Selâmün_aleyküm
  Erzurum
 
 
 
ERZURUM İLİ
ERZURUM İLİ TANITIM
 

ERZURUM İLİ TARİHİ VE TARİHİ ESERLERİ
HER YÖNÜYLE ERZURUM
DADAŞLAR DİYARI
DADAŞ KELİMESİNİN ANLAMI
 
Dadaş kelimesi değişik anlam ve şekillerde yorumlanmıştır. Kimine göre; mert, cesur, özü sözü doğru zalimin karşısında, mazlumun yanında olan merhametli, yiğit biridir. Kimilerine göre; erkek kardeş, ağabeyi, cesur, yiğit, tüm erdemleri kendisinde toplamış mükemmel bir insandır. "Aynı zamanda 'numune-yi misal' bir Erzurumludur. Bazılarına göre de. bar tutan, at binen, cirit atan. kabadayı, tığ gibi bir delikanlıdır."
Erzurum, dadaş ve bar bir biriyle yoğrulmuş tek sözcük gibidir. Bu sözcüklerden biri kullanıldığında hemen diğerleri hatıra gelir.
 
ERZURUM ULU CAMİ
Erzurumlu, sert granite dantel dantel, duygu duygu incelik veren zevk, heyecan, inanç ve benzeri faktörlerin tezgâhında biçimlenerek farkında olmadan 'dadaş' olmuştur.
 
erzurum saat kulesi
Dadaşlık, öyle rastgele kazanılmış bir sanat veya meslek değil, bazı müstesna şahsiyetlerde görülen; "efendilik" gibi fıtrî (doğmatik) bir ruh asaletidir. Bu düşünceden baktığımızda tarihî bir misyona sahip olan dadaş, "Zaman zaman serhat boylarının bekçisi, âcizin. yoksulun, kimsesizin hamisi, eli ve sofrası açık mert bir köylü, bir esnaf, camilerimizin imanlı, toksözlü. nur yüzlü vaizi, siyasî hayatın medeni cesaretini nefsinde toplamış cesur bir hatip, yiğit bir kumandan, vazifesini namus bilen bir memur, bir öğretmen kendisini ailesine ve çocuklarına vakvetmiş Erzurumlu bir ana veya babadır."
 
ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE
Dadaş, aile içinde ve dışında herkesin saygınlığını kazanmış, her konuda kendine güven duyulan, sofrası eşe - dosta yoksula düşküne açık, İyi bir aile reisidir.
 
YAKUTİYE MEDRESESİ
ERZURUM ADI
 
ERZURUM KALESİ
Erzurum'un bilinen ilk adı Doğu Roma (Bizans) İmparatoru II.Theodosios' a (408-450) izafe edilen Theodosiopolis' ti, şimdiki Erzurum' un yerinde kurulmuştu. IV. asır sonuna doğru Roma imparatorluğu sınırları içine alınmış ve 415 tarihinde Theodosios' un emriyle Şark Orduları Kumandanı Anatolius tarafından kurulmuştur. Urfalı Mateos' a göre bu şehir Garin mıntıkasında Fırat'ın kaynağına yakın bir yerde bulunuyordu. Belazurî. bölgeye hakim olan Ermenyakos' un ölümü üzerine yerine geçen Kali adlı karısı tarafından kurulduğu için Araplarda Kalikala (Kali' nin ihsanı) adını vermişlerdir. Belazuri Kalîkala' yı dördüncü Ermeniyye şehirleri arasında sayar ve Ermeniyye şehirlerinden biri olarak kabul eder. X. asır İslam coğrafyacıları Kalikala şehri hakkında bize malumat vererek, doğuda ev eşyasının en önemlisi sayılan Kali (halı)nın burada yapıldığını ve adını bu şehirden almış olduğunu kaydetmektedirler. Hudud alalam' ın yazarı bu şehrin müstahkem bir kalesi bulunduğunu ve her taraftan gelen gazilerin burayı nöbet tutarak koruduklarını ve şehirde tüccarların çok 
 
LALAPAŞA CAMİ
olduğunu bildirmektedir. Bugünkü Erzurum adı ise, Erzen' in Selçuklular tarafından fethedilmesi üzerine ahalisinin Theodosiopolis' e (Kalikala=Karin) göç etmelerine müteakip bu şehre Erzen ve Türk hâkimiyetinin ilk safhalarında bu adın sonuna, Meyyafarikin (Silvan) ile Siirt arasındaki Erzen' den ayırmak ve Anadolu'ya ait olduğunu belirtmek üzere 
Rum kelimesi ilave edilerek, Erzen al-Rum denilmesinden kaynaklanmıştır. Selçuklular tarafından Erzurum'da basılmış paraların üzerinde şehrin adı Arzan al-Rum şeklinde yazılmıştır.
 
RÜSTEMPAŞA ÇARŞISI
Tarih Öncesi Çağlar
Erzurum ve çevresi özellikle son Kalkolitik ve Eski Tunç çağından itibaren yoğun iskana ve siyasi olaylara tanık olmuştur. Bunun sebebi en eski çağlardan beri önemli ticari ve askeri yolların kavşak noktasında yer alması, zengin akarsu kaynaklarını bünyesinde bulundurması ve doğal savunma zeminine sahip olmasıdır. 
Çevredeki sert iklim şartlarına rağmen dağ silsileleri ve akarsu boylarındaki verimli ovalar tarıma ve bilhassa hayvancılığa uygun bir ortam oluşturmuştur. Karaz, Pulur ve Güzelova kazılarının tanıklığında, yaklaşık altı bin yıldan beri çevredeki yaşama biçiminin devam ettiği söylenebilir. Bölgede M.Ö. IV. binden itibaren çok kuvvetli bir kültür birliğinin olduğu da ortaya çıkmıştır.
 
