlerden biridir.Çankırı, 1099 tarihine kadar Türklerin elinde kalmıştır. Anadolu Selçuklu hükümdarı I.Kılıç Arslan ile birlikte Danişmendli Beyliği idarecisi Emir Gazi Gümüştegin'in.
 

 Antakya Haçlı Kontu Bohemond'u esir alması üzerine, 1101 tarihinde yeni bir ordu ile saldırıya geçen Haçlı kuvvetleri, Ankara ve Çankırı'ya saldırdılar. Raymond de Toulouse'nin idaresindeki kuvvetler, Çankırı'nın mükemmel müdafaası karşısında Kastamonu'ya yönelmek zorunda kaldılar. Fakat bu arada arka arkaya Bizansın saldırılarına karşı koyamayarak,1106 tarihine kadar Bizans yönetimine girdi. Danişmend Emiri Gazi Gümüştegin tarafından geri alındı ve Türklerin oldu.
 

I.Haçlı Seferi, Anadolu'yu oldukça yıpratmasına rağmen Danişmendoğullan Beyliği bu seferlerden Anadolu Selçuklu Devleti kadar zarar görmemişti. Bu yüzden Anadolu Selçukluları ile Danişmendlilerin mücadeleleri Bizansın işine yaradı. 1132'de Bizans hakimiyetine tekrar girdi. Fakat bir sene sonra 1133 ’te Emir Gazi Gümüş Tegin tarafından tekrar geri alındı. Gümüş Tegin'in ölümü ile Danişmenli Beyliğinde oğullar arasında mücadele başladı. Bir yandan da Anadolu Selçuklu Hükümdarı Sultan Mesutla bu mücadele devam etti.
 

 Bizans imparatoru Çankırı önlerine gelerek karışıklıktan yararlanmak isledi. Bu durum karşısında Mesud ile Danişmemdli tahtına sahipMuhammed birleşerek Komnennos'u geri çekilmeye mecbur ettiler. Takviye edilmiş kuvvetlerle 1135'te yeniden saldırıya geçen Bizans imparatoru, Çankırı Kalesini kuşattı ve Türkler, üstün düşman güçleri karşısında kaleyi teslim etmek zorunda kaldılar. Fakat Bizans İmparatoru çekildikten sonra kaleyi geri aldılar. l.Mesud'un oğlu 2.Kılıç Arslan hükümdar olmakla beraber, kendisi ne bağlı olmak üzere diğer oğlu Şahinşah'a Ankara, Çankırı ve Kastamonu yörelerini vererek yönetime bir süre devam edildi. Fakat l .Mesud'un ölümü sonrası kardeşler arasında taht kavgalarının olduğu bir dönem başladı. Şahin Şah kardeşi 2.Kılıç Arslan'a karşı Çankırı'da isyan ettiyse de yenildi. 2.Kılıç Arslan'ın yönetimi altına girdi. 2.Kılıç Arslan'ın da ölmeden önce 11 oğlu arasında ülkeyi paylaştırdı. 1192'de Ankara Merkez olmak üzere Kastamonu, Çankırı ve Eskişehir oğlu Muineddin Mesud'a kaldı. Yeniden Kılıç Arslan ölmeden önce başlayan kardeşler mücadelesi, Anadolu Selçuklu Devleti'ni bir süre bunalımlara sürükledi. Ölümünden sonra da kardeşler mücadelesi bir süre devam etti. Rükneddin Süleyman Şah tarafından Muineddin Mesud öldürülünce, 1196'da Konya'ya bağlandı. 1.İzzetlin Keykavus döneminde, Sinop'un zaptı ile Çankırı'nın önemi de arttı.