Selmn_aleykm
  Kayseri
 
 

KAYSERİ İLİ TANITIM

 
 

KAYSERİ İLİ TARİH
TARİHÇE
Kayseri’de bilinen ilk yerleşim, İskanı Erken Tunç Çağında başlayan Kültepe (Kaniş/Karum) dir. Kültepe’yi Hitit öncesi Anadolu’nun yerli halkı olan Hatti’ler kurmuşlardır. Kültepe’nin hemen yanı başında yer alan ve Asurlu tüccarlarca kurulan
 Karum’da (Pazar yeri) 1948 yılından beri devam eden kazılarda, bu döneme ışık tutan 20.000 ‘in üzerinde çivi yazılı tablet bulunmuştur. Bu metinler ticari ilişkiler,antlaşmalar ve mektupları içermektedir. Kültepe, M.Ö. 4000 yıllarından Roma Çağı sonuna kadar devamlı olarak iskan görmüştür.
M.Ö. 11 ve 7. Yüzyıllarda , Erciyes’in eteğinde yer alan Mazaka şehri kurulmuştur. M.Ö. 6 ve 5. Yüzyıllarda bu bölge, Med ve Perslerin egemenliğine girmiştir.
M.Ö. 280 yıllarında kurulan Bağımsız Kapadokya Krallığının başkenti olan Mazaka, bu dönemde 400 bin nüfuslu büyük bir şehirdi. M.S. 17 yılında Roma Devletinin eline geçen Mazaka, Romanın bir eyaleti olmuş ve ismi, Kaisareia olarak değiştirilmiştir.
395 yılında Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu içerisinde yer alan bu bölgede, büyük bir şehir olarak yerini korumuştur. 691 ve 721 yıllarında Kayseri, kısa sürelerle Arapların akınlarına uğramış ve 1071 yılında Malazgirt zaferinden sonra Türk topraklarına katılmıştır.1127 yılında Danişmendlilerin, 
1162 yılında ise Anadolu Selçuklularının olan şehir, Selçuklular zamanında Konya’dan sonra ikinci başkent olmuştur. 1244 yılında İlhanlıların saldırısına uğramış, bir süre Moğol-İlhanlı valilerince yönetilmiştir.
Kayseri, 1343 yılında Eretna Beyliğinin, 1398 yılında Osmanlıların eline geçmiştir. 1402 yılında Ankara savaşından sonra Karamanoğullarının ve Dulkadiroğlularının olan şehir, 1515 yılında Yavuz Sultan Selim’in Iran seferi dönüşünde kesin olarak Osmanlı imparatorluğuna bağlamıştır.
Tarihsel Gelişim
Anadolu’nun, doğu ve batı (Yunan-Roma) medeniyetleri arasında bir köprü vazifesi görmesi bu bölgede, Anadolu Medeniyetleri denilen muazzam bir medeniyetin doğmasına neden olmuş. Bu nedenle tarih boyunca Kayseri,
 bu medeniyetlerin bir bölümünün gözüktüğü ve Kızılırmak Havzası ile Tuzgölü arasında kalan Kapadokya’nın, önemli bir yerleşim yeri olma özelliğini korumuş. Bu bölgede bulunan yüzlerce “Höyük” ve “Tümülüs”ler , “Anadolu Medeniyetleri”nin önemli bulgularını, günümüze kadar taşımış.
 Hititler’den Osmanlılar’a kadar bu bölgede yerleşen bütün kavimler, kısa bir zaman içerisinde mutlaka bir siyâsi birlik kurmuş ve bir güç olarak, tarih sahnesine çıkmış.
Kayseri çevresinde bilinen en eski yerleşim yeri, bugün ki şehre yaklaşık 20 kilometre mesafede bulunan “Kültepe Höyüğü”dür.
 Bu höyükte bulunan Kaniş, o günkü Kayseri’nin başşehri olup M.Ö 2800 senesinden Helenistik Devirlere kadar önemini korumuş.
Kaniş’in önemini kaybetmesi üzerine o dönemlerin kutsal dağı olan Argaios’un (Erciyes) kuzey eteğinde bulunan Mazaka’nın ön plana çıktığını ve şehrin merkezi olduğunu görmekteyiz. Đsminin nereden geldiği tartışılan ve M.Ö XII-IX. yüzyıllar arasında iskan görmeye başladığı tahmin edilen Mazaka, 
bir süre sonra Tabal Devleti’nin başşehri olmuş. Bu devletin yıkılması üzerine Frigler’in eline geçmiş ve daha sonra da Kimmerler’in sınırları içerisinde kalmış (M.Ö 676). Kimmerler, Asur ve Lidyalılar tarafından Anadolu’dan atılınca (M.Ö 650) Mazaka, Asur egemenliğine girmiş ve daha sonra Lidya ve Medler arasında sınır olmuş.
 Persler’in, Lidyalılar’ı yenmesi üzerine bütün Anadolu gibi Mazaka da bu devletin hakimiyetine girmiş. Pers hakimiyeti ile birlikte Đran’dan bu bölgeye çok insan gelmiş, kendi ülkelerine benzettikleri bu bölgelerde, “Ateşgede Kültürü” nü yerleştirmiş. Ve bu “Kültür” yüzyıllarca bu bölgede egemen olmuş. Hatta bağımsız Kabadokya Kralları bile bu “kültürün” yani “dini çerçevenin” dışına çıkamamış.
Kapadokya krallarından IV. Ariarathes Eusebias, babası III. Ariarathes tarafından kurulan “Ariarathia” şehrinde bir müddet kalmış ve sonra sarayını Mazaka’ya taşımıştır. Bunun oğlu V. Ariarathes ise babasının adına izafeten şehre, “Eusebia” adını vermiş (M.Ö. 163-130).
 Mazaka’nın yanında yeni bir Helen şehri olarak doğan Eusebia, Kabadokya Kralı Archelaos (M.Ö. 36, M.S. 17) zamanında Roma Đmparatoru “Caisar Avgustus” adına izafeten “Kaisaria” adı verilmiştir. M.Ö 12-8 tarihlerinde basılan bütün sikkelerde (paralarda) Kaisaria ismine rastlamaktayız.
Bu medeniyetlerin yaşandığı dönemleri kısaca aşağıdaki gibi altbaşlıklarda toplamak mümkündür; Roma Kolonial Dönemi Kapadokya’yı, M.S. 17 tarihinden itibaren Roma İmparatorluğu’nun bir şehri olarak tarih sahnesinde görmekteyiz. Kaisaria, “Konion” denilen bir eyalet meclisi ve bir vali tarafından yönetilmekteydi. Đmparator III. Gordianus zamanında şehir surları yaptırılmış (M.S. 238- 244), surlara rağmen İmparator Valerian zamanında Kaisaria Pers Kralı “Şapor” tarafından işgal edilmiş.
 Bu sırada şehrin nüfusunun 400 bin civarında olduğu tarihi kaynaklarca belirtilmekte. İmparator Julianus Apostota’nın altı yıl sürgün kaldığı Kaisaria, bu dönem “Hristiyanlık Kültürü”nün, neşet ettiği önemli bir merkez konumundadır. Nitekim, Büyük Busilius, Aziz Gregorius, Nuziandoslu Gregorius ve Nysalı Gregorius burada yetişen Hıristiyan din büyükleridir.
İlk İslam Akınları
Doğu Roma (Bizans) toprakları içerisinde bulunan Anadolu, daha Hicret’in ilk asırlarından itibaren “İslam Orduları” için câzip bir bölge olmuş. İstanbul’un fethi için yapılan birçok sefer, Orta Anadolu ve özellikle Kayseri üzerinden yapılmıştır. Ve her seferinde de şehir, “İslam Orduları” tarafından işgal ve tahrip edilmiş. Kayseri, ayrıca Đmparator Phokas (M.S. 602-610) zamanında Đran Hükümdarı II. Hüsrev tarafından işgal edilmiştir (M.S. 605) Altı sene Pers işgalinde kalan şehir, İmparator Heraklios (M.S. 610-640) tarafından geri alınmış.
Türk Hakimiyetine Girmesi
Doğu tarihçilerine göre ; Orta Anadolu’ya yayılmaya başlayan Türkler Afşin Bey komutasında, 1067 tarihlerinde Kayseri’yi fethettiler. 1071 Malazgirt Savaşı ile bütün gücü kırılan Bizans bu bölgeyi koruyamaz hale geldi ve çekilmeye ve bu çekilmeyi tâkiben de Anadolu’ya büyük bir Türk göçü gelmeye başladı. 1071 den 15 sene sonra , 1085 yıllarında Kayseri’ yi artık bir Türk ve Müslüman şehri olarak görmekteyiz. Müslüman Türklerin hakimiyetinde Kayseri’ nin eski halkı olan Rum ve Ermeniler’ in birer mahallede toplandıkları, Çarşı, Pazar ve ticarette yavaş yavaş hakimiyetlerini kaybettikleri görülmüştür.
Şehir, süratle yapılan Camii, Han, Medrese , Hamam ve Çeşmelerle kısa bir sürede tam bir Đslam Şehri kimliği kazanmıştır. Bir müddet Danişmendliler’e merkez olan Kayseri özellikle Selçuklu Sultanı Uluğ Keykubad (1.Alaeddin Keykubad) zamanında Türkiye Selçuklu Devletinin Konya ve Sivasla beraber üç başşehrinden birisi olmuştur.
Danişmendi ve Selçuklu yönetimleri zamanında yapılan görkemli yapıların en önemlileri olarak; Camii Kebir, Güllük Camii ve Hamamı, Hunat Külliyesi, Şifaiye–Gıyasiye Medresesi, Hacı Kılıç Külliyesi, Lala Muhlisiddin Camisi, Sahabiye Medresesi, Kale Surları ve Yoğunburç sayılabilir.
Danişmendliler Dönemi
Alpaslan’ın oğlu Melikşah’ın yeğeni Danişmendli Melik Ahmet (Taylu) Kızılırmak ve Yeşilırmak bölgelerinde “Danişmedli Beyliği”ni kurdu, Süleyman Şaha’a tâbi oldu. Danişmendliler döneminde bu bölgelerin Türkleştirilmesi için çok önemli adımlar atıldı. Anadolu bir Türk Yurdu haline geldi. Ebul Gazi Hasan Bey’i (Turasan) Orta Anadolu’ya vali tayin eden Danişmendoğlu Sabartia, Kayseri ve Pontus’ta hüküm sürüyordu.
 Kayseri’nin ilk valisi olan Hasan Bey, vazifeye başladığı 1082 tarihinden itibaren ölünceye kadar valilik yapmış ve bir çok fetihte bulundu. Ahmet Gazi’den sonra Emir Melik Gazi (Pazarören/ Pınarbaşı’nda türbesi ve mumyası var), saltanata geçti. Daha sonra Kayseri’yi bir çok eserle imar eden ve Ulu Cami’yi yaptıran Emir Mehmet ve Zünnun bu bölgeyi idare ettiler.
Moğol Hakimiyeti
Selçuklu ordusunun, Moğol ordusu ile 1243 tarihinde yapılan Kösedağ Meydan Savaşı ile Moğol ordusuna yenilmesi , Türk tarihinde bir dönüm noktası olmuş ve artık Anadolu’da Moğol hakimiyeti başlamıştır. Gönderdikleri Valilerle Anadolu‘yu denetleyen Moğollar, 150 sene müddetle Kayseri ve Anadolu’nun bütün maddi ve manevi kaynaklarını yağmalamışlardır. Moğol sömürüsü altında ezilen Selçuklu Devleti, bütün gücünü kaybetmiş ve II. Mesud ‘ dan sonra dağılarak, yerini yeni kurulan beyliklere bırakmıştır.(1308)
Osmanlı Dönemi
Fatih Sultan Mehmet zamanında , Gedik Ahmet Paşa tarafından Karamanoğulları Beyliği’ ne son verilerek, Karaman, Konya ve Kayseri Bölgeleri Osmanlı toprağına katıldı. (1474) Kayseri 1476‘dan itibaren Karaman eyaletine bağlı bir sancak merkezi oldu. 1839 tarihinde Bozok Eyaletinde, 1867 tarihinde de bağımsız sancak merkezi olarak Osmanlı idari taksimatında yerini aldı.
Mütareke’de Durum
Kayseri, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı yenilgisini belgeleyen Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918) günlerinde, bağımsız bir sancak olarak yönetiliyordu ve doğrudan Đstanbul’a bağlıydı. Birinci Dünya Savaşı öncesinde birçok Orta Anadolu kentinden farklı olarak, canlı bir ekonomik yaşamı olan Kayseri, savaş içindeki Ermeni tehciri nedeniyle, bu özelliğini bir ölçüde yitirmişti.Çünkü, kentin ticari yaşamının gelişmesinde ve ileri düzeydeki zanaatçılıkta Ermenilerin büyük payı vardı. 
Hayvancılığa dayalı besin sanayinin doğması Kayseri’nin pastırmacılık ve sucukçulukta ün kazanması, büyük ölçüde Ermenilerin çabalarıyla olmuştu. Ermeniler ve kimi Rumlar, ayrıca sarraflıkla da uğraşıyorlardı.
Kayseri’de yerel ekonomik yaşamı denetleyen ve 30.000’i aşkın olan bu Ermeni nüfus, 1915’te Suriye’ye tehcir edilmiş, ancak, Mondros Mütarekesi ile kısa süre içinde yeniden Kayseri’ye dönmüştü. Nitekim, Kayseri’nin en büyük kazalarından Develi’nin savaş sonrasındaki nüfusu yarı yarıya Ermenilerden oluşuyordu.
 Kayseri ve dolaylarının nüfus yapısını etkileyen bir başka gelişme’de, daha savaş yıllarında başlayan göçlerdi. Rus işgalleri 1915-1916 ‘da Doğu Anadolu içlerine doğru uzandığında işgal altına giren kent ve köylerin halkı yollara dökülmüş ve bunlardan bir bölümü Kayseri’ye gelmişti.
