Selâmün_aleyküm
  Domates Guzeli
 

Domates Güzeli, beyaz cama sünger çekti
 

Hatırlarsınız, evvel zaman içinde ekranlarımızda bir Ayşen Gruda vardı... Karşımıza "Domates Güzeli Nahide Şerbet "olarak gelmiş, sunduğu parodilerle bir anda sevgimizi kazanıvermişti... Ama sonraları nedense yöneticilerle şeker renk oldu arası...

"Domates Güzeli" adını kullanarak reklam filmi çevirmesi bütün şimşekleri üzerine çekivermişti... Sonra, bir çok sanatçının başına gelen onun da başına geldi, ekranlar yüzüne kapanıverdi...

Ayşen Gruda televizyonun bu kararından sonra "Spikoş"uyla birlikte sahneye çıktı. Orada da fazla kalmayarak Yeşilçam Sokağı'na atladı... Komedi filmlerinde rol almaya başladı. Şu sıralar ise çevirdiği reklam filmleriyle yine ekranlarımıza geliyor... Yine Domates Güzeli olarak geliyor... Peki onu hep reklamlarda mı seyredecektik... Bir devrin en başarılı yapımı olan Domates Güzeli, eskiden olduğu gibi pazar günlerini şenlendirmeyecek miydi?

Öğrendik ki "Hayır"... Ayşen Gruda'nın, reklamların dışında televizyon programı yapmaya hiç niyeti yok. "Televizyona çıkacak mısınız?" diye soranlara üç kelimeyle "Beyazcama sünger çektim" diye cevap veriyor.

"Domates Güzeli" Nahide Şerbet, ekranlara kırgın değil, ama alabildiğine kızgın... "Daha onlardan alamadığım, üzerine sünger çektiğim yazarlık ve program paralarım var" derken gözlerinden ateş fışkırıyor.


-"Peki ne kadar alacağın var TRT'den?

- "İnanın beş-altı bin lirayı gözden çıkardım desem yeridir.. Zaman zaman herkese söylediğim gibi bu parayı unuttum... Ve bir daha reklamların dışında ekranlara gelmeyi de düşünmüyorum. Hatırlarsanız o devrin TV yöneticileri beni reklam filmi çeviriyorum diye ekranlardan uzaklaştırmışlardı.. Şimdi size yaşadığım bir olayı anlatayım da yöneticilerin acizliğini görün... Tatil programlarının sorumlusu Ünlen Demiralp'le konuşuyorduk birgün... Ekranlara gelen programlar üzerine laflıyorduk... Söz dönüp dolaşıp benim durumuma geldi... Onlara "Kaynanalar"ı örnek gösterdim. Televizyonda kullandıkları isimle sahneye

çıkıyorlar, reklam filmi çeviriyorlar ve yine istedikleri zaman ekranlara geliyorlar... 'Buna ne dersiniz' diye sorunca aldığım cevap nerdeyse beni öldürecekti... 'Onlarda şeytan tüyü var' demez mi! Kan beynime sıçrayıverdi.. Nedir bu şeytan tüyü... Hani dilimize yerleşmiş bir deyim vardır... "Ya baldır, ya mangır, ya da hatır" derler. Şeytan tüyü dedikleri bunlardan bir tanesi olmasın... Oldu olacak şu işin yolunu bize de söyleseler, hiç olmazsa bunca zaman uğraşmamış oluruz... Neyse, açtırmayın kutuyu söyletmeyin kötüyü... Ben televizyonun üzerine kocaman bir sünger çektim. Şimdi televizyon için sadece reklam filmi çeviriyorum ve paramı hemen alıyorum... Başım ağrımıyor böylece... Sonra bildiğiniz gibi film de çeviriyorum... Çeşitli firmalarla çalışıyorum, ama bunlar içinde Arzu Film ağırlık taşıyor... Şu sıralar yeni bir "Hababam Sınıfı" hazırlıyoruz... Yakında çalışmalara başlayacağız... Onun için televizyon denilen kutu çok uzak benden artık... Hiç değilse bu garip düşünce değişinceye kadar"...


İşte televizyon konusunda "Domates Güzeli" Ayşen Gruda'nın ağzından dökülenler... "Şeytan tüyü" denilen "Ya baldır, ya mangır, ya da hatır"dan hangisi geçerli ise onu aramaya çalışıyor... Daha doğrusu beyazcama acı acı gülümseyerek, ekmeğini Yeşilçam'dan çıkarıyor...

(24 Ekim 1977)
 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 66 ziyaretçi (83 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=