ERZURUM KONGİRE BİNASI
MUSTAFA KEMAL PAŞA ERZURUM'DA
İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletleri'nin baskıları sonucu, Anadolu'da asayişi sağlamak amacıyla ordu müfettişlikleri teşkil etti. Bu tasarı gereğince. Doğu Anadolu' da ki 9. Ordu Müfettişliğine Mustafa Kemal Paşa tayin edildi. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen talimata göre, Trabzon, Erzurum, Sivas, Van Vilayetleriyle Erzincan ve Canik müstakil livalarına gereken emirleri verebileceklerdir. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen bu geniş talimattan da anlaşılacağı üzere, O' nun görevi yalnızca Samsun ve havalisindeki asayişsizliğe son vermenin ötesinde idi. Anadolu' ya ayak basar basmaz yapmaya başladığı işlerde bunu ortaya koymaktadır.
 
AZİZİYE TABYALARI
Mustafa Kemal Paşa 3 Temmuz 1919'da Erzurum'a geldi, ilk karşılama merasimi Erzurum'un batısında on yedi kilometre uzaklıktaki Ilıca' da yapıldı.
Mustafa Kemal Paşa Erzurum'a gelişinin ertesi günü 4 Temmuz'da Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni ziyaret etti.
Mustafa Kemal Paşa, 5 Temmuz 1919'da yakın arkadaşları ile bir toplantı yaptı. Toplantıya Karabekir Paşa, Rauf Bey, Eski Vali Münir, Süreyya, Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı Kazım, Kurmay Binbaşı Hüsrev, Binbaşı Refik, M.Müfit Beyler katılmışlardı. Toplantıda bulunanlar, Mustafa Kemal Paşa' ya sonuna kadar yardım edeceklerine, onu lider olarak kabul ettiklerine dair söz verdiler.
ÜÇ KÜMBETLER
COĞRAFİ YAPI
İki coğrafi bölgede toprakları bulunan Erzurum İlinin arazi büyüklüğü, yaklaşık 25.066 km² kadar tutar. Bu toprakların kuzey kesimi yani İspir, Narman, Oltu, Olur, Pazaryolu, Tortum ve Uzundere İlçelerinin toprakları, Karadeniz Bölgesinin Doğu Karadeniz sınırları içinde kalmaktadır. Ancak bu kesim, İl topraklarının yaklaşık % 30’ luk bir payını oluşturur. Geriye kalan % 70 gibi önemli bir pay, Doğu Anadolu Bölgesi dahilinde yer alır. İl, arazi büyüklüğü bakımından, sırayla Konya, Sivas ve Ankara İllerinden sonra, Türkiye’ nin 4. büyük ili konumundadır.
 
ÜÇ KÜMBETLER
YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ:
Erzurum İli, genel olarak yüksek arazilerden oluşur. Örneğin platoların deniz düzeyine göre yükseklikleri 2000 m’ yi bulur, bunların üstünde yer alan dağların yükseklikleri ise, 3000 m. ve daha yüksektir. Platolar ve dağlar arasında, yükseklikleri yaklaşık 1500 ila 1800 metrelere ulaşan depresyon ovalarıyla oluklar yerleşmiştir. Karasu-Aras Dağlarının bazı dağ kütleleri, Erzurum İli arazisini güneyde engebelendirmiştir. Bunların en önemlileri, Erzurum kenti ve Erzurum ovası (825 Km²) güneyinde yer almakta olan Palandöken Dağları (Büyük Ejder 3176 m.) ve Pasinler Ovası (540 km²) güneyinde yer alan Şahveled Dağları (Çakmak Dağı 3063 m.) olup, Bingöl Dağlarının kuzey yarısı da yine Erzurum İli sınırları içinde kalmaktadır.
 
İl topraklarını kuzeyden engebelendirmiş olan dağlarsa, Kuzey Anadolu Dağlarının ikinci sırasına bağlı yükseltilerdir. Bunların başlıcaları, İspir ve Erzurum arasında yer alan Mescit Dağları (en yüksek nokta 3239 m.), onların doğusundaki Kargapazarı Dağları (Dumlu Dağı 3169 m.) ve bir kısmı Kars ili sınırları içinde kalan Allahuekber dağlarıdır. Söz konusu edilen bu kuzey ve güneydeki dağların arasına, iki önemli depresyon ovası yerleşmiştir. Bunlar Erzurum Kentinin de kenarında kurulmuş olduğu Erzurum ovası ve Hasankale ovası olup, her iki ovayı birbirinden, 2030 m. yükseklikteki Deveboynu beli ayırır. Bunlardan Erzurum ovasının en alçak kesimi 1850 m, Hasankale ovasınınki ise, 1650 m. kadardır. Aslında bunlar birer ova özelliği gösterirler.
 
İKLİM ÖZELLİKLERİ:
İl arazisinin büyük çoğunluğunda, karasal iklim özellikleri egemendir. Kışlar uzun ve sert, yazlar kısa ve sıcak geçer. İl topraklarının kuzey kesimlerinde, yüksekliği yaklaşık 1000 ila 1500 metrelere inen vadi içleriyle çukur sahalarda iklim, büyük ölçüde sertliğini yitirir. Erzurum il merkezindeki meteoroloji istasyonunda 1929’ dan bu yana gözlem yapılmaktadır. Yaklaşık 70 yılı bulan gözlem sonuçlarına göre, ilde en soğuk ay ortalaması, -8.6 C, en sıcak ay ortalaması 19.6 C, en düşük sıcaklık -35 C ve en yüksek sıcaklık ise, 35 C olarak ölçülmüştür. Yıllık yağış tutarı 453 mmm. kadardır. En az yağış kış devresinde düşer. Bu devrenin yağışları kar biçiminde olup, kar yağışlı gün sayısı 50 ve kar örtüsünün yerde kalış süresi ise 114 gün kadardır. En yağışlı devre ilkbahar ve yaz mevsimleridir.
 