 Bunu, 1917 Sovyet Devrimi sonrasında, Kafkasya’dan göçen kimi toplulukların, örneğin Çerkez’lerin gelişi izlemişti. Kayseri yöresi, Mondros Mütarekesi sonrasında başlayan Fransız işgalleri döneminde üçüncü bir göçe tanık oldu.
1918 sonrasından başlayarak gelişen Adana ve Maraş işgalleri nedeniyle, yörenin halkı uğradığı baskılara dayanamayarak yollara düşmüş ve göç kervanları Kayseri’ye uzanmıştı. Eylül 1919’da gelindiğinde Fransızlar, Çukurova’ya yerleşmiş.
 Urfa, Antep, ve Maraş’a girmiş, Kayseri’nin Develi Kazasının 20 km. yakınlarına dek ilerlemişlerdi. Zamantı suyunu sınır kabul ettiklerini duyuran Fransız işgal yetkilileri, bugün Develi’ye bağlı olan Bakırdağ Nahiyesini de denetimleri altına almışlardı. Adana’yı merkez edinen
 Fransız işgal komutanlığı, güçlerini fazla dağıtmamak için, direnişle karşılaşmadığı sürece, merkezden uzak bölgelere, asker göndermiyor; denetimi, işgal birlikleri içindeki Ermeni gönüllü taburlarıyla sağlamaya çalışıyordu.
 Đşgal ettiği bu uzak kasabaların yönetimi de yörenin Ermeni ileri gelenlerine veriyordu. Bakırdağ (Rumlu) Nahiyesi’nde de bu tür bir uygulama yapan Fransızlar, Sarkis Efendi atlı bir Ermeniyi nahiye müdürlüğüne getirmişlerdi.
 Nahiye merkezi Bakırdağ’ın Kiske köyündeydi. Gerek nahiye merkezindeki, gerek çevre köylerdeki güvenliği de Ermeni Jandarmaları sağlıyordu.
Kurtuluş Savaşı Dönemi
Kayseri ili, Milli Mücadele Dönemi’nde Develi’ye bağlı Taşçı (Bakırdağ) Bucağı dışında işgal görmemiştir. Fransızlar’ın koruması altındaki ayrılıkçı Ermeni’lerce gerçekleştirilen Bakırdağ işgali de bölgeyi etkileme olanağı bulmadan, kısa süre içinde son bulmuştur.
Cumhuriyet Dönemi
Kayseri, Cumhuriyetle birlikte 1924 Anayasası gereği vilayet oldu. 1924 Anayasası ile il statüsüne kavuşan Kayseri’nin 1928’de Merkez, İncesu, Bünyan, Develi ve Aziziye(Pınarbaşı) olmak üzere, 5 kazası (İlçe), 21 nahiyesi (bucak) ve 314 köyü vardı.
Bugün ise Kayseri’nin; 16 ilçesi (Akkışla, Bünyan, Develi, Felahiye, Hacılar, İncesu, Kocasinan, Melikgazi, Özvatan, Pınarbaşı, Sarıoğlan, Sarız, Talas, Tomarza, Yahyalı ve Yeşilhisar), 68 belediyesi ve 406 köyü bulunmaktadır.
19 Aralık 1919'da Mustafa Kemal ilk kez Kayseri’ye geldi. Ekim 1926 da Uçak Montaj Fabrikası, Mayıs 1927 de Ankara- Kayseri demiryolu hizmete girmiştir. Mart 1930 tarihinde müze açılmıştır. 1935‘te Kayseri Bez Fabrikası kurulmuştur. 1935 nüfus sayımında Ürgüp’ün Kayseri’ye bağlı olduğunu görmekteyiz. Ürgüp daha sonra, il olan Nevşehir’e bağlandı.
 Cumhuriyetle birlikte Kayseri de sanayi, ticari, eğitim, kültür v.s konularda önemli gelişmeler olmuş ve bu gelişmeler günümüzde de artarak devam etmektedir. 1950, 1960, 1990 ve 2000 yıllarında Kayseri ilinin kent merkezi ve çevresinin dokusu ve tarihsel gelişimini gösteren harita aşağıda detaylı bir şekilde incelenmiştir.
Merkezdeki Fonksiyonel Farklılaşmalar, Yapısal Değişim Ve Mekansal Kaynaklar 1950-1960 arasında özel sektör tarafından bir çok sanayi tesisinin temelinin atıldığını ve faaliyete geçtiğini görüyoruz. Özel sektör tarafından 1950’lerin başında kurulan büyük ölçekli Birlik Mensucat Fabrikası ile Orta Anadolu Mensucat Fabrikası ve yarı kamu nitelikli Şeker Fabrikası (1955) bu dönemin önemli eserleridir.
1950’den sonra Kayseri sanayisinde özel sektörün ağırlığı giderek artı.
1960’tan sonra Taksan ile özel hisselerin de bulunduğu Çinkur dışında imalat sanayinde kamu yatırımı pek görmemekteyiz. Bugün Taksan, Özelleştirme İdaresi tarafından satıldı ve Çinkur ise faaliyetini durdurdu. Đcra yoluyla satıldı. Bu iki tesisinde yeni sahipleri Kayserlidir. 
1950’lerin uygun ortamında , küçük ve orta boy girişimciler daha çok dayanıklı tüketim malları üretimine yönelmiş; girişimciler ellerindeki tezgah ya da makineleri küçük değişikliklerle, değişik ürünleri üretebilecek biçime dönüştürmüşlerdir.
1950’lerin önemli girişimlerinden birisi de Küçük Sanayi Sitesi’nin ya da “ Eski Sanayi Bölgesi”’nin kurulmasıdır. Günümüzde Bünyan, Develi ve Pınarbaşı’nda birer tane olmak üzere 9 adet Küçük Sanayi Sitesi mevcut olup buralarda 6 bine yakın işletme faaliyet göstermektedir.
60’lı yılların sonu ve 70’li yılların başından itibaren imalat sanayinin çeşitlendiğini, nitelik kazanmaya başladığını, ölçeklerinin büyüdüğünü, fabrikasyon üretime geçtiklerini ve çoğunun tüzel kişilik kazandıklarını görmekteyiz. Bugün, Kayseri Sanayi Odasına kayıtlı üyelerin yüzde 75’ine yakını tüzel kişiliğe sahiptir.
Bu yıllardan önce ağırlıklı olarak üretilen iplik/dokuma ürünlerine günümüzde; elektroteknik ürünler, tarım ve hayvancılık makineleri, makine ve döküm, ev eşyaları, mutfak eşyaları, dayanıklı tüketim malları, cam mamulleri, ısıtma araç ve gereçleri, gıda, çelik/plastik boru ve çelik profil, otomotiv, mermer, makine halısı, kağıt ürünleri, PVC kapı ve pencere gibi ürünlerin dahil olduğunu görmekteyiz.
1980’den sonra büyük işletmelerin sayısında bir artış gözlenmektedir. Özellikle 1970’ten itibaren Kayseri’nin bazı ilçelerinde de sanayi yatırımlarına tanık olmaktayız.
Develi’de Saray Halı, Dev Teks, Gazi Keçe, Bul Teks ve Asil Deri;
Tomarza’da Tomarza Un Fabrikası ile sonra kapanan Panter Plastik;
Bünyan’da çok önceleri kurulan Sümerbank Battaniye Fabrikası, Bünsa ve Bünyan Gıda Sanayi;
Pınarbaşı’nda Zerrin Un Fabrikası, Saffet Et ve Et Ürünleri Fabrikası; Sarıoğlan da Sar Gıda, İlk akla gelenler.
Özellikle Pınarbaşı yöresinde alabalık üretim tesisleri ve madencilik, yine Yahyalı yöresinde madencilik önemli bir iştigal konusu olmuştur. 1980’li yıllarda büyük işletmelerin sayısı artmıştır. Özellikle 1985’ten sonra uygulanan teşvik sistemi , Kayseri’de teşvikli yatırım yapanları arttırmış ve çok sayıda büyük ölçekli işletmeler doğmuştur. Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulması, altyapısının tamamlanması ve 1989 yılında bu bölgeye teşvik sistemi içerisinde İkinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yöre statüsü verilmesi, Kayseri’de büyük işletme sayısının çok sayıda artmasına yol açmıştır.
Ağaç işleri, koltuk, kanepe ve yatak üreten 3 büyük firma ile orta ölçekteki işletmeler Türkiye’nin bu konudaki ihtiyacının yarıdan fazlasını (%60) karşılamaktadır. Kayseri İli sanayinde, işletme ve çalışan işçi sayısı bakımından, metal eşya-makine ve teçhizat sanayi, dokuma sanayi ile gıda sanayi önemli bir yere sahiptir. Bu üç sektör, 10 kişi ve üzerinde işçi çalıştıran işletmeler içinde %78’lik paya sahiptir. İşçi sayısı bakımından da %83’lük oranı oluşturmaktadır.
İldeki imalat sanayi tesislerinin %59,5’i büyük ölçekli, %40,5’i orta ölçekli işletme özelliğine sahip bulunmaktadır. Anbar-Boğazköprü arasında kurulan Kayseri Serbest Bölgesi, 7 milyon metrekarelik bir alana oturmakta.
Kayseri sanayisinin ülke sanayisi içinde önemli bir yeri olduğu bilinen bir gerçek.Nitekim; Đstanbul Sanayi Odası’nın her yıl yaptırdığı, “İlk 500 Sanayi Kuruluşu” anketinde (2003) Kayseri’de faaliyet gösteren 15, “İkinci 500” de ise 11 firma yer almıştır. Bu firmalar aşağıda sıralanmıştır.
2000’li yılların başında Kayseri sanayisi iç ve dış piyasalara açıldıkça markalaşma olgusunun da gündeme geldiğini görmekteyiz. 1960’ların başında, “Dur! Kayseri’de Ulubaş var” ünlü sloganına ile markalaşma yoluna giren Kayseri bugün; Đstikbal, Bellona, Đpek, Denim, Yataş, Soley, Atlas, Saray, HES Kablo, HES Fibel, Erbosan, Elbak, HES Kimya, MĐO, As de-longi vs. ile markalaşan iller arasında çok mesafe almıştır. Ayrıca; Sabancı, Özilhan, Dedeman, Kibar, Bayraktar, Narin, Yazar, Hisarcıklıoğlu, Cıngıllıoğlu, Has, Çetinsaya, Tarmanlar, Özeller, Küçükçalık, Baldöktü, Kurmel, Çetinkaya, Boydak, Molu, Hatemoğlu, Ulutaş gibi ülkemiz sanayi ve ticaret hayatına damgasını vurmuş ailelerin Kayseri’den çıkmış olmaları da bir tesadüf olmasa gerek. Bir anlamda Kayseri, sürekli “girişimci” yetiştiren bir ildir ve bu özelliği ile de başta gelir
KAYSERİ İLİ COĞRAFYA
Kayseri, İç Anadolu;'nun güney bölümü ile Toros dağlarının birbirine yaklaştığı yerde Orta kızılırmak bölümünde yer alır. dou ve kuzeydoğusu Sivas, kuzeyi yozgat, batısı nevşehir, güneybatısı Niğde, güneyi ise adana ve Kahramanmaraş İlleri ile çevrilidir.
İç Anadolu’nun yukarı Kızılırmak bölgesinde 340 56’ ve 360 59’ doğu boylamlarıyla 370 45’ ve 380 18’ kuzey enlemleri arasında yer alan Kayseri İli 16.917 kilometrekarelik yüzölçümüyle ülke topraklarının %2,2’lik bir bölümünü kaplamaktadır. İl merkezinin denizden yüksekliği 1054 metredir.
İl Sınırlarının Uç Noktaları :
İl Sınırlarının Uç Noktaları :
Yönler Uç Noktalar Enlem (Kuzey) Boylam (Doğu)
Doğu Uzunpınar-Pınarbaşı 380 00’ 360 58’
Batı Derbentbaşı-Yeşilhisar 380 24’ 340 56’
Kuzey Alamettin-Sarıoğlan 380 18’ 350 52’
Güney Büyükçakır-Yahyalı 370 45’ 350 24’
Görüldüğü üzere il yüzölçümünün yüzde 53’ünü tarım arazisi oluşturmaktadır. En düşük arazi oranı ise orman ve fundalık alandır. Kayseri orman yönünden oldukça fakirdir.
İlin yüzölçümünün ilçeler bazında dağılımı aşağıdaki tablodaki gibidir:
İl yüzölçümünün yaklaşık yüzde 20’sini Pınarbaşı ilçesi oluşturmaktadır. Bunu Develi, Tomarza ve Sarız ilçeleri izlemektedir.
İklim ve Meteorolojik Göstergeler:
Dağlar, Ovalar, Akarsularve Göller:
İlin en önemli ve en yüksek dağı 3.916 metre yüksekliğindeki Erciyes Dağıdır. Erciyes Dağı, göğsünde ve eteklerinde birçok tali volkan tepelerinin bulunduğu sönmüş bir küme volkandır. Dağcılık sporu ve kış turizmi açısından önemli bir yeri vardır.
Diğer önemli dağlar, Aladağ (3.735 m), Dumanlı Dağları (3.024 m), Binboğa Dağı (2.856 m), Hınzır Dağı (2.500 m), Bakırdağ (2.462 m), Tahtalı Dağı (2.100 m), Soğanlı Dağı (2.100 m), Rostan Dağı (2.100 m), Beydağı (2.054 m), Kızılviran Dağı (1.950 m), Aygörmez Dağı (1.950 m), Hodul Dağı (1.937 m) ve Koramaz (1.900 m) Dağıdır.
İlin önemli gölleri Camız Gölü, Çöl Gölü, Sarıgöl, Yay Gölü ve Tuzla Gölüdür. Bunların yanısıra çeşitli büyüklüklerde barajlar ve göletler vardır. Bunlar Ağcaşar Barajı, Akköy, Kovalı, Sarımsaklı ve Selkapanı Barajları ile Efkere, Karakuyu, Şıhlı, Tekir ve Zincidere göletleridir.