Çankırı'nın en zengin ve refah dönemi l.Alaaddin Keykubal'ın sultanlığı dönemidir. Lalası olan Cemaleddin Ferruh'u Çankırı'ya vali olarak atadı. Kırım'a kadar uzanan ticaret yolu sayesinde Çankırı refah dönemini yaşamıştır. Anadolu'da, Türklerin iskân sahalarının ilklerinden olan Çankırı'da, bugün de aynı ihtişamını koruyan, Taş Mescit adı ile halk tarafından anılan. Vali Cemaleddin Ferruh'un emriyle yaptırılmış olan Şifahane (Hastahane) refah örneklerinden birisidir. Selçuklular döneminden Çankırı'da bir şey kalmamıştır. Şifahane'nin de yalnız Cemaleddin Femhim’in ve ailesinin mezarının yer aldığı taş bina kalmıştır.Selçuklu ve Osmanlılar dönemine ait çok az eser kalmasının sebebi yapılarda taş ve tuğla yerine ormanlık bir bölgede bulunmaları sebebiyle ahşap mimariyi benimsemeleridir. Bunun yanında Çankırı'nın 1. derecede deprem kuşağı üzerinde bulunma sı, yangın gibi felaketlerdir. Cemaleddin Femıh, tarafından yaptırılan Şifahane. tipik Türk-İslâm mimarisinin bir örneğidir. Şifahane'de yer alan kadeh üzerine sarılmış çille yılan motifi, tıp ve eczacılığın simgesi olmuştur. l.Alaaddin Keykubat'ın, tahta geçme hırsı ile dolu olan oğlu 2.Gryaseddin Keybgsrev tarafından zehirlenerek öldürülmesi, iç karışıklıklar, Kösedağ Savaşı'nda Moğollara yenilgi, Çankırı gibi tüm Anadolu Türk şehirlerini etkilemiştir. 1243'te uğranılan bu felaketten kısa bir sûre sonra, 1262'de Moğollara karşı, Çankırı çevresinde de bir isyan başlatılmışsa da başarılı olamamıştır. Bu olay özerine Moğollar tarafından tayin edilen Sinop Valisi Muineddin Süleyman Pervane, Çankırı'yı yağmalayarak cezalandırma yolunu tercih edecektir.l.İzzeddin Keykavus döneminde, Hüsameddin Çoban Bey'in Melik-ül ümeralığı, l.Alaaddin Keykubat devrinde de devam elli. Bizanslılar'a ve Kırım'a yapılan seferlere katılan Çobanoğulları hakkında fazla bir bilgimiz yoktur. Yalnız Moğol Valisi Geyhatu'nun saldırısı sırasında Çobanoğulları soyu, Çankırı ve Kastamonu çevresinde bakini bulunmaktaydı. Emir Çoban lakabı ile anılan, Hüsameddin Alp Yülük (Yüriik)'ün oğlu Muzafferüddin Yavlak Arslan'ın döneminde 1291'de Moğolların hakimiyeti altında bulunduğu sırada Rükneddin Kılıç Arslan. Muzafferüddin Yavlak Arslan'ı kendisine Atabey (Atabeğ) yaparak büküm darlığını ilan etti. Moğollar'ın yardımını gören diğer kardeşi Gıyaseddin Mesud, Rükneddin'e karşı mücadeleye girişti. Mesud mağlup olduysa da, Moğollar tarafından desteklenen Semseddin Yaman Candar'ın kuvvetleri tarafından kurtarıldı. Çobanoğlu Beyi Muzafferüddin de bu çatışmada öldürüldü.Bu başarı üzerine gerek Moğollar ve gerekse Mesud tarafından Şemseddin Yaman Candar'a, Çobanoğulları'nın hakim olduğu topraklar verildi. Böylece Çobanoğulları hakimiyeti sona erdi ve Candaroğulları hakimiyeti Moğollar'a bağlı olarak başladı. Candaroğlu Süleyman Bey; Moğol Beyi Ebu Said Bahadır Han'ın ölümünden faydalanarak bağımsızlığını ilan etmiş, para bastırmıştır(1332). 