DOĞAL BİTKİ ÖRTÜSÜ:
İl arazisinde egemen doğal bitki örtüsü, step formasyonudur. Orman örtüsü, pek yaygın değildir. Bu örtünün alt sınırı, 1900-2000 metrelerde başlamakta ve üst sınır, 2400 metrelerde son bulmaktadır. Başlıca orman örtüsü alanları, Oltu, Olur ve Şenkaya ilçelerindeki sarıçam ve meşe ormanlarıyla, Erzincan-Aşkale sınırlarında rastlanan meşe ormanlarıdır. İl arazisinin % 60’ tan biraz fazlası steplerle kaplıdır. Bu doğal bitki örtüsü, yer yer keven topluluklarıyla verimsiz hale gelse de, geniş alanlarda mera hayvancılığına uygun verimli çayırlıklar durumundadır.
 
AKARSULAR:
İl topraklarının doğu yarısı, Hazar akaçlama Havzası içinde kalır. Bu kesimin sularını, Aras Irmağı toplar. Batı kesimi ise, Basra Körfezi akaçlama alanında, kuzey kesimi de Karadeniz akaçlama havzasında kalır. Batı kesimi sularını Karasu, kuzey kesimininkini ise, Tortum ve Oltu çaylarının birleşmesiyle oluşan Çoruh ırmağı toplar.
 
erzurum çobandede köprüsü
GÖLLER:
İlde doğal göller azdır. Yapay göller ise, yeni yeni oluşmaktadır. İlin en önemli doğal gölü, Tortum çayı üzerinde oluşmuş, bir heyelan-sed gölü olan, Tortum gölüdür. Aslında bu göl, yönetim olarak, 1997’ de ilçe merkezi yapılan Uzundere ilçesi yönetim sınırları içinde kalır. Alanı yaklaşık 8 km² kadar olan bu göl, kuzey batıda yer alan Kemerli dağından heyelan yoluyla kayan kütlelerin, Tortum çayının yatağını tıkaması yoluyla oluşmuştur. Bu nedenle çayın eski yatağı değişmiş ve önünde yüksekliği 48 metreyi bulan ünlü doğa harikası Tortum (Uzundere) Çağlayanı oluşmuştur. 
 
Gölün suları, 1963 yılında faaliyete geçen ve 1 km kadar kuzeydeki alçak bir boğazda kurulmuş olan Tortum santralını çalıştırmaktadır. Fazla sular ise, serbest akışa bırakılarak, Tortum çağlayanını oluşturmaktadır. Yapay göller arasında Serçeme çayı üzerinde yer alan Kuzgun barajı (10.3 km²), Lezgi suyu üzerindeki Palandöken Göleti (22 km²), Lezgi, Pisyan Dereleri üzerinde Çat Barajı (220,5 km²), Tımar Çayı üzerinde Demirdöven Barajı (1,45 km²), Aras ırmağı üzerinde Söylemez barajı (46,3 km²) başlıcaları olarak burada hatırlanabilirler.
 
erzurum havuzbaşı
SOSYAL DURUM
Yöre halkı gelenek ve göreneklerine bağlı olup, Atatürk Üniversitesinin varlığı halkın eğitim ve kültür seviyesine olumlu katkı sağlayarak değişim ve gelişime kolaylıkla uyum sağlamasına yardımcı olmaktadır.
 
İlimizde, özellikle kırsal kesimde halk geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Hayvancılık önemli bir yer tutmakta ise de girdi maliyetleri yüksek olduğu için et ve süt verimi düşük olmaktadır, bu ise hayat standardını önemli oranda etkilemektedir. Bunun yanısıra memur ve işçi istihdamı, üniversite öğrencileri ve askeri birliklerin İlimizde bulunması ekonominin hareketliliği bakımından önemli bir etki sağlamakla birlikte sosyo-kültürel yönden de olumlu sonuçlar doğurmaktadır.
 
İlimizde belirgin bir işsizlik vardır, bu yoğun işsizlik nedeniyle nüfus göçü yaşanmaktadır. İş aramak maksadıyla Ülkenin batısına, hatta yabancı ülkelere göç vardır.
 
Son yıllarda özellikle İl merkezinde çarpık kentleşmeyi önlemek için çalışmalar yürütülmekte modern şehir görünümü sağlamak için gayret edilmektedir. İlimiz merkezinde konut sıkıntısı bulunmamakta, ancak yüksek maliyetler nedeniyle dar gelirli vatandaşın uygun sosyal konutlarda iskan edilebilmesi için Toplu Konut İdaresi Başkanlığı aracılığıyla sosyal konut yapımına gidilmesi önem arz etmektedir.
İDARİ DURUM
İlimizde 3 tanesi Merkez İlçe olmak üzere toplam 20 İlçe mevcuttur, Merkez İlçelerin toplam Nüfusu 373.739 kişi olup, bu İlçelere bağlı 62 Adet Köy 154 adet mahalle mevcuttur.
İl genelinde toplam 35 Belediye mevcuttur.
 
İlimizin toplam 966 Köyü mevcut olup, Bu köylerimizden 402 tanesinin nüfusu 150 kişinin altındadır. 1927 Yılında Köy Nüfus Oranı %'de 85 iken bu oran 1990 yılında %'de 53, 2000 Yılında %'de 40, 2008 Yılında ise %'de 37'ye düşmüştür
NÜFUS
İlimiz Erzurumda 5490 Sayılı Nufus Hizmetleri Kanunu kapsamında 2009 Yılı Sonu itibariyle Erzurum İlinin Güncel Toplam Nüfusu: 774.207'dir.
 
1985 Yılı Genel Nüfus Sayımında rakam 856.175 iken, 1990 Genel Nüfus Sayımında 848.201'e düşmüştür. 1985–1990 arasında toplam nüfusta % 0.93 bir azalma, 1990–2000 yılları arasında ise % 10.51 oranında bir artış olmuştur.
 
2000 Genel Nüfus Sayımı kesin sonuçlarına göre toplam nüfus 937.389 olup, 560.551 kişi (% 59,7) şehirlerde, 376.838 kişi (% 40,3) ise köylerde yaşamaktadır.
 