İlin önemli akarsularının başında Kızılırmak gelmektedir. Kızılırmak Nehrinin 128 kilometrelik bölümü Kayseri il sınırları içerisinde yer almaktadır. Kızılırmağın kolları olarak Sarımsaklı Suyu (55 km), Kestuvan Suyu (48 km) ve Değirmendere Suyu (32 km) bulunmaktadır. Diğer önemli akarsuları Zamantı (250 km) ve Sarız Çayı (60 km) Seyhan Nehrinin kolu durumundadır.
İlin önemli ovaları ise Develi Ovası (1.050 km2), Sarımsaklı Ovası (300 km2), Karasaz Ovası (80 km2) ve Palas Ovasıdır (50 km2).
KAYSERİ İLİ NÜFUS
2008 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Veri Tabanına göre ilin nüfusu 1.184.386 dır. Nüfusun yüzde 85’i şehirde, yüzde 15’i da kırsal alanda yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu 69 kişi/km2’dir.
İlin 16 ilçesi bulunmaktadır. İl merkezi büyükşehir statüsünde olup, 23 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5216 sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanunu ile Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin sınırları yeniden düzenlenmiştir. Daha önce iki metropol ilçeden oluşan Kayseri Büyükşehir Belediyesi yeni yasa ile beş ilçe (Kocasinan, Melikgazi, Hacılar, İncesu ve Talas) belediyesinden oluşmaktadır. KAYSERİ İLİ EKONOMİ
E K O N O M İ K Y A P I


Kayseri ili, elverişli ulaşım ve enerji olanaklarının yanı sıra zengin yeraltı kaynaklarıyla birlikte önemli ölçüde gelişmiş sanayisi ile önde gelen iller arasında yeralmaktadır. Kayseri ilinin gelişmesinde başlıca faktörlerden birisi, ticaret ve zanaatta ilin geçmişten günümüze önemli bir kültürel birikime sahip olmasıdır. Kayseri'de halkın yarısından çoğu ilçe merkezi kent ve kasabalarda yaşar. Eskiden başta halıcılık olmak üzere dokumacılık, dericilik ve bakırcılık gibi üretim etkinlikleriyle tanınan ve canlı bir ticaret yaşamı olan Kayseri yöresi, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde oldukça sönükleşti. Bu sırada tarımsal üretimi, tüketim gereksinmesini karşılamaya yetmeyen bir durumda olan Kayseri'nin ekonomisi Cumhuriyet döneminde, 1926'da halı ipliği ve uçak montaj fabrikalarının açılması, 1927'de demiryolu bağlantısının kurulmasının ardından canlanmaya başladı. 1950'den sonra karayolu ulaşım bağlantılarının güçlenmesi ve tarıma dayalı sanayi yatırımlarının artması, ilin hızla gelişmesine yol açtı. Tüm bu gelişmelere karşın halkın önemli bir bölümü geçimini tarımdan sağlar. Kayseri ilinde yetiştirilen başlıca ürünler buğday, arpa, şekerpancarı, patates, çavdar, elma, soğan, baklagiller, üzüm ve ayçiçeğidir. Ayrıca ilde yaygın olarak sebze ve meyve üretimi de yapılır. Hayvansal ürün elde etmeye yönelik olarak yetiştirilen başlıca hayvanlar koyun ve sığırdır. Kayseri, Türkiye'de en çok sığır eti üretimi yapılan iller arasında altıncı sırada yer alır. Kayseri'de hayvancılığa bağlı olarak yapılan pastırma üretimi önemlidir. Uzunyayla yöresinde eskiden beri iyi cins koşu atı yetiştiriciliği yapılır. Tavukçuluk ve arıcılık da gelir kaynakları arasında yer alır. Kayseri ilindeki başlıca sanayi kuruluşları un, unlu ürünler, şeker, süt, et ürünleri, meyve suyu, konserve, yem, dokuma, deri, traktör takım tezgâhları, makine, metal eşya, mukavva, orman ürünleri, kablo, boru, plastik, tuğla, kiremit fabrikaları ile ordu için pil ve batarya üreten fabrikalardır. Kayseri ilinin başlıca turistik yöreleri Erciyes Dağı ile Sultansazlığı'dır. Manyas Gölü'n-den sonra Türkiye'nin en önemli ikinci kuş cenneti olarak kabul edilen Sultansazlığf nda yaşayan ve konaklayan su kuşları için bir koruma ve üretme alanı kurulmuştur. Yahyalı yöresindeki yaban keçileri ile keklikler için de böyle bir alan ayrılmıştır. Yeraltı kaynakları açısından oldukça zengin olan Kayseri ilinde bakır, kurşun, çinko, pirit, krom, alüminyum, demir ve linyit yatakları ile madensuyu kaynakları vardır. Eti-bank'a bağlı Orta Anadolu Krom İşletmesi ile Çinko-Kurşun Metal Sanayii AŞ (ÇİNKUR) madencilik alanındaki önemli kuruluşlardır.
KAYSERİ İLİ KÜLTÜR
Toplum ve Kültür


Önemli ticaret ve askeri hareket yollarının kavşak noktasında bulunan il toprakları çok eskiçağlardan bu yana sürekli yerleşim yeri olmuştur. Hititler döneminde Kültepe daha sonraki dönemlerde Kayseri (Mazaka) önemli merkezler olarak ortaya çıktı. Persler'le bölgeye giren İran kültürü uzun süre etkinliğini sürdürmüş, bu kültür daha sonra Hıristiyan kültürüne dönüşmüştür.
Kayseri'nin geleneksel el sanatlarından olan dokumacılık günümüzde de sürdürülürken, bakırcılık ve dericilik eski önemini yitirmektedir. Eskiden yaygın olarak üretilen su, süt, salep güğümleri ile Kayseri ibrikleri İç Anadolu'nun aranan ürünleri arasında yer alırdı.
İldeki en eski yerleşme merkezlerinden biri olan Kültepe'de yapılan kazılarda iplik eğiril-mesinde kullanılan bazı el aletlerine rastlanmıştır. Tarihi bu kadar eskiye dayanan dokumacılığın en yaygın olduğu yöre Bünyan'dır. Bu yöredeki hemen her evde bir halı dokuma tezgâhı vardır. Selçuklular döneminde gelişen bu el dokuması döşeme yaygıları genellikle "Kayseri halısı" adıyla bilinir. Kayseri halısının başlıca çeşitleri taban, seccade, karyola ve kelledir. İran halıcılığından etkilendiği sanılan Kayseri halıcılığında özgün renk ve desenler günümüzde değişikliğe uğramaktadır. Daha çok göçer Afşarlar'ın geleneksel bir uğraşı olan kilim ve yük çulu dokumacılığı varlığını günümüzde de sürdürmektedir.
Kültepe kazılarında ortaya çıkarılan tarihsel buluntular Kültepe Müzesi'nde, Kayseri yöresinde yapılan öteki kazı ve araştırmalarda ele geçirilen buluntular Kayseri Arkeoloji Müzesi'nde, bu yöreyi tarihsel açıdan tanıtan derleme yapıtlar da Kayseri Etnografya Müzesi'nde sergilenmektedir. Günümüzde Kayseri ilindeki başlıca yükseköğrenim kurumu Erci-yes Üniversitesi'dir.

 
İl Merkezi: Kayseri


Asurlular tarafından bir ticaret kolonisi olarak kurulan Mazaka, Anadolu'daki Pers egemenliği sırasında oluşturulan Kapadokya sat-raplığının merkeziydi. Kentin adı, Kapadokya Krallığı döneminde Eusebeia biçiminde değiştirildi. Mazaka-Eusebeia adıyla da anılan kent, Roma döneminde Sasani saldırılarına karşı koyabilmek için surlarla çevrildi. Romalılar tarafından "Sezar" ya da "Kayser" kenti anlamında Caesarea ya da Kaisareia olarak adlandırılan kent, bu dönemde de Kapadokya eyaletinin merkeziydi.
Bizans döneminde yapıldığı sanılan, Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar tarafından da onarılarak kullanıldığı bilinen Kayseri Kalesi'nin yakın dönemde onarılan iç kalesi günümüzde sarraflar çarşısı olarak düzenlenmiştir. Roma döneminde para basılan bir darphanesi de olan kentte 4. yüzyılda dokumacılık yapılan ve silah üreten atölyeler vardı. Hıristiyanlık'ın yayıldığı dönemde önemli bir dinsel merkez olan kent, Araplar tarafından "Kayseriyye" olarak adlandırıldı. Danişmendli ve Selçuklu dönemlerinde değerli mimarlık yapıtlarıyla süslenen Kayseri kenti, bu dönemin başlıca ekonomik, kültürel ve yönetsel merkezlerindendi. 
Selçuklular' dan kalma en önemli yapı Çifte Medrese'dir. Çifte Medrese'nin Anadolu'da yapılan ilk hastane yapısı olduğu kabul edilir. İki bölümden oluşan Çifte Medrese'nin medrese bölümünde tıp dersleri verilir, şifahane bölümünde hastanesi yer alırdı. Çifte Medrese'de bugün Gevher Nesibe Tıp Tarihi Enstitüsü ve Müzesi bulunmaktadır. İlin ortabatı kesiminde yer alan Kayseri kenti dağlarla çevrili düz bir alanda kurulmuştur. Kent karayolları boyunca genişlemektedir. Kentin geleneksel merkezini kalenin güneyinde kalan küçük bir alan oluşturur. Kentteki sanayi kuruluşlarında elde edilen ürünlerden bazıları yurtdışına satılır.


 Kayseri kenti aynı zamanda önemli bir ulaşım merkezidir. Kırşehir, Nevşehir ve Niğde'yi Sivas, Malatya ve Kahramanmaraş'a bağlayan karayolu ile Irmak ve Ulukışla ile Sivas arasında bağlantı kuran demiryolu kentten geçer. Kayseri kentinin Türkiye'nin öteki merkezleriyle havayolu bağlantısı da vardır.
KAYSERİ İLİ SANAYİ
SANAYİ
Küçük sanayi siteleri ve organize sanayi bölgeleri sanayi sektörünün altyapısı olarak değerlendirilebilir. Kayseri'de KSS kapsamında 3500'e yakın işyeri yapılmıştır. İlde 8 KSS faaliyet göstermektedir. Kayseri'de 6 organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. 1. Organize Sanayi Bölgesi dışındakiler henüz sanayiye katkıda bulunmamaktadırlar. Sanayi altyapısı çerçevesinde Kayseri Serbest Bölgesi de önemli görülmektedir. Kayseri'de 500'e yakın sanayi işletmesi vardır. Kayseri imalat sanayi gelişmişlik sıralamasında 18.'dir.
Kayseri1897
KAYSERİ İLİ TİCARET
TİCARET
Ticaret sektörü, gerek sanayileşme ve kentleşme olgularıyla olan iki yönlü bağlantısı ve gerekse yarattığı gelir ve istihdam açısından Kayseri için çok önemlidir. Sanayi yapısı ile tarım ve hayvancılık potansiyeli Kayseri'deki mevcut ticari hayatın gelişmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Kayseri'nin sanayi üretim kapasitesi ve çeşitliliği dış ticareti de geliştirmiştir. Bir milyar dolar ihracat gerçekleştirilmektedir. İlde 20000'i aşkın ticaretle uğraşan işyeri vardır. Kayseri'de bankacılık da gelişmiştir.
KAYSERİ İLİ TARIM
TARIM
Kayserideki Erciyes Dagi Ve Burunguz Camii
Tarım, Kayseri ekonomisinde sanayi, ticaret, ulaştırma sektörlerinden sonra gelmektedir. 671.000 hektar arazi tarımda kullanılmaktadır. Bu miktar il topraklarının % 40'ına karşılık gelmektedir. İl sanayisinin % 13'ü tarım dışı, % 6'sı çayır-mera, %41'i orman fundalıktır. Tarım arazisinin % 48'i tahıl ekimine ayrılmakta % 42'si ise nadasa bırakılmaktadır. Kalanı baklagillere, endüstriyel bitkilere, yağlı tohumlara, yumru bitkilere, sebzelere ve meyveciliğe ayrılmıştır.607.000 hektar sulanabilir arazinin 150.000 hektarı ekonomik olarak sulanabilmektedir. Sulama kapasitesi artarken sulu tarımda verim 5-6 kat artacağından sulama projeleri inşaatları sürdürülmektedir.
Kayseri
KAYSERİ İLİ HAYVANCILIK
HAYVANCILIK
Kayseri'de küçük ve büyükbaş hayvancılık Türkiye ortalamasına yakın olup, küçükbaş potansiyeli büyükbaş potansiyeline göre daha fazla gelişmiş durumdadır. Kanatlı hayvan varlığı Türkiye ortalamasının iki katı seviyesindedir. Kayseri'de üretilen hayvansal ürünler içerisinde parasal değer olarak ilk sırayı et, ikinci sırayı süt, yumurta da üçüncü sırayı almaktadır. Beyaz et 4. ana üründür. Kayseri'de tatlısu balıkçılığı da sürekli gelişmektedir.
KAYSERİ İLİ ORMAN
ORMANCILIK
Kayseri orman potansiyeli bakımından zengin değildir. Türkiye orman varlığının %0,5'i Kayseri'dedir. Kayseri'de 22000 hektar normal ve 85000 hektar bozuk olmak üzere 107000 hektar orman arazisi bulunmaktadır. Orman yapısının zayıflığı orman ürünleri üretimini de sınırlamaktadır.
KAYSERİ İLİ HARİTASI
KAYSERİ İLİ TURİZM
TURİZM
Selçuklu medeniyetinin ve mimarisinin en özgün eserlerini barındıran, Erciyes ile kış turizmine imkan sağlayan, Soğanlı ve Erdemli vadileri ile Ürgüp ve Göreme kadar görsel ve tarihi zenginlikler ile Kapuzbaşı şelaleri ve yedi göller ile yurdun en güzel doğal güzelliklerine sahip olan Kayseri ili, ülkemizin yaz turizmi hariç her turizm dalında ciddi potansiyeli olan ender illerimizden birisidir.