 OSMANLI DÖNEMİNDE ÇANKIRI 
ÇANKIRI BÜYÜK CAMİ
Osmanlılarla münasebetleri, Candaroğulları'ndan Kötürüm Beyazıt lakabıyla anılan Celaleddin Beyazıt Bey devridir. Beyazıt Bey, beylik topraklarını oğlu İskender Bey’e vermek istemesi üzerine, babasına karşı isyan eden diğer oğlu Süleyman Paşa, kardeşini öldürdükten sonra, Osmanlı H
ükümdarı l.Murad'a sığındı. Murad Bey'den yardım alan Süleyman Paşa, babası Celaleddin Beyazıt Beyi, Kastamonu çevresinde yenerek Sinop'a çekilmek zorunda kaldı. Böylece beylik ikiye ayrıldı ve Çankırı, Kastamonu'ya bağlı olarak Süleyman Paşa'nın idaresine geçti. Osmanlı baskısı ve himayesine dayanamayan Süleyman Paşa; bağımsızlığını ilan etti. Babası bu durumdan istifade etmek için harekete geçti. Osmanlılarla işbirliği yaparak oğlunun hakim olduğu 
Kastamonu, Tosya, Çankırı ve Ankara'yı geri aldı. l .Murad'la tekrar anlaşan Süleyman Pasa, babasının 1385'de ölümü ile beylik topraklarının tamamına sahip oldu. Önceleri Osmanlı Beyliği ile dostluk ilişkilerini sürdürmekle beraber, daha sonra Sivas Hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmet'le ittifak yaparak. Yıldırım Beyazıt'a karı faaliyet'e geçti.Yıldırım Beyazıt'ın Anadolu Beylikleri'ni ortadan kaldırması karşısında, endişeye düştü. Bu başkaldırı karşısında Yıldırım Beyazıt tarafından cezalandırıldı ve öldürüldü.
ÇANKIRI KAYA
 Çankırı. Kastamonu ve Tosya yöresi de Osmanlı topraklarına katıldı. Sinop’ta bulunan Süleyman Paşa’nın kardeşi Isfendiyar Bey. 1402 Ankara Savaşı'nda Yıldırım Beyazıt'ın Timur’a yenilmesi üzerine eski topraklarını geri aldı. Şehzadeler mücadelesinde de akıllı bir politika izleyerek taraf tutmadı. Çelebi Mehmet'le de dost geçindi. 1416 Eflak Seferi'ne Çelebi Mehmet'e yardım amacıyla oğlu Kasım Beyle birlikte bir birlik gönderdi. Sefer dönünde Kasım Bey, Çelebi Mehmet'ten Çankırı, Kalecik. Tosya ve Kastamonu'nun kendisine verilmesini istedi. Isfendiyar Bey oğluna verilmesi istenen toprakları, Çelebi Mehmet'e verdi. Çelebi Mehmet, kendisine Isfendiyar Bey tarafından verilmiş olan topraklardan Çankırı, Kalecik, Tosya çevresini Kasım Beye verdi (1417).Çelebi Mehmet'in ölümü üzerine( 1421). Isfendiyar Bey, yeniden oğluna bırakmak zorunda kaldığı toprakları almak üzere harekete geçti. Oğlu Kasım Bey'in elinden Çankırı'yı aldı ise de, 
ÇANKIRI KLADEN BAKIŞ
2.Murad Çankırı'yı geri aldı. Bir süre çatışma sürdüyse de 1423'le yapılan andlaşma ile münasebetler dostça sürdürülmeye başladı. 14ITden sonra Çandaroğulları Beyliği'nin. Kasım Bey idaresindeki bölümü Osmanlı Devleti'nin himayesinde bulunmakla beraber, Kastamonu-Sinop bölümü de 1461 tarihinde Fatih Sultan Mehmet tarafından ortadan kaldırılacaktır. 1464 tarihinde Kasım Bey'in ölümü ile Çankırı, Tosya ve Kalecik doğrudan Osmanlı topraklarına katılacak, Çankırı Anadolu Eyaletine bağlı bir sancak beyliği olacaktır. Fatih Sultan Mehmet'in torunu olan 2.Beyazıt'ın oğlu Osman Çelebi Çankırı'da Sancak Bey'i olacaktır. 