Erzurum, arazi büyüklüğüne paralel bir nüfus barındırmaz. Esasen 1927’ de 270.400 dolayında olan İl nüfusu, 2000 yılı itibariyle, 937.389’ a ulaşmakla 73 yıllık rakamsal büyüklükteki artış, 3.5 katı dolayında gerçekleşmiştir. Ancak, bu süre içinde Türkiye nüfusunun beş kat dolayında arttığı hatırlanırsa, İl nüfusunun yavaş artmakta olduğu anlaşılır. Bu durum İlin nüfus yoğunluklarına da yansımıştır. Örneğin, 1927’ de km² başına 10.8 kişi düşerken (Türkiye 16.7), 2000 yılında bu yoğunluk 37.6’ ya çıkmıştır (Türkiye 79.8 idi). Bu durumun başlıca sebeplerinden birisi yoğun nüfus göçüdür
 
SAĞLIK DURUMU
İlimiz, sağlık hizmetleri bakımından Doğu Anadolu Bölgesinin merkezi konumundadır. Bu özelliği dolayısıyla çevre illerden önemli miktarda vatandaşımız tedavi olmak üzere İlimize gelmekte, bu durum ise sağlık turizmi bakımından İlimiz ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır.
İlimizde ;
 
1 Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 17 Devlet Hastanesi, 1 Üniversite Hastanesi, 1 Özel Hastane olmak üzere 20 adet yataklı hastane mevcut olup, bu hastanelerdeki yatak kapasitesi 3.109’ dur. Yatak başına düşen kişi sayısı 389’dur.
Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinin bitirilmiş olması ve yatak kapasitesinin de 400’ den 600’ e çıkarılması, yeni açılmış olan ilçe hastaneleri ayrıca helikopter ambulansın Erzurum’da bölgeye hizmet vermeye başlaması sağlık alanındaki güzel gelişmelerdendir.
 
İlimizde (279) Uzman Doktor, (383) Pratisyen Hekim, (831) Hemşire, (521) Ebe görev yapmaktadır.
ULAŞTIRMA VE ALTYAPI
 
İlimiz uluslararası karayolu,havayolu ve demiryolu ağı üzerindedir. Tüm İlçelerimizle karayolu bağlantıları mevcuttur.
 
1.132 Km’lik Devlet Yolu’nun: 993 Km’si Asfalt, 139 Km’si Bitümlü Sıcak Karışım,
7.681 Km’lik İl Yolu’nun :867 Km. Asfalt, 6.113 Km Stabilize, 701 km tesviyeli yoldur.
Ayrıca Devlet yolunun 344 Km’si, İl yolunun 6 Km’si bölünmüş yol’dur.
 
İlimize; 2003 yılına kadar 49 km, 2003 yılından bu yana 301 km olmak üzere Toplam 350 km duble yol yapılmıştır.
 
2008 yılında Türkiye genelinde 97 km ile en çok duble yol İlimize yapılmıştır.
 
Köylerimizin 927’sinde şebekeli içme suyu, 39’unda çeşmeli içme suyu mevcuttur. Bu yıl sonu itibariyle şebekeli içme suyu olmayan köyümüz kalmayacaktır. İl Özel İdaresi ağında bulunan köylerden;
765’inin yolu stabilize, 201’inin yolu ise asfalttır
 
taş mağazaları
Uluslararası Erzurum Hava Limanı yıllık 2 milyon yolcu kapasitesine sahip olup, aynı anda 7 uçak barındırabilmektedir. ILS (Aletli İniş Sistemi) ile 24 saat uçak inebilmekte, yurtdışından gelen uçakların geçici gümrük işlemleri de yapılabilmektedir.
erzurum abdurrahman gazi hz
Hava Limanımız şehir merkezine 10 dakika, kayak merkezine 20 dakika mesafededir. Aylık ortalama 202 uçağın iniş kalkış yaptığı Havalimanımıza 2008 yılında 4.842 adet uçak inmiştir. Havalimanını kullanan yolcu sayısı ise toplam 527.605’dir.
 
İlimiz, İstanbul-Haydarpaşa-Kars demiryolu hattı üzerindedir. Doğu Ekspres ve Mavi Tren Erzurum’dan geçmekte ve bu seferler her gün karşılıklı olarak yapılmaktadır. Erzurum’a Hızlı tren seferlerinin konulması ulaşım başta olmak üzere her alanda büyük bir ivme kazandıracaktır.