 
KAYSERİ İLİ TARİHİ VE TARİHİ ESERLERİ
KAYSERİ TARİHİ MEKANLARI
Kayseri İli Tarihi ve Turistik Yerleri

 
Orta Anadolu’nun ticâret ve sanâyi merkezi, kara ile demiryollarının kavşak noktası olan Kayseri tabiî güzellikleri yanında çok zengin târihî eserlere sâhiptir. Çok eski bir yerleşim merkezi olduğundan pekçok târihî eser ve yeri vardır. Bunların en önemlileri Selçuklu veOsmanlı devrine âit olanlardır. Selçuklu eserleri Konya’dan sonra en çok Kayseri’dedir. Selçuklu ve Osmanlı devri eserleri görülmeye değer güzellikte birer sanat şâheserleridir. Önemlilerinden bâzıları:
Kayseri Kalesi: 
 
Beşinci asırda Bizans İmparatoru Justinianus yaptırmıştır. Birçok harpte zarar gören kale Birinci Alâeddîn Keykubâd zamânında tâmir edilmiştir. Daha sonra Karamanoğlu ve Osmanlılar devrinde tâmir edilerek kullanılmıştır. İç ve dış kaleden meydana gelmiş ise de bugün dış kale çok harab vaziyettedir. İç kale dörtgen plânlı 195 burçludur. Doğuda güneyde ve kuzeyde olmak üzere üç kapısı vardır. Zamantı Kalesi: Pınarbaşı yakınındadır.
Şahmelik Kalesi: Develi ilçesinin Şahmelik köyü yakınlarındadır. Romalılar döneminde yapılan kale, Bizanslılar tarafından da kullanılmıştır. Günümüzde harab vaziyettedir.
Yeşilhisar Kalesi: Adıyla anılan ilçededir.

Develi Kalesi: Develi ilçesinin batısında sarp kaya üzerine yapılmıştır. Harab vaziyettedir.

Hunad Hâtun Külliyesi: Anadolu Selçukluları devrinde yapılan ilk külliyelerdendir. 1238’de Birinci Keykubad’ın eşi Mahperi Hunad Hâtun tarafından yaptırılmıştır. Külliye, câmi, medrese, türbe ve hamamdan meydana gelmiştir. Câmi minâresizdir. Minâresi ve büyük kubbe de İkinci Abdülhamîd Han zamanında yaptırılmıştır. Külliye, taş işçiliği şâheseridir. Hamam 1968’de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tâmir ettirilmiştir.
Kölük Câmii ve Medresesi: On üçüncü asır Selçuklu eseridir. 1205 senesinde Selçuklu kumandanlarından Mazaffereddîn Mahmûd’un kızı Atsız Elti Hâtun yaptırmıştır. 1335’te depremden zarar gören yapıyı Kölük Şemseddîn tâmir ettirdiği için onun ismi ile anılmaktadır. Câminin mihrabı ve çinileri çok meşhurdur. Medrese iki katlıdır.
 
Hacı Kılıç Câmii ve Medresesi: Selçuklu vezirlerinden Ebû Kâsım Ali Tûsî 1242-1249 arasında yaptırmıştır. Câmi ve medresenin giriş kapıları nefis taş işçiliğinin güzel örneklerindendir. Câmi dışardan kale gibi gözükür. Sarı ve siyah taştan yapılmıştır.

Ulu Câmi: On ikinci asır Selçuklu eserlerindendir. 1135’te yapılan eser 1,5 m toprağa gömülüdür. Melih Mehmed Gâzi tarafından yaptırılmıştır. Çeşitli zamanlarda tâmir gören eser ilk orjinal yapı özelliğini kaybetmiştir. 
 

Yanında türbe ve medrese vardır. En eski Türk eserlerinden ve Anadolu’daki ilk Türk câmilerinden olup, minâresi Türkiye’nin en uzun minârelerindendir. On sekizinci asrın sonlarında Reîsülküttâb Râşit Efendi yanına bir kütüphâne yaptırmıştır. Çok değerli yazma eserleri vardır.

Kurşunlu Câmi: 1585’te yapılmıştır. Osmanlı devrine âittir. Asıl ismi Hacı Ahmed Paşa Câmiidir. Mîmar Sinan’ın eserleri arasında yer almaktadır. Hacı Ahmed Paşa, kaptân-ı deryâ idi. Kubbesi kurşundan olduğu için bu isim verilmiştir. Câmi külliyesinde kervansaray aşhâne, paşa odaları, medrese odaları ve şadırvan vardır.
Fâtih Sultan Mehmed Câmii: 1478’de Fâtih Sultan Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Kale içinde olduğundan Kale Câmii olarak da bilinir.
Lalapaşa Câmii: Muslihiddîn Paşa tarafından 1308’de yaptırılmıştır. Lâle Câmii de denir. Minberi eşi bulunmaz bir şâheserdir. Sultan İkinci Abdülhamîd Hanın hediye ettiği muhâfazada sakal-ı şerîf bulunmaktadır.

Ulu Câmi: Bünyan ilçesindedir. 1256’da Kaluyan bin Karabuda tarafından yaptırılmıştır. Taç kapının kitâbe ve süslemeleri çok güzeldir. Kesme taş duvarları ile kale görünümündedir.

Develi Ulu Câmi: Develi ilçesindedir. 1281’de Göçer Araslan ve eşi Saad tarafından yaptırılmıştır. Mihrabı çok süslüdür.

 
Avgunlu Medresesi: On üçüncü asırda yapılmıştır. Medrese, Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yeniden restore edilmiştir.
 
Sâhibiye Medresesi: 1267’de Selçuklu vezirlerinden Sâhip Ata yaptırmıştır. Kapısını çevreleyen geometrik işlemeler Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir.

Köşk Medrese: 1341’de Alâeddîn Eratna tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştandır. Avlunun ortasında bir türbe vardır. Türbede Alâeddîn Eratna ve hanımı gömülüdür.

Hâtuniye Medresesi: 1432’de Dulkadiroğullarından Nâsıreddîn Mehmed bin Halil tarafından yaptırılmıştır. Kapısının yanında sivri kemerli iki güzel çeşme vardır.
Çifte Medrese(Şifaiye Gıyâsiye Medresesi): Biri medrese biri hastâne olmak üzere, bitişik iki yapıdan meydana gelmiştir. Dünyada ilk tıp fakültesidir. 
 

1205’te Selçuklu Sultanı Gıyâseddîn Keyhüsrev kız kardeşi Gevher Nesibe Sultan adına vasiyeti üzerine vakıf olarak yaptırmıştır. Kapısı ince işlemeleri ile Selçuklu taş işçiliğinin ilginç örneklerindendir. Hastâne kısmının duvarına bitişik Gevher Nesibe Sultan Türbesi vardır.

Keykubadiye Sarayları: Alâeddin Keykubâd’ın 1224’te yaptırdığı yazlık binâlardır. Küçük bir gölün kıyısında üç köşkten meydana gelmiştir.

Sultan Hanı: Kayseri-Sivas yolunda, Palaş köyündedir. Kitâbesinden 1236’da yapıldığı anlaşılmaktadır. Avlusunda kare plânlı köşk mescid vardır. Konya Sultan Hanından daha büyüktür.

Tekgöz Köprüsü:
 Kayseri-Ankara yolunda Kızılırmak üzerindedir. Kitâbesinden 1203’te Rükneddîn Süleymân tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Uzunluğu 120 m genişliği 27 metredir.
Çokgöz Köprüsü: Kayseri-Yozgat yolunda, kızılırmak üzerindedir. On üçüncü asırda yapılmıştır. Değişik ebatlarda on beş gözden meydana gelmiştir. Yapılan tâmirler yüzünden orijinal yapısı kaybolmuştur.

Karatay Hanı: Kayseri-Malatya yolundadır. Atabey Emir Celâleddîn tarafından 1240 senesinde yaptırılmıştır. Bezemeli kapısı çok güzeldir.

Çifte Kümbet: 1247’de Sultan Birinci Keykubad, eşi Melîke Âdile için yaptırmıştır. Sivas Caddesi üzerindedir. Kare kaide üstünde sekizgen gövdeli kümbetin pramit külahı yıkılmıştır.
Döner Kümbet: Kayseri-Talas arasındadır. 1276 senesinde BirinciAlâeddîn Keykubâd’ın kızı Şah Cihan Hâtun için yapılmıştır. 12 köşeli olup, üstü koni biçiminde bir külah ile örtülüdür. Sarımsı kesme taştan yapılmıştır. Bitki motifleri ve geometrik motiflerle süslüdür. Kümbete iki yönlü dar bir merdivenle çıkılır.

Melik Gâzi Türbesi: Pınarbaşı ilçesine bağlı Melik Gâzi köyündedir. On ikinci asırda yapılmıştır. İki katlı olup, alt katta lahid odası, üst katta ise sandukaların bulunduğu oda vardır. Türbenin dış yüzü tuğlalarla kaplıdır. Tuğlalar geometrik desenler biçiminde dizilerek güzel bir görünüm kazandırılmıştır.

 
Eski Eserler: Kayseri’nin 20 km kuzeydoğusunda bulunan Kültepe, Hitit ve Asurlulara âit 4000 senelik bir yerleşim merkezidir. Eski adı “Kaniş” (Kaneş) idi. Kazılarda binlerce tablet bulunmuştur. Bu antik şehrin kalıntıları da vardır. Asurlu tüccarların bir kolonisiydi. Burada bronz ve bakır çağ devirlerine âit eserler de bulunmuştur. Karum: Kültepe yakınlarında eski bir Hitit ve Asur kenti kalıntısıdır. Erkilet: Hititlere âit bir kentin harâbeleridir. Soğanlı Harâbeleri: Roma devrine âit kiliseler vardır.

Bu harâbeler Erdemli, Doğanlı, Araplı ve Göreme’dekilerle aynı özelliği taşır. Başköy’deki büyük kiliseye yer altı kanalları ile bağlıdır. Hepsi fresklerle süslüdür. Kayabaşı Mağaraları: Bünyan ilçesi yakınında olup, ilk çağlara âit sanat izleri bulunur. Roma Mezarı: Sahabiye Medresesi yanında M.Ö. üçüncü asra ve Romalılara âit bir mezardır.
 

 Fraktın Yazılı Kabartmalar: Develi ilçesi Fraktın köyü yakınında kayalar üzerinde Hititlere âit yazı ve resimlerdir. İmamkullu Kabartmaları: Develi ilçesinin İmamkullu köyü yakınındadır. Büyük bir kaya (Şimşek Kaya) üzerine yazılmış hiyeroglif yazılar ve kabartma resimler Hititlere âittir. Yemliha Kartalı: Kayseri müzesinde bir Hitit eseridir. Yekpâre granit taştan yapılmıştır. 2 metre 20 cm yükseklikte ve 4 ton ağırlıktadır.

Tabiî güzellikler: Kayseri’de tabiî güzelliği ile meşhur pekçok mesire yeri vardır. Başlıca mesire yerleri şunlardır:

Erciyes Dağı: Zirvesi devamlı karla örtülü ve İç Anadolu’nun en yüksek dağı olan Erciyes Dağı ve eteklerinde manzarası ve tabiî güzelliği fevkalâde olan mesire yerleri vardır. Ayrıca dağ, kayak sporlarına müsâittir. Erciyes ve Tekir yaylası kış aylarında dağcılık ve kış sporları merkezi özelliğini taşırken, yaz aylarında ideal bir dinlenme yeridir. Çeşitli tesisler, yüzme havuzu, telesiyej yanında dağ evi vardır. Uludağ’dan sonra Türkiye’nin en büyük kış sporları merkezidir. Bağlar: Merkez ilçe ile Erkilet, Gesi, Talas ve Hisarcık arasındadır.

Boğaz Köprü: İl merkezinin batısında 20 km mesâfede bulunan bu mesire yeri Karasu yanındadır. Gesi: Tabii bir dinlenme, yeridir. Bağları türkülere konu olmuştur. Talas: Şehre 7 km mesâfededir. Hisarcık: Park ve yüzme havuzu vardır. Dağ evi, su, yeşillik, güneş ve devamlı rüzgâr ile eşsiz bir mesire yeridir. Hisarcık, dağ evine gitmek isteyenlerin geçtiği bir mesire yeridir. Mimar Sinan Parkı ile İnönü Parkı: Şehrin içindedir. Geniş bir sahaya yayılmıştır.

Kapuzbaşı Şelâlesi: Kayseri’ye 170 km mesâfede, ilin güney sınırındadır. Torosların Hacer bölgesinde, yüksekliği yer yer 70 ilâ 150 metreyi bulan kayalardan çıkıp aynı adlı bir çayı meydana getiren şelâleler, Kayseri ve civârının en önemli tabiat harikalarından birisidir. 
 