ÇANKIRI TAŞ MEKTEP
Osmanlıların yükselme ve duraklama devrinde, doğu seferlerinde Çankırı menzil yerlerinden biri olacaktır. Yükselme devrinde, ünlü Şeyhülislam Ebussuud Efendi bir süre Çankırı Medreselerinde öğretmenlik yapmıştır. İltizam usulü ile vergilerin toplandığı ve yaya, müsellem gibi askerlerin toplandığı ve eğitildiği Çankırı sancağı, duraklama devrinde bozulan ekonomiden etkilenen sancaklardan birisi oldu. Gerek savaşlar ve gerekse kıtlık senelerinin devamının yanında yolsuzluklarda görülmeye başladı. Hatta Kurşunlu'da rüşvet almak isteyen Tımarlı sipahiler ile halk arasında meydana gelen olay karşısında, tımarlı sipahilerin kaçmak zorunda kaldıkları mahkeme kayıtlarında geçmektedir. 
ÇANKIRI TARİHİ EVLERİ
16. Asrın sonlarına doğru tüm Anadolu'da olduğu gibi, Çankırı'da da Suhte isyanı adı ile anılan medrese öğrencilerinin isyanları görüldü. Gönderilen Sancak Beyleri'nin usulsüz vergi toplamaları halkı uzun şiire tedirgin etti. Bu yolsuzluklar 18. yüzyılın ortalarına kadar devam etmiştir. Çankırı 'da son yüzyıl dışında Osmanlı yapısının bulunmayışının sebeplerinden birisi de olaylar arasında tahriplerin sık sık olma sidir. Osmanlılar döneminde, Anadolu Beylerbeyliği'nin 14 sancağından (Vilayet) biri olan Çankırı ili, 1839 Tanzimat Dönemi'nde Kastamonu eyaleti'nin 4 sancağından biri olmuştur. Daha önceki dönemlerde Kütahya ve Amasya'ya bağlı idi. 18.Yüzyıl ortalarında Yozgatlı Çapanoğullarının baskılan halkı bıktıracaktır. Yozgat Mütesellimi iken Çankırı Mutasarrıflığına da sahip olarak gücünü artırmış ve olaylara sebep olmuştur. Osmanlı Devleti'nin Mısır seferiyle meşgul olduğu 1830'larda. Türkmen Kadıkıran lakabıyla anılan Mehmet Efen- dinin isyanı devleti uzun süre uğraştıran olaylardandı. II.Mahmut döneminde Ankara'ya, Tanzimat döneminde önce Yozgat, daha sonra Kastamonu'ya bağı Mutasarrıflık haline getirildi. 