ERZURUM ŞEHİR PLANI
ERZURUM BARLARI
 
Erzurum halk oyunlarına "bar" adı verilir. "Bar" kelimesi "birliktelik", "topluluk" , "el ele tutuşmak", "bağlamak" ve "beraberce oynamak" gibi anlamlar taşımaktadır. Bar, çok eski ve köklü bir geçmişe dayanmaktadır. Barın oluşumunda; iklimin, coğrafyanın ve tarihi olayların etkisi olmakla birlikte antropologlara göre bar, Türklerin Asya'dan getirdikleri milli oyunlardan biridir. Erzurum, halk oyunları açısından oldukça zengin bir bölgedir. Bu zenginlik günümüzde de bütün güzellikleriyle ve orijinalline uygun olarak yaşatılmaktadır. Erzurum Halk oyunları ve türküleri derneği halk oyunları ekiplerinin gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında düzenlenen yarışmalarda onur verici başarıları vardır. Erzurum barları kadın ve erkek barları olmak üzere iki bölüm halinde oynanır.
Oltu ilçesinden Oltu köyünde yalnız erkeklerce Bar tutulur ve davul zurnayla oynanır. Aynı köyde Şeyh Şamil oyunu da vardır. Davul zurna veya mey eşliğiyle yürütülür, tek erkek oyunudur.
BAR TERİMLERİ
Bar oyunu: eğlenmeyi temel amaç edinen oyunlara denir.
Kolluk: dizilişe göre, barbaşının hemen solunda olan oyuncuya denir.
Koltukaltı: koltuk
Pöççük: bar dizisinin en sonundaki oyuncuya verilen ad
Daldaş: Dadaş
Kelleler: koltukaltı ile kolluk altı arasında kalan oyuncuların tümüne denir.
Sıra oyuncular: kelleler
Sekme: bar oyununun çabuk ve çevik hareketlerle oynanan bölümü
Yelleme: iki kısımlı barlarda ikinci kısma verilen ad. sekme ile ağırlama arasında oynanır Ağırlama: barın ilk bölümü,ağır,yavaş,ve titizce oynanan bölümü
Bar sırası: barların birbiri peşi sıra oynanması gerektiğinde izlenecek geleneksel yol
Bar havası: bar oyunlarının ezgi ve müziğini anlatan bir deyimdir
Bar tutmak: bar topluluğunu para karşılığı kiralamaktır
Bar tutuşmak: bar oynayacak oyuncuların ortaya çıkmaları
Bar çeken: barbaşı
Bar Çeşitleri :
A- Erkek Barları: Baş Bar, İkinci Bar (1.aşırma), Sekme, İkinci Aşırma, Nari, Dello, Koçeri, Temirağa, Tamzara, Tavuk Bari, Felek, Çingeneler, Uzun Dere, Daldalar, Yayvan, Hançer Bari,
B-Kadın Barları: Kavak, Çiftbeyaz Güvercin, Çember, Döne, Nari, Çarşıda Üzüm Kara, Sallama, Mendilimde kişmiş ile Badem Var, Tortumun Eymeleri, Aşşahtan Gelirem, Köylü Kızı, Delikız
ERKEK KIYAFETLERİ
Cistik: bar oynarken ayağa giyilen ayakkabıdır. Derisinin çok yumuşak olması en büyük özelliğidir.bu özelliğe istinaden ayak figürleri daha kolay gerçekleştirilir.yaşlılar tarafından giyilene markop, gençlerin giydiğine yemeni denir.
Zığva: Uçkurlu, beli bol lacivert kumaştan yapılan arkası torba şeklinde pileli giysidir.Bunun üzerine siyah ipek kaytansüs olarak işlenir.Zığvanın bol olmasını sağlayan pile sayısının 32 olmasına özen gösterilir.
Yelek: lacivert kumaştan yapılmıştır. İki tarafa kapanabilen kaytanlı ilikleri vardır, kenarları ve cep ağızları kaytanla işlenmiştir.
Gömlek: gömlekler beyaz olup dik yakalıdır. Düğmeleri beyaz veya siyah olabilir.uzun olan kol ağızlarında 4-5 düğme bulunur.
Kazeki: uzun kollu kısa bir cekettir.kolları geniş kol etrafları siyah kaytanla,ön tarafı ve cep ağızları motifli kaytanla süslüdür.
Kuşak: eskiden Acem,Trablus, veya Tosya şalı diye adlandırılanrenkli iplerle örülmüş-dokunmuş,bar oynayanın belini sıcak tuttuğu gibi aynı zamanda cep vazifesi gören kumaştır.
Gümüş köstek: gümüşten yapılmış,yelek üzerine asılan daha önceleri saat taşımada kullanılan ince zincirden aksesuardır.
Bazubent: ekseriyatla boncukla örülür.gümüş olanlarıda vardır. Kola takılan içerisine karınca duası, ayet-ül-kürsiduaları komulur.
Mendil: Erzurum barlarında mendil kullanmak bir maharet işidir.mendil her barın ritmine ve psikolojisine göre kullanılır.
KADIN KIYAFETLERİ
 
Bindallı: kadife üzerine simle Türk motifleri işlenmiş giysidir.göğüs ve boyun kısımları dantelle süslenebilir. aynı danteller kol ağzınada eklenir.kol,beden ve bel kısmı vücuda oturur, tek kısmı ise rahat hareket maksadıyla geniş yapılır.
Leçek(yazma): başa örtülen,pullarla ve boncuklarla oyalanarak süslenen pamuktan yapılmış başörtüsüdür. bu isim halen kullanılmaktadır.
Gümüş kemer: bar oynayan Erzurumlu kadının belinde bulunur.muhtelif parçalar halkalarla birbirine tutturularak kemer oluşturulur.İşlemelidir.kaşı daha süslüdür.bazılarında sedef kakmalar bulunur.şimdi kakmalı kemerler yapılmadığından antika değeri taşımaktadırlar.
Papuç: papuçlar siyah ve önden bağlıdır.yumuşak deriden yapılmış olup hafiftir.kolay hareket olanağı sağlar.
Dizleme: beyaz yünden örülmüş,diz kapaklarına kadar uzanan çoraplardır.
Mendil ve diğer aksesuarlar: erkek barlarında olduğu gibi,kadın barlarında da barbaşı ve pöççükte mendil bulunur.ayrıca boyuna beşi birlik, oltu taşı kolyeler,kollara burma bilezik parmaklara da yüzük takılır.
ERZURUM BARLARI
Erzurum halk oyunlarına "bar" adı verilir. "Bar" kelimesi "birliktelik", "topluluk" , "el ele tutuşmak", "bağlamak" ve "beraberce oynamak" gibi anlamlar taşımaktadır. Bar, çok eski ve köklü bir geçmişe dayanmaktadır. Barın oluşumunda; iklimin, coğrafyanın ve tarihi olayların etkisi olmakla birlikte antropologlara göre bar, Türklerin Asya'dan getirdikleri milli oyunlardan biridir. Erzurum, halk oyunları açısından oldukça zengin bir bölgedir. Bu zenginlik günümüzde de bütün güzellikleriyle ve orijinalline uygun olarak yaşatılmaktadır. Erzurum Halk oyunları ve türküleri derneği halk oyunları ekiplerinin gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında düzenlenen yarışmalarda onur verici başarıları vardır. Erzurum barları kadın ve erkek barları olmak üzere iki bölüm halinde oynanır.