Bir vâdide yükselen kayalıklara eski Türkçede “kapuz” adı verildiği için şelâleler bu adla anılmaktadır. Türklerin bahar mevsiminde buraya gelip şelâlelerin başında kopuz çaldıkları için bu adı aldığını nakledenler de vardır. Yedi ayrı kaynaktan çıkan sular, meydana getirdikleri şelâleler ile seyredenleri âdeta büyülemektedir.

Kaplıca ve içmeleri: Kayseri ili içme ve kaplıca bakımından oldukça zengindir. Önemli ve meşhur kaplıcaları şunlardır:

Bayramhacı Kaplıcası: Kayseri’ye 80 km uzaklıkta Bayramhacı köyü yakınlarındadır. Romatizmal rahatsızlıklara, gut hastalığına ve dolaşım sistemi rahatsızlıklarında faydalıdır. İçme kürleri karaciğer ve safrakesesi hastalıklarına iyi gelir. Kaplıca yanında tesisleri vardır.
Yeşilhisar İçmesi: Yeşilhisar ilçesine 11 km uzaklıkta, Kayseri-Niğde yolu üzerindedir. Mîde ve barsak rahatsızlıklarına faydalıdır. Kaplıca yanında tesisleri vardır.
Tekgöz Kaplıcası: Yemliha köyündedir. Çok eski zamanlardan beri kullanılan bu kaplıca nevralji, yarım felç, kırık ve çıkık ile kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.
Hasanarpa Mâden Suyu: İl merkezine 12 km uzaklıkta Hasanarpa köyündedir. Mîde, karaciğer ve böbrek hastalıklarına iyi gelir.

HIZIR İLYAS KÖŞKÜ :

Erkilet'in kuzeyinde bulunmaktadır. Selçuklular döneminde İlyas bey adında bir şahıs tarafından 13.Yüzyılda inşa ettirildiği sanılmaktadır.

Ön cephesi mermerden yapılan köşk, Etiler dönemine ait, tahminen M.Ö. 2. Bin yıllarında oluşturulmuş bir Tümülüs üzerinde bulunmaktadır. Selçuklu sivil mimarisinin seçkin örneklerinden olan bu köşk 1994 yılında yeniden onarılarak yıkılma tehlikesinden kurtarıldı.

HAYDAR BEY KÖŞKÜ :
Argıncık'ın kuzeyinde bulunan köşk 13. Yüzyılda Selçuklu beylerinden Haydar Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Minik bir kale görünümünde olan köşk boş olarak durmaktadır.

GÜPGÜPOĞLU KONAĞI :

Güpgüpoğlu Konağı müze haline getirildiği için Müzeler bölümünde Etnoğrafya Müzesi olarak kullanılmaktadır.

ATATÜRK( RAŞİT AĞA) KONAĞI:

Güpgpoğlu Konağının karşısında bulunan bu konak, XIX.yüzyıl sonlarında Raşit Ağa tarafından ev olarak yaptırılmıştır. Bina yonutaşından inşa edilmiş olup, üç katlıdır. Kayseri'de ender olrak korunmuş eski evler arasındadır.
Atatürk Heyet-i Temsiliye Reisi olarak Sivas Kongresi'ni takiben Ankara'ya gitmek üzere Sivas'dan ayrılmış ve 19 Aralık 1919'da Kayseri'ye gelmiştir. Raşit Ağa'nın evinde konuk edilen Atatürk 21 Aralık 1919'da şehirden ayrılmıştır. Atatürk'ün kaldığı odada o günlere ait fotoğraf ve belgeler sergilenmektedir. Günümüzde konağın bodrum ve girişi Devlet Güzel Sanatlar Galerisi olarak kullanılmaktadır.
KALELER VE SURLAR
İÇKALE:
İç Kale, Selçuk Sultanlarından 1.Alaeddin Keykubad tarafından 1224 yılında yaptırıldı. Kale'nin yapılış tarihini daha eskiye, Bizans dönemine götürenler de vardır. Ancak, birçok araştırmacı, burasının Selçuklular zamanında bugünkü şeklini aldığını söylerler. Kale, büyük bir ihtimalle, dış baskılara, şehri zaman zaman yağmalamak isteyenlere karşı korumak maksadıyla yapılmıştır.
 

 Kurulduğundan beri, ticari hüviyeti yüksek olan şehirde, tacirler ve zenginler olduğu için, hemen her işgal ordusu Kayseri'ye göz dikmişti. işte, bu saldırılar için kesin çözümü kale sağlamaktaydı. Yüksek duvarlarla çevrili olan bu binanın etrafında hendekler vardı ve bu hendeklere de su verildiği için buraya yabancıların girmesi hayli zordu. 
 

Ayrıca, üstündeki gözetleme kuleleri burasının sürekli stratejik önemi taşıyan bir yerleşim alanı oldugunu da göstermektedir. Kalenin iki kapısı da devamlı kontrol altında tutuluyordu. Kayseri'nin Osmanlı'ların eline geçmesi üzerine, Fatih Sultan Mehmet, kale içerisindeki Camiyi yaptırdı. Yanına da bir çeşme inşa ettirdi. Ancak bu çeşme zamanla ortadan kayboldu.

Uzun yıllar Kayseri halkının oturduğu kale içerisinde 600 kadar ailenin barındığı rivayet edilir. Bu devirlerde birkaç mahalle kale içerisindeydi. Cumhuriyet döneminde burası sebze pazarı olarak kullanıldı l982'de tamamen tahliye edildi. Son olarak Sarrat1ar, burayı kendileri için çarşı yaptılar ama çalışmayacağını düşünerek yerleşmediler.
Bugün ülkemiz sınırları içerisinde, ayakta kalabilen çok az kaleden birisi olduğu için tarihi değeri büyüktür. Köşeli elips biçimindeki kale duvarları yüksek olduğu kadar da geniştir. içerisinde mahzenler, askerlerin o dönemde barındığı özel odalar vardır. Kemer ve kubbe tarzı uygulandığı için bugüne kadar yıkılmaktan korunabilmiştir. Kaleden dışarıya açılan iki kapısı vardır. Birisi Güneye diğeri ise doğuya bakar. Güneydeki kapı kemerinin üzerinde arslan heykelleri bulunmaktadır. Sonradan meydana bakan bir kapı açılmıştır.
Kayseri'de şehir içerisinde yalnızca bu kale vardır. Kaza ve köylerde ise yine antik çağdan ve Selçuklular döneminden kalma kalelere rastlanır.
Bunlar da sırasıyla şunlardır.
DEVELİ KALESİ :
Yukarı Develi Mahallesinde bulunan Kale, sarp yamaçlı ve develi ovasına hakim bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Bu kale de, yapıldığı dönemin askeri hareketliliğine karşı halkı korumak için ve gerektiğinde savunma amacıyla kullanılmak üzere inşa edilmiştir. Kale günümüze bazı bölümleriyle gelmiştir. Sağlam olduğu dönemde mahzenleri, su sarnıçları, burçlarıyla bir bütünlük ortaya koyuyordu. Büyük bir ihtimalle
Bizanslıların son döneminde inşa edilmiş olabilir. Eseri Selçuklulara mal
eden araştırmacılar da vardır.
ÖKSÜT KALESİ :
Etiler döneminde inşa edilmiş bir kaledir. Bu kale de, dar bir geçitten girilebilen sarp bir yamaca kurulmuştur. Kale'nin bulunduğu kayalara elinde mızrağıyla ejderhayı andıran kabatmalar vardır.
Bu han, Kayseri'ye doğudan gelen yolcuların şehre girmeden önce burada konaklamalar için inşa edilmiştir. inşaat tarihi bilinmemekle beraber, 13. Ya da 13. Asırda yapılmış olması ihtimali, inşaat tarzı ve taşlardaki işçilikten ortaya çıkmaktadır. Han'ın kitabesi kaybolmuştur. Kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yakınındaki Haydarbey Köşkü inşaatıyla üslup olarak büyük benzerliği olduğu için aynı dönemde ve hatta bu köşkle birlikte inşa edilmiş olabileceği sanılmaktadır.

ZAMANTI KALESİ :

Pınarbaşı ilçesinin Melik Gazi Köyünde bulunan Kale, köyün kuzeyindeki yüksek bir tepeye inşa edilmiştir. Selçuklu dönemi eseridir. Kullanılmadığı için korunamamış ve harabe haline gelmiştir.
AKKIŞLA KALESİ :
Kayseri'ye 60 kilometre uzaklıkta ve şehrin kuzeydoğu istikametindedir. Akkışla sınırları içerisinde olduğu için bu adla anılmaktadır. Hangi döneme ait olduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur.
ZENGİBAR KALESİ :
Yeşilhisar kazasında bulunan Kale, özellikle Selçuklular ile Osmanlılar zamanında çevrede önemli bir karakol görevi görmüştür. Daha sonra kale korunamadığı için yıkılmıştır. Eserin Selçuklular dönemine ait olduğu sanılmaktadır.

VİRANŞEHİR KALESİ :

Pınarbaşı ilçesine bağlı Viranşehir köyündedir. Bu kale de Selçuklular döneminde faal haldeydi. Bilahare korunamadığı için harabeye döndü.
HİSARCIK KALESİ :
Bizanslılar tarafından Kayseri'nin uzaktan korunması için Hisarcık'ta inşa edildiği sanılmaktadır. Ancak Kayseri'nin Selçuklular tarafından fethedilip dış akınlardarı korunması üzerine bu kale fonksiyonunu kaybetti, terkedildiği için de korunamadı ve yıkıldı.

ZİRHA KALESİ :

Etiler döneminde Kızılırmak üzerinde inşa edilen bu kale, Kayseri'nin güneydoğu yönünde ve 65 kilometre mesafesindedir. Amarat köyü ile Çukur kasabası arasındaki bu kale de bilahare terkedildiği için büyük ölçüde tahrip olmuştur.
SURLAR ********************************************
Kayseri'de yalnızca kalıntıları bulunan dış surlar, Düvenönü meydanından başlayarak Cumhuriyet Meydanı’na doğru uzanmakta ve Kalenin kuzey cephesiyle birleştikten sonra Talas Caddesi boyunca uzanıp Yoğunburç'tan tekrar Düvenönü’ne yönelmektedir. Kıçıkapıyı boydan geçen surlar Düvenönün'de noktalanmaktadır.
Surlar, Miladi 5.Asırda, Bizans imparatoru Jüstinyen tarafından yaptırılmıştır. O dönemde dış akınlara karşı yaptırılan surlar oldukça yüksek ve genişti. Kalıntılarından da anlaşılacağı üzere sığınma yerleri gözetleme kuleleri ve burçları bulunan bu surlar, döneminde de şehri kuşatma görevini devam ettirmiştir. O yıllarda saldırılarda zaman zaman tahrip olmuşsa da, bunları 1. Alaeddin Keykubat onartmıştır. Bugün modern bir şehrin kurulduğu bu surlar içerisinde, eskiden 19 mahalle vardı. 
 

Surlar’ın Güney köşesinde Yoğunburç, o dönemki tabiriyle ''Pasban'' (bir karakol) kuzey köşesinde ikinci Pasban yer alıyordu. Ana giriş kapısı kuzeyde olan surların bu kapısını Meydan kapısı deniliyor ki, şimdiki iki Kapılı Meydan Camii ile Kale'nin arasında bulunuyordu. Diğerleri ise, Yeni Kapı, Sivas Kapısı, Kiçikapu, Boyacı Kapısı adlarını almaktadır. Surlar'ın sadece kuzey ve doğu cephelerinden bazı kalıntılar bulunmaktadır.

KERVANSARAYLAR

KARATAY KERVANSARAYI :
Eski-Kayseri Malatya yolu üzerinde Bünyan'ın Karadayı köyünde bulunan Kervansaray , Selçuklu dönemi özelliklerini gösterir. Han, yazlık ve kışlık olmak üzere açık ve kapalı iki kısımdan meydana gelmiştir. Kışlık (kapalı) kısım Sultan 1. Alaeddin Keykubad devri, (1219-1236) sonlarında, avlu kısmı ise (1240) yılında Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında, Atabey Emir Celaleddin Karatay tarafından yaptırılmıştır. 
 

Kervansarayda kışlık kısmın yanı sıra, avluya açılan kapalı odalar, Mescid ve Hamam yapıları bulunur. Hanın giriş kapıları, Mescidi, çörtenleri avluya açılan eyvan üzerindeki süslemeleri oldukça önemlidir. Bitkisel geometrik motifler yanısıra, hayvan ve insan tasvirleri de dikkati çeker. insan tasvirlerini giriş kapısı (portal) üzerinde palmet dalları arasında görebiliriz. Masifduvarları ve destek kuleleriyle kale manzarası hakimdir.