ÇANKIRI BÜYÜK CAMİ
 MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDE ÇANKIRI 
 Birinci Dünya Savaşı yıllarında ve Milli mücadele dönemlerinde, mücadele alanı dışında olduğu için Çankırı tahribe uğramamıştır. Fakat gerek topraklarının verimsizliği ve ticari faaliyetlerden faydalanamamağının yanında, harbin getirdiği mahrumiyetler Çankırı'yı çok yıpratmıştır. Bu arada merkezi Merzifon'da olan Rum-Pontus eşkıyalarının faaliyetleri, Çankırı iline kadar uzanmıştır. Ilgaz Doruk Mevkii'nde bu eşkıyaların jandarma karakolunu basarak, askerleri şehit etmeleri, halkın tepkisine ve Çankırı'da bulunan azınlık Rum ve Ermeniler Arasında 
sürtüşmelerin başlamasına sebep olmuştur, İstanbul’un İngilizler tarafından işgali ile Anadolu'ya geçen milli mücadele yanlılarının Ankara'ya gelişleri sırasında yardımcı olan illerden birisi de Çankırı'dır. Anadolu'ya deniz yoluyla İstanbul’dan kaçırılan silah ve cephanelerin savaş alanlarına emniyet içinde naklinde. Çankırı halkının hizmetleri büyüktür. İstiklal Savaşı başlangıcında. Çankırı ilçeleri ile birlikte tamamen harap ve bakımsız bir halde idi. Buna rağmen, hu harple kendilerine düşen vazifeyi hakkıyla yerine getirmeyi bildiler. Doğrudan doğruya işgal görmediği ve işgal bölgelerinden de oldukça uzak kaldığı için, Çankırı'da 
 
ÇANKIRI GECE
Anadolu'nun düşman tarafından işgaline kaşı teşkilatlanmalar ancak. 1920 senesi Nisan ayından sonra başlamıştır. Bu teşkil ali anmalardan birincisi, 5 Mayıs 1920'de kurulan Çankırı Gençler Mahfeli idi. Çankırılı aydınların öncülüğünde kurulan bu teşkilat spor ve müzik gibi dallarda da faaliyet gösterdiği için oldukça geniş bir taban oluşturmuştur. Buna benzer bir diğer teşkilatta, 12 Temmuz l920 tarihinde Çerkeşte, Çerkeş Gençler Mahfeli adı ile kurulmuştur. Bu teşkilat milli mücadele sırasında oldukça yoğun ve etkili faaliyetlerde bu bulunmuştur. Çankırı ve havalisi, Milli mücadele günlerinde, doğrudan işgale uğramadıysa da yoğun askeri faaliyetlere sahne olmuştur. Bu dönemde Çankırı, deniz yoluyla yapılan ulaşım ve taşıma işlerinde de önem kazandı. Deniz yoluyla, İnebolu limanına yelen Osmanlı ordusu subay ve erleri, burada oluşturulan bir ulaştırma teşkilatı tarafından, önce Kastamonu'ya ve ordan da Çankırı yolu ile Ankara'ya, Batı cephesine gönderiliyordu, İstanbul’dan Kuva-i Milliye Teşkilatı tarafından gönderilen silah ve cephanelerin taşıma işlen de aynı yollardan yapılıyordu. Giderek, buradaki lojistik Faaliyetler yoğunlaştırıldı ve 2 Şubat 1921'de Çankırı'da bir Menzil Nokta Komutanlığı kuruldu. Ulaştırma ve taşıma işlerinde bu komutanlık aracılığı ile sürdürülmeğe başlandı.Çankırı'daki bu lojistik faaliyetler, Sakarya Savaşı sırasında daha büyük bir önem kazandı.
ÇANKIRI MEŞE
 Nitekim, 25 Ağııstos 1921'de Çankırı'da, bir hafta içinde 1.000 yataklı bir askeri hastane kuruldu. Çevre halkının yardımlarıyla donanımı tamamlanan hastane de cepheden gelen yaralıların bakımı yapılıyordu Çankırı'nın bu işe önayak olması, diğer illerin halkını da harekele geçirdi ve kısa zamanda cephe gerisinde önemli bir lojistik ve sağlık hizmetleri ağı kuruldu İnebolu'dan karaya, çıkarılan cephaneler, kahraman analarımız tarafından kağnı ve omuzlarında taşınmıştır. Büyük bir fedakarlıkla yapılan bu hizmetler, heykel, resim ve paralara yansımıştır. Kurtuluş Savaşının Sağlık Bakanı Dr. Rıza Nur. Dışişleri Bakanı Tehim Rüştü Araş, Milletvekili Necati Bey gibi zatlar tarafından anlatılmıştır. Bilhassa Yanığın Emine Abla isimli Kahraman Türk kadını, evladının örtüsünü mermilerin üzerine sererek, "millet malıdır" diye yağmurdan korumuştur.5 Mart 1912'de Çankırı'da oluşturulan bir Amele Taburu'na. yol ve köprülerin tamir ve bakım isleri yaptırıldı. Kışla ve menzil yapımlarında da kullanılan bu tabur, askerlik çağını geçirenlerden ve sakatlardan oluşuyordu. Tabur, Büyük Taarruz'dan sonra dağıtıldı. 