Oltu ilçesinden Oltu köyünde yalnız erkeklerce Bar tutulur ve davul zurnayla oynanır. Aynı köyde Şeyh Şamil oyunu da vardır. Davul zurna veya mey eşliğiyle yürütülür, tek erkek oyunudur.
ERZURUM İSTANBUL KAPI
BAR TERİMLERİ
Bar oyunu: eğlenmeyi temel amaç edinen oyunlara denir.
Kolluk: dizilişe göre, barbaşının hemen solunda olan oyuncuya denir.
Koltukaltı: koltuk
Pöççük: bar dizisinin en sonundaki oyuncuya verilen ad
Daldaş: Dadaş
Kelleler: koltukaltı ile kolluk altı arasında kalan oyuncuların tümüne denir.
Sıra oyuncular: kelleler
Sekme: bar oyununun çabuk ve çevik hareketlerle oynanan bölümü
Yelleme: iki kısımlı barlarda ikinci kısma verilen ad. sekme ile ağırlama arasında oynanır Ağırlama: barın ilk bölümü,ağır,yavaş,ve titizce oynanan bölümü
Bar sırası: barların birbiri peşi sıra oynanması gerektiğinde izlenecek geleneksel yol
Bar havası: bar oyunlarının ezgi ve müziğini anlatan bir deyimdir
Bar tutmak: bar topluluğunu para karşılığı kiralamaktır
Bar tutuşmak: bar oynayacak oyuncuların ortaya çıkmaları
Bar çeken: barbaşı
Bar Çeşitleri :
A- Erkek Barları: Baş Bar, İkinci Bar (1.aşırma), Sekme, İkinci Aşırma, Nari, Dello, Koçeri, Temirağa, Tamzara, Tavuk Bari, Felek, Çingeneler, Uzun Dere, Daldalar, Yayvan, Hançer Bari,
B-Kadın Barları: Kavak, Çiftbeyaz Güvercin, Çember, Döne, Nari, Çarşıda Üzüm Kara, Sallama, Mendilimde kişmiş ile Badem Var, Tortumun Eymeleri, Aşşahtan Gelirem, Köylü Kızı, Delikız
ERKEK KIYAFETLERİ
Cistik: bar oynarken ayağa giyilen ayakkabıdır. Derisinin çok yumuşak olması en büyük özelliğidir.bu özelliğe istinaden ayak figürleri daha kolay gerçekleştirilir.yaşlılar tarafından giyilene markop, gençlerin giydiğine yemeni denir.
Zığva: Uçkurlu, beli bol lacivert kumaştan yapılan arkası torba şeklinde pileli giysidir.Bunun üzerine siyah ipek kaytansüs olarak işlenir.Zığvanın bol olmasını sağlayan pile sayısının 32 olmasına özen gösterilir.
Yelek: lacivert kumaştan yapılmıştır. İki tarafa kapanabilen kaytanlı ilikleri vardır, kenarları ve cep ağızları kaytanla işlenmiştir.
Gömlek: gömlekler beyaz olup dik yakalıdır. Düğmeleri beyaz veya siyah olabilir.uzun olan kol ağızlarında 4-5 düğme bulunur.
Kazeki: uzun kollu kısa bir cekettir.kolları geniş kol etrafları siyah kaytanla,ön tarafı ve cep ağızları motifli kaytanla süslüdür.
Kuşak: eskiden Acem,Trablus, veya Tosya şalı diye adlandırılanrenkli iplerle örülmüş-dokunmuş,bar oynayanın belini sıcak tuttuğu gibi aynı zamanda cep vazifesi gören kumaştır.
Gümüş köstek: gümüşten yapılmış,yelek üzerine asılan daha önceleri saat taşımada kullanılan ince zincirden aksesuardır.
Bazubent: ekseriyatla boncukla örülür.gümüş olanlarıda vardır. Kola takılan içerisine karınca duası, ayet-ül-kürsiduaları komulur.
Mendil: Erzurum barlarında mendil kullanmak bir maharet işidir.mendil her barın ritmine ve psikolojisine göre kullanılır.