Kervansaray'ın iç ve dış kapısında olmak üzere iki kitabesi vardır. Kitabeler şöyledir : ''Mülk Allah'ındır. O birdir, kahredicidir, bakidir, daimdir. Keyhüsrev'in oğlu Şahların en büyüğü, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi Halifenin yardımcısı Fatih Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev, Altıyüz otuz dört (1237). İç kapı da ise, şu kitabe yer almaktadır. ''Mülk Allah'ındır, daimdir, bakidir. Keyhüsrev'in oğlu dünya Sultanlarının efendisi ümmetlerin
en yücesi makamına sahip Büyük Sultan, Fatih Keykubad.''
Karatay Kervansarayı, döneminin ve günümüzün önemli eserlerinden birisidir
TUZHİSAR KERVANSARAYI :
Kayseri'ye 44 km. uzaklıkta olan han, şehrin batı kesimindedir. 1410 yılında Selçuklular zamanında inşa ettirilmiştir. Şimdi harabe halindedir.
ÇEŞMELER VE ŞADIRVANLAR
SELÇUKLU DÖNEMİ ÇEŞMELERİ :
Selçuklulardan günümüze çok az sayıda çeşme gelmiştir. Bunlar, 13. Yüzyılda inşa edilen ''Şeyh Müeyyed Çeşmesi'', Pamukhanı önündedir. ''Sahabiye Çeşmesi'', Sahabiye Medresesi önündedir. ''Gevher Nesibe Çeşmesi'' aynı adlı medresenin önündedir. Lale Camii önünde Kümbet Şeklindeki ''Lala Çeşmesi'', İstasyon Caddesi'ndeki ''Hasbek Çeşmesi'', Selçuklulardan günümüze daha çok çeşme gelmiş olmalıdır. Ancak, birçokları tamir edilip kitabeleri değiştirildiği için bilinmemektedir
OSMANLI DÖNEMİ ÇEŞMELERİ :
Mevcut çeşmelerin tamamına yakını osmanlı Döneminde yapılmıştır. Bu çeşrneler de şunlardır :

1- Hacılar yolundaki ''Çifteönü Çeşmesi'' 1753'te yapılmıştır.

2- Tavukçu Mahallesindeki ''Müftü Çeşmesi'', 1714'te yapılmıştır.
3- Şeyh camii yanındaki çeşme 1492'de yapılmıştır.
4- Çakaloz Mahallesindeki ''Matra Sokak Çeşmesi'', 1740'ta yapılmıştır.

5- Üzerinde Kuş köşkü vardır. At pazarındaki çeşme, bu da Kuş Köşklü çeşmelerdendir.

6- Cürcürler mallesindeki ''Mıhlım Çeşmeleri'', 1771 'de yapılmıştır. Bunlardan birisinde kuş köşkü bulunmaktadır.
7- Gülük Mahallesi’ndeki ''Hacı Mehmet Çeşmesi'', 1807'de yapılmıştır.
8- Kurşunlu Camiinin kuzeyindeki ''Kadı Çeşmesi'' üzeri şerefeli çeşmedir.

9- ''Seyyid Gazi Mahallesi Çeşmesi'', üzerinde şerefe bulunmaktadır.

10- Deliklitaş Mahallesi'ndeki ''Büyük Çeşme Sokak Çeşmesi'', 16. Yüzyılda yapılmıştır.
11- Deliklitaş Mahallesindeki ''Yazı Camii Çeşmesi'' Battalaltında
12- ''Karacaoğlu Çeşmesi'' 1722'de yapılmıştır.
13- Düvenönünde ''Hasbek Camii Çeşmesi'', 1722'de yapılmıştır.

14- Yanıkoğlu Mahallesinde ''Gavremoğlu Çeşmesi'', 1508'de yapılmıştır.

15- Gubaroğlu Mahallesinde ''Oduncu Çeşmesi'', 16. Asırda yapılmıştır.
16- Hacı Veled Mahallesindeki çeşme, 1544'de yapılmıştır.

17- Eski Bahçebaşındaki ''Kara İmam Çeşmesi'', 16. Asırda yapılmıştır.

18- Sivas Caddesi üzerindeki çeşme, iki yönlü kurnası bulunan tek çeşmedir.
19- Yeri 1990’da değiştirilmiştir. Kayseri Lisesi'nin önündeki çeşme, 1919'da yapılmıştır.

20- Cıncıklı Camii önündeki çeşme, 1986'da yenilenmiştir. Döner Kümbet yakınındaki

21- ''Kalaycıoğlu Camii Çeşmesi'', Tavukçu Mahallesi'ndeki Çeşme, Deliklitaş
22- Caddesindeki çeşme, Hacı Kasım Mahallesindeki ''Bezirhanoğlu Çeşmesi.''

CUMHURİYET DÖNEMİ ÇEŞMELERİ :

Cumhuriyet döneminde, özellikle son elli yıl öncesine kadar, Kayseri'de çeşme yapımı devam etmiştir. Bu dönemde yapılan belli başlı çeşmeler ise şunlardır.

 
Mustafa Özbakkal Çeşmesi,
Hayır Sevenler Çeşmesi,
Binbaşı Hacı Hayri Çeşmesi,
Boz Sokak Çeşmesi,
Hasinli Mahallesi Çeşmesi,
Han Camii Çeşmesi,
Zekaibey Mahallesi Çeşmesi,

Altay Sokak Çeşmesi,

Dökmeci Sokak Çeşmesi,
Ulus Sokak Çeşmesi,
Lise Caddesi Çeşmesi,
Karamancı Şaban Çeşmesi,
Nuh Emmi Çeşmesi,
Setenönü Çeşmesi,
İyiler Sokak Çeşmesi,
Erdal Sokak Çeşmesi,
Akbay Sokak Çeşmesi,
Hatip Tekin Çeşmesi,
Şıh Sadeddin Çeşmesi,
Akbay Çıkmaz Sokak Çeşmesi,
Akasya Sokak Çeşmesi,

Tevfik Başol Çeşmesi,

Mirzazadeler Çeşmesi,
İzzet Kösehaliloğlu Çeşmesi,
Mescid Çeşmesi,
Tolunay Karaaslan Çeşmesi,
Yaşıt Sokak Çeşmesi,
Otpazarı Çeşmesi,
Mustafa Usta Çeşmesi,
Karayolları Çeşmesi,
Güllübahçe Çeşmesi,
İbrahim Zehra Toklu Çeşmesi ve Kör çeşme

Bu çeşmeler 1955 yılına kadar faaldi. Bu tarihten itibaren evlere su verilmesi çeşmelerin önemini kaybetmesine sebep oldu. Bugün çoğunluğunda su vardır. Ancak, giderek kaybolmaya yüz tutmuştur.

ŞADIRVANLAR :

Kayseri'de 1963- 75 yılları arasında dönemin Belediye Başkanı Mehmet Çalık tarafından, selatin camilerin çevre düzenlernesi yapıldı ve bu düzenleme içerisinde modern mimari tarzda çeşitli şadırvanlar inşa edildi. Alt katları tuvalet, üstü ise abdest alımında kullanılan bu şadırvanların belli başlıları şunlardır :
Hunat Camii Şadırvanı,

Hacıkılıç Camii Şadırvanı,

Camii Kebir Şadırvanı
Sanayi Camii Şadırvanı
Bürüngüz Camii Şadırvanı,
Han Camii Şadırvanı,
Yanıkoğlu Camii Şadırvanı,
Fevzi Çakmak Camii Şadırvanı
Park Camii Şadırvanı
Çınar Camii Şadırvanı
Yenişehir Camii Şadırvanı
Sadıklar Camii Şadırvanı
Terminal Camii Şadırvanı
Yeni Sanayi Camii Şadırvanı
HAMAMLAR
SULTAN HAMAMI :
Gevher Nesibe Hatun tarafından 1205 yılında inşa ettirildiği sanılmaktadır. Camii Kebir yakınındadır.
HUNAT HAMAMI :
Mahperi Hatun tarafından 1237 yılında yaptırdığı Caminin bitişiğinde inşa ettirilmiştir.

GÜLÜK HAMAMI :

Camiden sonra yapılan hamam Gülük Şemseddin tarafından 1334 yılında caminin kuzey cephesine inşa ettirilmiştir. Harabe halindedir.
CAFERBEY HAMAMI :
Eratnaoğullarından Caferbey tarafından 1351 yılında yaptırılmıştır. Halen faaldir.
KADI HAMAMI :
Bedreddin Mahmut Kadı tarafından 1548 yılında yaptırılmıştır. Halen faaldir.

SELAHADDİN HAMAMI :

1550 yılında yapılan hamam, Kayseri lise'nin yanındadır. Hamamı yaptıran Güpgüpzade Hacı Mustafa Ağa dır.

ÇARŞILAR

KAPALI ÇARŞI:
Kayserilde 1859’da inşa edilmiştir. Büyük bir çarşıdır. Vali Muammer Bey 1910'1u yıllarda bu çarşının üst kısmını yıktırarak açtırdı. Ancak, bu durum çarşının tahribatını hızlandırdı. Ağır kış şartlarında burasını koruma imkanı olmadığı için çarşıdaki yıkılmalar arttı. Bunun üzerine 1980’li yıllarda burada yeniden bir onarım programı uygulamaya konuldu. 
 

1990’da tamir edilen bölümlerden bir kısmı açıldı. İnşaatın büyük bir bölümü tamamlanmış durumdadır. Kalan kısmın tamamlanması için çalışmalar sürdürülmektedir. Vakıflar tarafından kontrolü üstlenen çarşı aslına uygun olarak inşa edilmektedir. Cumhuriyet alanının güney cephesini kaplayan, Kale ile Bürüngüz Camiinin arka kısmında 100 bin metrekareye ulaşan bir alanda yeralan Kapalı Çarşı, Günümüze sağlam ulaşabilen ve onarımıyla ayakta kalabilen önemIi bir tarihi eserdir.

BEDESTEN :

Kayseri Emiri Mustafa Bin Abdullah tarafından, .1497 yılında inşa edilmiştir. Camii Kebir yakınında bulunan bu tarihi eser uzun süre sakadatçılar tarafından kullanıldı. Bilahare tahliye edilerek tamir edildi. Şimdi halı ve kilim çarşısı olarak hizmet vermektedir

SAAT KULESİ

İl Merkezinde Cumhuriyer Meydanı'ndaki saat kulesi, 1919 yılında yaptırılmıştır. Kule, yonu taşından yapılmış, kare planlı, sağlam bir yapıdır. Kuleye bitişik olarak yapılan küçük bir oda yer almaktadır. Üzeri oluklu saçla örtülü olan bu oda, geçmişte muvakkıthane (Güneşe bakılarak namaz vakitlerini belirten yer) olarak kullanılmıştır. Kulenin dört yanında birer adet saat bulunmaktadır.

KÖPRÜLER

TEKGOZ KOPRUSU :
Kayseri’nin kuzeybatısında, il merkezine 30 km. uzaklıkta Kızılırmak üzerinde kurulmuş olan bu köprü, Sultan II.Rükneddin Süleyman Şah zamanında 1202-1203 tarihinde Kayserili Hacı Ali Şir Bin Hüseyin tarafından yaptırılmıştır. Köprünün iki kemeri arasında sülüs yazılı kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir:
”Din ve dünyanın temel direği, İslam ve Müslümanlara güç katan, fetihlerin babası, kahredici, Sultan Kılıçarslan’ın oğlu Süleyman zamanında, Müminlerin yardımcısı, dinin özü, Allah’ın rahmetine muhtaç, Kayserili Hüseyin’in oğlu Hacı Ali Şir tarafından 1202-1203 yıllarında yapılmıştır”.
Evliya Çelebi bu köprüden şöyle söz etmiştir: “Şehrin canibi garbisinde bir saat mesafede, Kızılırmak Nehri üzerinde, iki kaya arasında inşa edilmiş bir göz köprü namı ile bibedel bir cisr ail vardır ki Sultan Süleyman asrında Koca Mimar Sinan binasıdır. Üstadı mimar Ömr keranemayesinin nice senelerini geçirip ve var kudretini sarf edip kavs-u kuzey misali bedel bir kantara bina etmiş ki, gören seyyah biihtiyar ve valih-i sergedar olarak üstadına tahsini han olur”.
Köprü kesme taştan yapılmış, ortasında 27 m. çapında, 18 m. yüksekliğinde büyük bir kemer, bunun kuzeyinde 11.5 m. çapında 7-5 m. yüksekliğinde küçük bir kemer bulunmaktadır. Köprünün uzunluğu 120 m.dir.
Günümüzde bu köprü anayol dışında kaldığından pek kullanılmamaktadır.

ÇOKGÖZ KÖPRÜSÜ :

Erkilet'in kuzeyinde bulunan köprü, buradan yapılan ulaşımlarda Kızılırmağı geçmek için kullanılmaktadır. 13.Yüzyılda inşa edildiği sanılmaktadır. Kitabesi silinmiştir.
KURU KÖPRÜ (TALAS) :
Kayseri Talas ilçesi, Kuruköprü Köyü’nde bulunan bu köprünün Roma döneminde su kemeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Selçuklular döneminde kemer araları doldurularak su bendi haline getirilmiştir.
Köprü biri sivri, 13’ü yuvarlak olmak üzere 14 gözden meydana gelmiştir. Köprünün cepheleri kesme yontma taştan, iç kısımları da moloz taştan yapılmıştır. Kuzey cephesi taş duvarlarla desteklenmiştir.
Günümüze harap bir durumda gelen köprünün üzerindeki su kanalının yan duvarları yıkılmıştır.
HABİP KÖPRÜSÜ (YAHYALI) :
Kayseri Yahyalı ilçesine 18 km. uzaklıkta bulunan Yahyalı Köprüsü’nün kitabesi bulunmadığından yapım tarihi bilinmemektedir. Yapı üslubundan XVII.yüzyılda yapılmış bir köprü olduğu anlaşılmaktadır.
Köprü kesme taştan yapılmıştır.
ŞAHRUN KÖPRÜSÜ (SARIOĞLAN) :
Kayseri Sarıoğlan ilçesi, Karaöz Köyü girişinde bulunmaktadır. Şahruh Bey, Alaüddevle Bozkurt Bey’in oğlu olup, bu köprüyü Kızılırmak üzerinde XVI.yüzyılın başında yaptırmıştır. Şahruh Bey’in oğlu Mehmet Bey tarafından da 1538-1539 tarihlerinde onarılmıştır. Bu onarımla ilgili bir kitabe köprü üzerinde bulunmaktadır. Kitabenin mealen anlamı:
”Bu köprüyü h.945 (1538-1539) ‘de Alaüddevle Zulkadirî Sasani’nin oğlu Şahruh Bey’in oğlu Mehmet Emir Abdullah eliyle onardı”.
Köprü muntazam kesme taştan yapılmıştır. Sekiz kemerlidir. Ortada yüksek sivri bir kemer, onun yanında da gittikçe alçalan beşer kemer daha bulunmaktadır. Yanlardaki korkuluklar iyi bir durumda olup, köprü günümüzde de kullanılmaktadır.
KAYSERİ
Orta Anadolu'nun, sanayi ve ticaret merkezi Kayseri, başta Paleolitik ve Prehistorik çağlara ait olmak üzere Kültepe Kaniş-Karum'un da ortaya çıkan katlar ve diğer yörelerde yapılan tespitlere göre Eski Tunç, Hitit, Frig Helenistik, Roma Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait eserlerden oluşan zengin bir kültürel mirasa sahiptir.

Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan Kayseri (eski Mazaka, Kaisareia), klasik çağlarda Kapadokya adı verilen bölgededir. Kızılırmağın güneyinde bulunan bu bölge, Tuz gölünden Fırat nehrine kadar uzanır. İpek yolu buradan geçer. Bu nedenle her çağda tüm ulusların ilgisini çekmiş ve pek çok uygarlıkların beşiği olmuştur.

SPOR TURİZM

Kayak ( Erci ) : Orta Anadolu'nun en yüksek doruğu olan Erci Dağı (3916 m.) Kayseri ilinin 25 km. güneyinde yükselir. Sönmüş bir volkan olan dağın yüksek kısımları yılın her mevsiminde kalıcı karlarla örtülüdür. Dağın kuzeyinde ise bir km. uzunlukta bir dağ buzulu mevcuttur. Kayak Merkezi Dağın kuzey yamaçlarında yeralan Tekir Yaylası üzerindedir. Erci, Kayak Merkezi olmanın dışında, dağcılık sporu açısından ülkenin önemli dağlarından biridir.
Kayak tesislerine en yakın havaalanından (Kayseri-Erkilet) otobüsle 40 dakika, kent merkezinden 30 dakikada ulaşılmaktadır. Kayseri şehir merkezinden kayak tesislerine ulaşım özel araçlarla mümkündür. Ayrıca bir çok otel müşteriler için servis organize etmektedir.
Erci Dağınının doğu ve kuzey yamaçlarında yeralan kayak alanları 2200 -3100 metre yükseklikleri arasındadır. Kayak için en uygun zaman 20 Kasım-20 Nisan tarihleri arasıdır. Normal kış koşullarında kar kalınlığı 2 metre dolayında bulunmaktadır. Genellikle toz kar niteliğindedir. Yaz Kayağı, Tur Kayağı ve Helikopterli Kayak yapılması mümkündür. Yörede karasal iklim hüküm sürmektedir. Hakim rüzgar yönü güney ve batı yönlerindedir.

Dört devlet konuk evi, bir otel bulunmaktadır. Konaklama yerlerinde lokanta, bar, yüzme havuzu, kayak hocası ile malzeme kiralama hizmetleri mevcuttur. Ayrıca büyük bir kafeterya ve sağlık ocağı bulunmaktadır. Kayak merkezinde toplam 1905 kişi/saat 2 adet teleski ve 1 adet telesiyej olmak üzere 3 adet mekanik tesis mevcuttur.

Rafting : Aladağlar Milli Parkı alanında yer alan Zamantı ırmağında rafting yapılmaktadır.Zamantı ırmağı üzerinde biri 1 km. olmak üzere iki doğal köprü bulunmaktadır. Ayrıca amatör raftingciler için Kızılırmak'ta rafting yapılacak parkurlar tespit edilmiştir.

Yamaç paraşütü : Kayseri ili sınırlarındaki Ali Dağı, il merkezine 15 dk. uzaklıktadır. Kayseri elverişli coğrafyası ile yamaç paraşütünün yanı sıra, kayak, bisiklet gibi diğer sportif turizm çeşitlerine de olanak sunar.,,
 

 Erci Ünivesitesi'ndeki Sivil Havacılık MYO, Ali Dağına hafta sonları eğitim uçuşları düzenlemektedir. Kalkış Pistleri ; 600 ile 750 irtifa farkına sahip, birisi güney, diğeri kuzey rüzgarlarına uygun iki kalkış pisti mevcuttur. Stabil rüzgarlarda tepenin dik ve düzgün eğimi saatlerce yelken yapmaya elverişli,ancak türbülanslı havalarda dikkatli olmak gereklidir. İniş Pistleri: Tepenin önünde rahatlıkla iniş yapılabilecek alanlar bulunmaktadır.

TARİHİ ESERLER

Kayseri Kalesi : Şehir merkezinde, Kayseri surları ve kalesi geniş bir alana sahiptir. Roma İmporaloru III. Gordianus zamanına (M.S 238-244) ait sikkelerdeki bilgilere göre bu tarihte Kayseri'de surların inşa edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bizanslılar döneminde Justinian şehri koruyabilmek için esas suru daraltmıştır. Kayseri Kalesi iki bölümden ibarettir: Dış kale, iç kale. Dış kalenin önemli bir bölümü yok olmuştur.İç Kale, hiç bir yönden dış kale ile bağlı bulunmamaktadır. Müstakil bir yapı durumundadır. Doğu ve güney kısmında ayrı biçim ve kuruluşta iki kapısı vardır.
 

 Sonradan Cumhuriyet Meydanına bakan üçüncü bir kapı daha açılmıştır. Kale içi, kuyumcular tarafından çarşı olarak kullanılmakta olup; ayrıca Fatih dönemine ait Kale Camisi bulunmaktadır.

Vezir Hanı : III. Ahmed zamanında Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından 1727 yılında tüccarların oturması için yaptırılmıştır. Mimari bakımdan çok enteresan olan bu handa halı, yün ve pamuk alımı mümkündür..
Sultan Hanı : Bünyan ilçesi Sultanhanı Köyü'nde 1236 yılında 1. Aleaddin Keykubad tarafından yaptırılan ve 3.900 metrekarelik alanı kaplayan han, masif duvarlar ve çeşitli takviye kuleleriyle dıştan bir kaleyi andırmaktadır.
Karatay Hanı : Bünyan ilçesi Karadayı Köyünde 1240 yılında Atabey Emir Celaleddin Karatay tarafından 2. Keyhüsrev zamanında yapılan hanın, iri saç örgülü beden kulelerinin bulunduğu kapısı çok görkemlidir

Gıyasiye Medresesi ve Gevher Nesibe Şifaii : Kayseri Tıbbii, Selçuklu Sultanı Gevher Nesibe'nin vasiyeti üzerine, Ağabeyi Selçuklu Hükümdarı Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1206 yılında yapılmıştır. O devirde, Gıyasiye (Temel Bilimler) ve Darüşşifa'sı (Hastane), tek planla birlikte ve yan yana inşaa edilmiş, ikisi Tıp eğitim ve öğretimini başlatmıştır. Temel bilimlerde okuyan talebelere, Talib ve hastanede hasta başında pratik yapan ve daha ileri seviyelere yükselen talebelere ise Danişmend adı verilmekte idi. Bu eser dünyanın en eski Tıp Fakültelerinden biridir.

Seraceddin Medresesi : Gavremoğlu Mahallesi, Hunat Külliinin güneydoğusunda bulunan medrese, gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Seraceddin Lale Bedr ( Emin) tarafindan 1238 yılında yaptırılmıştır

Hunat Medresesi : Hond, Huand gibi de yazılan bu isimle, Selçuklu Sultanı 1. Alaeddin Keykubat'm eşi ve 11. Gıyaseddin Keyhüsrev'in annesi Mahperi Hatun anlatılır. Medrese, şehir merkezinin Kağnıpazarı mevkiindeki Hunat Hatun Küllii'nin bir parçasıdır. Plan itibariyle dıştm dikdörtgen bir çerçeveye sığdırılmış iki eyvanlı medreselerdendir. Medresenin kitabesi yoktur. Ancak caminin iki cümle kapısındaki kitabelerden 1238 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

Sahabiye Medresesi : Cumhuriyet Meydanında bulunan medrese, 1267 yılında, Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata Fahrüddin Ali tarafından çeşmeyle birlikte yaptırılmıştır. Avluya bakan odaları işyeri olarak kullanılan medrese, aslına uygun onarılmıştır.

Hacıkılıç Medresesi : İstasyon Caddesinde üzerinde yer lan Hacı Kılıç Camisi ve Medresesi 1249/50 yılında İzzettin Keykavus tarafından yaptırılmıştır. Yapının sağ tarafı medrese, sol tarafı camidir.

Tekgöz Köprüsü : Kayseri'ye 30 km. uzaklıkta ve Kızılırmak üzerindedir. 1202/3 tarihinde Kayserili Hacı Ali Şir Bin Hüseyin tarafından yaptırılmıştır.

Güpgüpoğlu Konağı : Cumhuriyet Mahallesi'ndeki bu konağın yapımı 1419-1497 yılları arasında başlamış, ilave ve onarımlarla bugünkü haline kavuşmuştur. Haremlik ve Selãmlık olmak üzere iki bölümdür.
Erkilet'te Hıdrellez Köşkü : 1241/42 yıllında yaptırılmış bir Selçuklu dönemi köşküdür..
Haydar Bey Köşkü : XIV. Yüzyılın ikinci çeyreğinde yapılmıştır. Kente 5 km. uzaklıktadır.
Babük Bey Köşkü : Moğol beylerinden Babük Bey tarafından 1366/67 yılında yaptırılmıştır.
İNANÇ TURİZMİ

 
Han Camii : Seyyid Burhanettin Bulvarı üzerinde bulunan cami ve kümbet 13. Yüzyıl ortalarında Selçuklular zamanında yapıldığı tahmin edilmektedir. (Handan camiye dönüştürülmüştür)
Hacı Kılıç Camii ve Medresesi : Sahabiye Mahallesi, İstasyon caddesi üzerinde bulunan cami ve medrese, 1249 yılında Selçuklu vezirlerinden Abdul Kasım Ali Tasil tarafından yaptırılmıştır (Sultan İzzettin Keykavus Dönemi). Cami ve medresenin giriş kapıları ince bir şekilde işlenmiştir

Hunat Hatun Camii : Camii, medrese, türbe ve hamamdan oluşan bu külliye, gerek genel görünüşü, gerekse yapılış şekliyle Anadolu'da bulunan Selçuklu eserlerinin en güzel ve en önemlilerinden biridir. Kayseri kalesinin doğusunda, şehiri çevreleyen surların dışında yer alan külliye; 1237-1246 yılları arasında I. Keykubat'ın karısı II.Keyhüsrev'in annesi Mahperi Hunat Hatun tarafından yaptırılmıştır

Kurşunlu Camii : 1574 yılında doğan Hacı Mehmet Paşa tarafından yapılmış olun bu caminin planını bizzat Mimar Sinan çizmiştir. Kubbesi kurşunla örtülü olduğu için Kurşunlu Cami denilmektedir.
Lale (Lala) Camisi : XIII. yüzyıl Selçuklu dönemi eseridir. Lala Musluhiddin Paşa tarafından yaptırıldığı ileri sürülmektedir.

 
Soğanlı Kaya Kiliseleri : VIII. ve XIII. yüzyılda Kappadokya bölgesinde yapılan kilise (şapel) ve manastırlardan en ilginç plan ve görünüşe sahip olanları Soğanlı'dadır. Soğanlı kaya kiliselerinin duvarları değişik renklerle boyanmış durumdadır ve üzerine resimler yapılmıştır. Ayrıca bu kiliseler içinde ve bazı kaya oluklarında dini resimlerin yasaklandığı ikonoklastik döneme ait tek renkli geometrik motifler ve haç resimleri bulunmaktadır.
Duvar resimlerindeki konular İncil'den alınmıştır. İsa peygamberin doğumu, vaftiz edilişi, mahkemesi, mucizeleri, çarmıha gerilişi, Hz. Meryem'in başından geçen olaylar, at üzerinde Kudüs'e gidişi ve azizlere ait freksler vardır. Soğanlı kiliseleri arasında Tokalı, Gök, Karabaş, Canavar, Meryem Ana, St. Barbe ve Geyikli kiliseleri en fazla ilgi çeken ve gezilen yerlerdir.
Bölge'de Roma döneminden kalma Azize Barbara (Tahtalı ), Karabaş, Büyük Kilise, Saint Joan Kilisesi, Yılanlı Kilise, Kubbeli Kilise, Saint George Kilisesi, Gök ve Tokalı Kilise de ilgi çeken eserler arasındadır. Ağırnas'ta da Agios Prokopios Kilisesi önemli eserler arasında yer alır.

Surp Kirkor Lusovoriç Kilisesi : Kayseri'nin Bizans Hıristiyan dünyasındaki öneminin en iyi örneklerinden biri de, Hacılar- Erci yolu üzerinde, merkezden yarım saat yürüme mesafesinde olan, ibadet ve ziyarete açık Surp Kirkor Lusovoriç Kilisesi. Rivayete göre kilisenin temeli, 1700 yıl önce atılmış. Gençliğinin büyük bir bölümünü Kayseri'de geçiren Surp Krikor (Aziz Gregory), Ermeni kilisesinin kurucusu ve ilk piskoposuymuş.

Bugün kilisede, mart ve haziran aylarında olmak üzere, yılda sadece iki kez dini tören yapılıyorsa da zamanında bin kişilik bir cemaati varmış. İstanbul Ermeni Patrikliği tarafından yönetilen bu törenler için, İstanbul'dan din adamları geliyor. İstanbul ve başka ülkelerde yaşayan Ermeniler için bu kilisenin büyük önemi var.