 "ATATÜRK VE ÇANKIRI"
 Osmanlı İmparatorluğu'nun son zamanlarında Anadolu'nun diğer kentleri gibi, Çankırı ve ilçeleri de tamamen harap ve bakımsız bir halde idi. Yetişmiş insan gücünü Balkan ve Birinci Dünya Savaşı’nda yitirmişti. buna rağmen İstiklâl Savaşı'nda vatanın kurtarılması için üstüne düşen her görevi genci, ihtiyarı, kadın-erkek demeden büyük bir gayretle yerine getirmiştir. Çankırı insanın, istiklâl Savaşı’nda gösterdiği üstün gayret, kurtarıcının takdirini kazanmıştır, Bu nedenle her fırsatla Çankırı'yı ziyaret etmeyi arzulayan Ulu Önder, kendilini davet için gelen Çankırı heyetine ziyaret edeceğim bildirdi ve bu ziyaret ile Atatürk, Şapka ve Kıyafet inkılâbını, Çankırı'dan başlatmış, Kastamonu ve İnebolu'da ilan etmiştir
ı. ÇANKIRILIYI TARİF Çankırı Mebusu Ahmet Talat Onay, hatıralarında. Atatürk'ün kaldığı ortaokul'da akşam yemekle aralarında geçen kısa konuşmayı şöyle anlatır:"-Paşam, bu kadar seyahatte bulundunuz, her gittiğiniz yerde bir hususiyet görmüşsünüzdür. Çankırı'da ne gördünüz?" diye sorunca, o büyük adam hiç düşünmeksizin :-İncelikli..Cevabını verdi, fakat bizim merakla yüzüne baktığımızı görünce de:"-Kastamonu'da benim için İstanbul’dan mobilya getirmişler, halbuki ben kuru bir sandalyede oturabilirdim.İnebolu'dan da banyo tenekesi getirmişler. Termosifonu yok. Onların denizden ulaşımları var. Sizin ise denize ve trene mesafeniz yüzyirmi-yüzelli km'dir. Bir yolcu için en büyük ikramın banyo olduğunu düşünmüşsünüz. Kırık dökük araçlarla bunu hazırlamaya muvaffak olmuşsunuz. Bu ikram bana beş bin liralık mobilya ikramından daha iyi geldi. Bir de yatak odası vardı. Bir saraya yakışacak şekilde tertip olunmuş. Çok cazip ve dikkati calip buldum." Anma Törenleri Festival her yıl, 23-24 Ağustos günleri; "Atatürk'ün Çankırı'ya gelişi ve Karatekin Şenlikleri" olarak kutlanmaktadır. Çok öncelerden başlayan kutlama törenlerinde zaman zaman 1980’lerden sonra aksamalar görülmüştür. Anma töreni, bazen festival halinde kutlanmaya devam edilmektedir. Festival şeklinde geniş boyutlu şenlik ve kutlamalar yapıldığında organizeyi Çankırı Valiliği ve Çankırı Belediye Başkanlığı üstlenerek yürütmektedirler. Kutlama törenleri, kültürel, folklor ve sanatla birlikle şenlikleri de kapsayan geniş programların icra edildiği müstesna günler yaşanmaktadır. Şenliklere yurt içinden ve yurt dışından çeşitli ekipler de davet edilerek, gittikçe milletler arası hüviyet kazandırılmaya çalışılmış fakat 1990'lı yıllardan sonra zaman zaman kesintiye uğrayarak devam ettirilmiş ve devam ettirilmektedir.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 88 ziyaretçi (172 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=