KADIN KIYAFETLERİ
Bindallı: kadife üzerine simle Türk motifleri işlenmiş giysidir.göğüs ve boyun kısımları dantelle süslenebilir. aynı danteller kol ağzınada eklenir.kol,beden ve bel kısmı vücuda oturur, tek kısmı ise rahat hareket maksadıyla geniş yapılır.
Leçek(yazma): başa örtülen,pullarla ve boncuklarla oyalanarak süslenen pamuktan yapılmış başörtüsüdür. bu isim halen kullanılmaktadır.
Gümüş kemer: bar oynayan Erzurumlu kadının belinde bulunur.muhtelif parçalar halkalarla birbirine tutturularak kemer oluşturulur.İşlemelidir.kaşı daha süslüdür.bazılarında sedef kakmalar bulunur.şimdi kakmalı kemerler yapılmadığından antika değeri taşımaktadırlar.
Papuç: papuçlar siyah ve önden bağlıdır.yumuşak deriden yapılmış olup hafiftir.kolay hareket olanağı sağlar.
Dizleme: beyaz yünden örülmüş,diz kapaklarına kadar uzanan çoraplardır.
Mendil ve diğer aksesuarlar: erkek barlarında olduğu gibi,kadın barlarında da barbaşı ve pöççükte mendil bulunur.ayrıca boyuna beşi birlik, oltu taşı kolyeler,kollara burma bilezik parmaklara da yüzük takılır.
 OLTU TAŞI
Oltu, tarih ve kültür bakımından zengin bir ilçedir. Güzel bir el sanatı olan Oltu Taşı işletmeciliği bu zengin kültür ilçesinde kendine has bir yeri vardır.Oltu Taşı kıymetli bir maden taşı olup, sadece Oltu ve çevresinden çıkmaktadır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nda kıymetli taşlar arasında olduğunun tescili dahi yapılmıştır. Çıkarılması, zor, rezervi az, fakat işlenmesi kolaydır. Oltu'nun sembolü olup yüzlerce ailenin ekmek teknesidir.
Oltu Taşının teşekkülü
Oltu Taşı çıkarılan yerlerdeki bitki fosillerinden anlaşıldığına göre, ağaçların reçinesi ile kil ve linyitin karışımından teşekkül ettiği tahmin edilmektedir.
Oltu Taşının çıkarıldığı köyler
Oltu Taşı madeni genellikle Oltu'nun kuzey doğusundaki köylerden çıkar. Bunlardan bir kısmını şöyle sıralamak mümkündür. Dutlu, Güllüce, Yeşilbaşlar, Taşlıköy, Sülünkaya, Alatarla, Hankaskışla ve Çataksu köyleridir.
Oltu Taşının çıkarılışı
Yukarıda zikredilen köylerin arazisi genellikle çok engebeli dik yamaçlardan meydana geldiği için maden çıkarılan ocaklara ancak yaya ve zorlukla ulaşılabilir. Kazma kürek, murç ve çekiç gibi ilkel aletlerle çalışılır. Açılan ocakların çapı 70-80 cm. civarında olup, dike yakın bir eğilimle ilerlemektedir. Oltu Taşı cevheri üç-beş cm kalınlığında ve zaman zaman kaybolan, yani kırılmış damarlar halindedir. Ocaklarda biraz ilerleyince su çıkar ki, bu hafriyatı diz üstü sürünerek belki 200 metre uzunluğundaki ocaktan çıkarmaktadır. Maden cevherinin az ve çıkarılmasının zorluğu Oltu Taşının kıymetini daha da artırmaktadır.
Oltu Taşı'nın özellikleri
1. Topraktan çıktığında çok yumuşak olmasına rağmen, hava ile temas edince sertleşmektedir.
2. İşlenmesi kolaydır.
3. İşlendikçe sertleşir.
4. Kullandıkça parlar.
5. Rengi genellikle siyah, bazen de kahverengidir.
6. Çıra gibi is çıkararak alevli bir şekilde yanar.
7. Sürtünme ile elektriklenerek hafif cisimleri çeker.
Oltu Taşı İşletmeciliği Tarihçesi
Oltu Taşı işletmeciliği günümüzden 200 sene öncesine kadar gitmektedir. Ancak bu güzel sanat, asıl önemini Cumhuriyet döneminde kazanmıştır. Oltu Taşı madeninin çıktığı bazı köylerdeki ocak kalıntıları ile yaşlı ustaların "Ben babamdan, babam dedemden, o da babasından öğrenmiş." şeklindeki canlı şahitlerinden bu sonuca ulaşılmaktadır.
İşlenmesi
Oltu Taşı'nı toprak altından bin bir güçlükle çıkaranlar, genellikle işlemesini yapmazlar, İşleyenlere hammadde olarak kilo işi satarlar. Bu günkü piyasa şartlarında kilosu bir milyon TL civarındadır. Yeri gelmişken hemen şunu belirtelim ki taşı çıkartanlar, hammaddeyi işleyene pazarlayanlar, işleyerek mamul hale getirenler, işçiden alarak dükkanlara satanlar hep ayrı kişilerdir. Yani Oltu taşı tüketiciye ulaşana kadar 4-5 el değişmektedir.
Satın alınan taşlar, yapılacak mamulün, tip ve cinsine göre uygun bir şekilde küçük bir keserle kütük üzerinde kırılarak içindeki yabancı maddeler, çatlaklar temizlenir. Bu aşamada taş çok fire verir. Öyle ki bir kilo hammadde Oltu Taşı'ndan ortalama yedi tespih çıkar. keserle kırılan taşlar bu defa bıçakla etrafı yontularak lobut haline getirilir. sonra tornaya takılan bir biz aleti ile teker teker delinir. Delinen taşlar çark denilen tornadaki mile takılır. Usta, bir eli ile çarkı çevirirken, diğer elindeki keski ile milde dönen taşı tornaya çeker. Milden çıkarmadan önce, çırtı ağacının kömürünün tozu ve Palandöken Dağından getirilen tebeşir taşının tozu ile cila verilerek parlatılır. Artık işlem tamamdır. Bu anlattığımız, tespih tanelerinin yapım şeklidir. Ağızlık, gerdanlık, kolye, küpe ve buna benzer süs ve ziynet eşyaları da elde tek tek ve özenle işlenir. Bu eşyalarında yapımı için kendilerine has değişik aletleri vardır.
Mamul madde çeşitleri
1. Tespih
2. Kolye
3. Gerdanlık
4. Fincan takımı (Çok nadir bulunur)
5. Yüzük kaşı
6. Sigara ağızlığı
7. Pipo
8. Kol düğmesi
9. Küpe
10. Rozet
11. Kravat iğnesi
12. yaka iğneleri
Bu sayılan mamullerden en çok üretilen ve en tanınmışı, kuşkusuz tespihlerdir. Oltu Taşı tespihlerinin ünü Türkiye dışında da bir çok ülkeye ulaşmıştır. Oltu Taşı tespihi elde çekildikçe parlayıp güzelleştiği gibi insan, buna karşı bağışıklık kazanıyor. 33'lük olanına "tek sayı", 99'lük olanına "üç sayı" adı verilmektedir. kuka (yuvarlak), Kızılcık, Mercimek, Kesme, gümüş işlemeli tespih tipleri vardır.
Oltu Taşı taklitlerinden nasıl ayırt edilir
1. Oltu Taşını elinizin içine alıp nefesinizle buharlaştırdığınızda buharı çeker ve üzeri nemlenir.
2. Oltu Taşı tespihlerinin kendine has ağırlığı ve tok sesi vardır. (Mesela cam tespihler çık ağır, plastikler çok hafif olurlar)
3. Sürtünme ile elektriklendiği için küçük kağıt parçacıklarını kendine çeker
4. Bıçakla hafifçe kazındığında kahverengi toz çıkarır.
5. Kullandıkça parlar.
.
ATA SPORUMUZ CİRİT
Geleneksel spor dallarımızdan en heyecanlısı olan cirit Erzurum'da eski canlılığı ile yaşatılmaktadır. Atla, insanın birlikte mücadelesine dayanan ve erliğin bir göstergesi olarak kabul edilen cirit için Erzurum'da özel sahalar bulunmaktadır. İlçe ve köylerde geniş çayırlık alanlarda, özellikle hafta sonları düzenlenen karşılaşmalarda oyuncular kadar özleyenlerde büyük heyecan duyarlar. Günümüzde Orta Asya'dan geldiği şekli ile nesillerden intikal ederek gelen bu ata yadigarı sporumuz, yabancılarında büyük ilgisini çekmektedir. Cengiz Han Zamanında Anadolu'ya geldiği tahmin edilen bu sporun ülkemizde başka yörelerde oynanmasına karşılık, bu işe en çok gönül verilen yer Erzurum dur.

OYNANIŞI :
5 kişilik takıma bölük, 7 kişilik takıma Alay denir. Her takımın kolunda işaretle belirlenen bir kolbaşı vardır. Kolbaşı takımının tüm hareketlerinden sorumludur. Takımın oyun taktiğini verir. kolbaşı vakitsiz çıkan veya çift çıkan oyunculara engel olup, saftaki oyuncuların ileri ve geri 5 m.'lik derinlikteki alay durağında durmasını sağlar.
Her takımın (Bölükte 2) (Alayda 3) yedek oyuncusu bulunur. Yedek oyuncular saha hakeminin arkasında ve kendi sahasında açıkta beklerler.

Oyuncu değişiklikleri oyunun duraklama anında saha hakemi tarafından baş hakeme verilerek yapılır. Bir oyunda en fazla 3 değişiklik yapılabilir. Bütün oyuncuların arkasında ve atlarının haşe bezinin iki tarafında numara bulunur. (Binici ile atın numaraları aynı olacaktır.) Formalar aynı renkte ise takım numaraları A takımında (1–10), B takımında (11–20) olmaktadır. Oyuna başlama ve ilk çıkış hakkı kura sonunda sahayı kaybeden takıma aittir. Alay çıkışları alay durağında yapılır. Erken çıkış ihlali yasak saha, çift çıkış ihlali atış sahasının çizgisidir. Her iki durumda da hatalı oyuncular alay durağına geldikten sonra başka bir oyuncu hamle yapabilir.
erzurum bar ekibi resmi
Bir ciritçi oyun sahasından alaydan birini yarım veya çark (Tam Çark 2'den fazla olmaz) yaparak cirit'ini atar. Alay ortalarından atış sahası dışından veya yasak içerisinden cirit'ini atan biniciye bir fena puan verilir. Bir ciritçi atış bölgesi içerisinde cirit'ini atarak rakip takım oyuncuna isabet ettirirse 3 puan alır. Ata vuruş isabet sayılmaz, ata kasti vuruşlar 1 kötü puanla cezalandırılır. Aynı oyuncunun ikinci tekrarında 5 dakika dinlenmeye alınır. Üçüncü tekrarında oyundan çıkarılır.

rakip oyuncunun atmış olduğu cirit'i havada tutan ciritçi alay durağında tuttuğu cirit için birinci oyun esnasında tuttuğu cirit için takımına 3 puan kazandırır. Kesme anında rakibini yakalayan ciritçi (Rakip atın kuyruk hizasına kendi atının başının gelmesi) cirit'ini atmaz, Bağışlarsa 3 müspet puan alır. Mesafeyi 3 metreden fazla açmadan atarsa 3 kötü puanla cezalandırılır. Aynı ciritçinin ikinci tekrarında oyundan çıkartılır ve yerine oyuncu alınmaz. Kesme yapan ciritçi rakibini bağışladıktan sonra alaya gelerek cirit'ini atar. Cirit'ini atmazsa 1 fena puan alır. Oyun esnasında hakem kararını dinlemeyen ve kasti hareket eden oyuncu yarışmadan ihraç edilir. Yerine yedek oyuncu dahil edilmez.

Bir oyuncunun attan düşmesine 3 fena puan verilir. 2. düşmede 6 ve 3 düşmede ise oyundan diskalifiye edilir. Oyunda olan bir ciritçi yarışma sahası içerisinde (At sakatlanması hariç) hiç bir surette attan inemez, inmesi halinde 1 kötü puan alır. Cirit genelde gösteri mahiyetinde oynanır. Sayı hesabına göre oynadığı zamanlar da oyun esnasında takımların birbirlerine önceden tespit edilen yukarıda bahsedilen kurallara göre isabetli vuruşları daha fazla olan takım cirit oyunun galibi sayılır. Her iki takımca ve herkesçe cirit'i iyi bildiği bilinen kişilerin hakemliği ile cirit oynanır ki bu kişinin (Hakemin) verdiği kararlara ve sayılara hiç kimse itiraz edemiz. milli sporlarımızdan ciritin anavatanı Erzurum'dur. Cirit buruda tutunmuş, burada unutulmaktan kurtulmuş, Büyük Türk Hükümdarı Alparslan'ın açtığı bu kapıdan Anadolu'ya yayılmıştır.

Ciritte erlik yaşar. Ama her şeyden önce bir tarih yaşar Orta Asya'dan Anadolu'ya at sırtında gelip, Erzurum kapısından geçerek yerleşen ve zaman zaman Tuna kıyılarına dayanan ata sporu cirit, ilk defa Erzurum'da yerleşmiş; mayası Erzurum'da tutmuş, Erzurum'da sevilmiş burada unutulmaktan kurtulmuş Milli sporumuzdur. Erzurum'da cirit mevsimi ilkbaharda kar kalkar kalkmaz başlar, sonbaharda biter. Ancak hava sıcaklığı –15 C'nin altına düştüğünde kışın kar üstünde oynanır, kışın boş zamanlar değerlendirilir. 23 Temmuz Doğu Fuarı içinde dünyada ilk defa cirit oyunu alanı yapılıp, hizmete sokulmuştur.

Puan alma: Ciritçiye vuruş isabeti 3 puan, ciriti havada tutmak 3, rakibi yakalayıp bağışlama 3, tehlikeli durumda puandan vazgeçme 3.

Puan kaybetme: Rakibi yakalayıp bağışlamama 3, atın rakibe kasten çarptırılması 3, ata cirit kasten vurma 3, at ile karşı alaya girme 1, yan çizgiyi geçme 1, rakip takıma atış sahasından atmama 1, alay atışında cirit'i atamama 1, erken ve çift çıkış 1, attan düşme 3, attan inme 1.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 101 ziyaretçi (188 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=