Sırçalı Kümbet : Sırçalı kümbet, Kayseri'de Birinci Endüstri Meslek Lisesinin bahçesinde yer almaktadır. Geniş, dört köşe planla kaide üzerine oturtulmuş ve yuvarlak planlı bir sanduka odasına sahiptir. Silindir şeklinde olan bu türbe çok düzgün ve üstün işçilikle kesme taşlardan yapılmıştır. 14. yüzyıl eserlerindendir.
Melikgazi Türbesi : Melikgazi Türbesi, Pınarbaşı ilçesinin Melikgazi köyündedir. Kayseri'ye 91 km uzaklıktadır. Kare kesitli plan üzerine kurulmuş klasik Selçuklu türbeleri tarzında iki katlı olarak inşa edilmiştir. 7 sanduka ve cesedin yer aldığı türbede mumyalı olanı Melik Gaziye aittir. Mimarisi ile bölgenin tek örneğidir.

Döner Kümbet : Döner kümbet, Kayseri'de Talas yolu üzerinde bulunmaktadır. Prenses Şah Cihan Hatun adına yaptırılmış önemli ve görkemli bir türbedir. Selçuklu eserlerinin en güzel örneklerindendir. Sarımtırak kesme taştan on iki köşeli ve yüzlü olarak (her yüzünde değişik geometrik şekiller ve efsanevi yaratıkları sembolize eden kabartmalar vardır) inşa edilmiştir.

Mahperi Hunat Hatun Türbesi : Mahperi Hatun türbesi, şehir merkezinde Hunat camii ile medrese arasında yapılmış mimari karakterli anıtsal bir Selçuklu eseridir. Sekiz köşeli olarak ve süslü bir şekilde yapılmış bulunan türbenin içerisinde yan yana üç mezar taşı bulunmaktadır.

Çifte Kümbet : Çifte kümbet, Kayseri'de Sivas caddesinde bulunmaktadır. Eyyubi hükümdarı Melik Adil'in kızı Adile Hatun adına kızları tarafından 1247 yıllarında yaptırılmıştır. Kare şeklinde ve kenarları sade silmeli, yüksek kaide üzerine oturtulmuş sekizgen bir kümbettir.

ANTİK KALINTILAR VE ÖREN YERLERİ

Soğanlı Harabeleri : Açık müze olarak ziyarete açık bulunan Soğanlı harabeleri Yeşilhisar ilçesinin Soğanlı köyündedir. Bizanslılar döneminin MS 3-7 inci yüzyıllarından kalma birçok kalıntılara sahiptir. Bu kalıntılar, Kubbeli Kilise, Ak Kilise, Büyük Kilise, Yılanlı Kilise, Saklı Kilise, Meryem Kilisesi, Geyikli Kilise adlarıyla anılan kilise kalıntılarıdır. Soğanlı köyüne yakın olan Yeşilhisar'ın Erdemli, Doğanlı, Başköy ve Araplı köylerindeki kiliseler de Nevşehir'in Göreme kiliselerinin benzerleridir. Ayrıca Ürgüp, Göreme vadisinde yer alan peribacalarının devamı da bu bölgededir
Fraktin Kaya Yazıtları : Develi ilçesinin güneydoğusunda yer alır. Bir su kenarındaki kaya üzerine kabartma olarak işlenmiştir. Hitit sanatının en güzel örneklerinden birisidir. Sahne iki kısımdan ibarettir. Sol taraftakinde orta yerde duran bir sunağın iki tarafında iki şahıs karşılıklı ayakta durmaktadır. Figürlerin üzerindeki hiyeroglif (resim yazısı) yazısından sağdakinin III. Hattuşiliş, soldakinin de fırtına tanrısı Teşup olduğu anlaşılmaktadır. Kabartmanın sağ tarafındaki sahnede ise oturan tanrıça ile ayaklarına kadar inen bir örtüye sarınmış bir kadın görülmektedir. Üst tarafındaki yazılardan bu kadının III. Hattuşilişin karısı "Büyük kraliçe Pudu-Hepa" olduğu bilinmektedir.Bu kabartmanın M.Ö, XIV. yapıldığı anlaşılmaktadır.

İmamkulu Kayası : İmamkulu kaya kabartması, Develi ilçesine 40 km kadar uzaklıkta İmamkulu köyünün Şimşekkaya mevkiinde bulunmaktadır. İri blok kayanın oval şekil verilmiş yüzünde fırtına tanrısı; üç dağ tanrısının eğilmiş başları üzerinde boğa koluşu bir arabaya binmiş olarak görülür.Abide üzerinde fırtına tanrısının adı olan işaretlerden başka yazı bulunmadığından zamanını kati olarak bilemiyoruz. Fakat motif ve stil özelliklerinden bu abidenin de "Büyük Hitit Devleti" zamanına ait olduğu tahmin edilmektedir.

Karakuyu Kartuşu : Pınarbaşı İlçesine bağlı, Karakuyu Köyündeki, Viranşehir höyüğünün üst tarafında bulunmuştur. Bu tür büyük blok taşlar üzerine işlenmiş kit genelde kuyu ve su başlarına konduğu bilinmektedir. Kayseri Arkeoloji Müzesine, Karakuyu Köyünden 1932 senesinde getirilmiş ve müzenin en güzel köşesine konmuştur. Hitit sanatının en güzel örneklerinden biridir. iki kanatlı Hitit Güneş Kursu stelin tam üst ortasına büyük bir incelik ve ustalıkla işlenmiştir. Kanatlarının içinin işlenişi ve süslemeleri ayrı bir özellik taşır. Hemen güneş kursunun altında Hitit Hiyeroglif (Resim yazısı) ile yazılmış iki satırlık kit yer alır. Kabartma ve kalın olarak yazılan birinci satırda; 'Hattuşili, kahraman büyük kral IV. Tuthalia büyük kral kahraman' ikinci satırda ise; Tanrı ve dağ adları sıralanmaktadır. Bugün bu satırın tam olarak okunuşunu anlamak mümkün olmamıştır.

Kültepe : Kültepe, Kayseri-Malatya karayolunun 22. kilometresinden sonra 3km. kadar içerde bir tepedir (höyüktür). Karahöyük köyü içindeki Kültepe; biri yerlilerin oturduğu höyüten, öteki aşağı şehir veya Asurlu tüccarların yerleştiği Karum alanından oluşmuştur. Höyüğün çapı 500 m., ova seviinden yüksekliği 20 m.'dir

Höyükte yapılan kazılardan şehrin; Roma, Helenistlik Greco, Pers ve özellikle Tabal dönemindeki önemini Geç-Hitit döneminde de koruduğu anlaşılmıştır.Höyükte ve Karum'da 1948 yılından itibaren sistemli kazılar devam etmektedir. Ticaret hayatıyla ilgili çivi yazılı önemli tabletler bulunmuştur.Kültepe, Kaniş-Karum Orta Anadolu'nun eski bir yerleşim yeri ve ticaret merkezi olması bakımınde çok önemlidir.

Kuruköprü (Talas) : Talas ilçesine bağlı Kuruköprü Köyündedir. Roma dönemi su kemeridir. Bir dere üzerine kurulmuş 1 adet sivri, 13 adet yuvarlar kemerden oluşur. Selçuklular döneminde kemer araları doldurularak su bendi haline getirilmiştir. Yapı ikiye bölünmüş vaziyette ayaktadır. Köprü yüzleri kesme yontu taşla yapılmış, iç kısımları molozlarla doldurulmuştur. Batıda ayaklara takviyeli büyükçe sivri bir kemer bulunur.Kemerler üzerinde boydan boya uzanan su kanalının yarım olan yan duvarları çoğu yerde yıkılmıştır. Kuzey cephesi takviyelidir. Köprünün batı tarafındaki bir kısım yerleri yıkıktır.

Roma Mezarı : İl merkezinde İstasyon caddesinde medrese arkasında bulunan Roma Mezarı ile Felahiye ilçesine 7 km uzaklıktaki büyük mermer taşlardan yapılmış olan Roma Mezarı en önemlilerindendir. Bu mezarların Kapadokya'nın Roma eyaleti olduğu dönemde yapıldıkları bilinmektedir.

Tomarza Kaya Mezarları : Kömür köyü batısında bulunur ancak hakkında pek fazla bilgi yoktur.
DOĞAL GÜZELLİKLER
Kayseri - Sultansazlığı Tabiatı Koruma Alanı : İç Anadolu Bölgesi'nde Kayseri ili, Develi-Yahyalı ve Yeşilhisar ilçeleri, Sultansazlığı mevkiinde yer almaktadır. Alanın büyüklüğü; 3650 Ha. Yay Gölü 1900 Ha.,Kebir Sazlığı 3300 Ha. Sultansazlığı,8350 Ha. Otluk Alan olmak üzere toplam 17.200 Ha.dır. Sahaya Kayseri -Niğde devlet karayolunun 62 km. sindeki Yeşilhisar ilçesinden ayrılan 15 km.lik bir yol ile ulaşılmaktadır.

 
Milletlerarası öneme sahip sulak saha habitatın da nesli tehlikeye düşmüş veya düşebilir türlerin de yer aldığı 301 kuş türü bulunması, 85 kuş türünün kuluçka yaptığı Türkiye'nin en önemli kuluçka alanlarından biri oluşu , tatlı ve tuzlu su ekosistemlerinin bir arada bulunduğu nadir bir ekosistem oluşu, Avrupa'da turna, Flamingo, balıkçıl, kaşıkçı kuşlarının bir arada kuluçka yaptığı tek alan olması, göç yolları üzerindeki önemli bir kuş toplama yeri oluşu özelliklerini oluşturmaktadır. Sahada saz, kamış(Prakmites communic), Üç köşe (Scirpus ssp.), Kındıra (Carex ssp.), sulak saha içinde Nilüfer, Göl Sarmaşığı ve yosunlar bulunmaktadır. Memelilerden; su faresi,yarasa, adalarda tilki ve tavşan, balıklardan; sazan ve bazı küçük balıklar, sürüngenlerden; su yılanı ve kertenkele, adalarda su kaplumbağası, kurbağa ve sülük bulunmaktadır.

 
Kapuzbaşı Takım Şelaleri : Yahyalı İlçesine 76 km. uzaklıkta olan ve boyları 30-50 m. arasında değişen yedi ayrı dizi halinde akan Yahyalı Şelaleleri Zamantı nehrine karışmakta ve bu nehirlerle birlikte Seyhan'a ulaşmaktadır.Debisi ve yüksekliği ile dünyanın belli başlı şelalelerinden olan Yahyalı Şelaleleri, görüntüsü ile insanları büyüleyen bir tabiat harikasıdır.

 
SAĞLIK TURİZMİ
Bayramhacı Kaplıcası : Kayseri'nin 65 km. batısında, Bayramhacı köyüne 1,5 km. uzaklıkta yer alan kaplıcada 55 oda 140 yatak kapasitesi, iki erkek, iki bayan olmak üzere toplam dört havuzla hizmet vermektedir. Kaplıcanın 38ºC / 40ºC sıcaklığındaki suyun romatizma, deri, kalp ve kan dolaşımı, solunum yolu ve kadın hastalıkları tedavisinde yararlı olmaktadır.

 
Tekgöz Kaplıcaları : Kayseri'ye 33 km. uzaklıkta Kocasinan ilçesi Yemliha kasabasında bulunan kaplıcada, biri erkek biri bayan olmak üzere iki havuz mevcuttur. Kaplıcanın 43ºC sıcaklığındaki suyu; romatizma, deri, solunum yolu, böbrek ve idrar yolları, kadın hastalıkları tedavisinde yararlı olmaktadır.

 
MÜZELER
Arkeoloji Müzesi : 1929 yılında. Selçuklu eseri Hunat Hatun Medresesinde hizmete açılan müzenin yetersiz hale gelmesi nedeniyle Gültepe Parkı yanında açılan yeni müze binası 1969 yılında ziyarete açılmıştır.Müzedeki eserler kronolojik bir sıra dahilinde teşhir ve tanzim edilmişlerdir. Sergilenen eserlerin büyük bir bölümünü Kültepe kazısında ele geçen eserler, satın alma, hibe veya müsadere yolu ile çevreden toplanan eserler oluşturmaktadır.

 
Tıp Tarihi Müzesi : Tıp Tarihi müzesi, Selçuklu sultanı İkinci Kılıçaslan'ın kızı Gevher Nesibe Sultanın vasiyeti üzerine kardeşi Gıyaseddin Keyhusrev tarafından 1205 yılında Anadolu'nun ve Avrupa'nın ilk tıp okulu ve hastanesi olarak yaptırılmıştır. Bugün müze olarak kullanılmaktadır. Bu müzede ilaç yapımında kullanılan aletler, reçetelerden örnekler, tıbbi kitap ve dokümanlarla, çeşitli tıbbi araç-gereçler ve hasta ile akıl hastalarını iyileştirici çeşitli mekanları içeren odalar yer almaktadır. 
 
Güpgüpoğlu Konağı (Etnoğrafya Müzesi) : Şehir içinde Cumhuriyet Mahallesindedir. Mevcut evlerin en eskisi ve iyi muhafaza edilenidir. Bu ev haremlik ve selamlık olmak üzere iki bölümdür. 1419-1497 tarihleri arasında yapılmaya başlanan bu evin, XVIII. yüzyıla kadar bölüm bölüm yapıldığı anlaşılmaktadır .; 18 Mayıs 1995 tarihinde, Müzeler Haftası kutlama programı içinde "Müze Ev" olarak açılışı yapılmıştır.
Ahi Evran Esnaf ve sanatkarlar Müzesi : Kayseri Esnaf Odaları Birliği tarafından tefriş edilerek müzeye dönüştürülmüştür. Türkiye'nin ilk ve tek 'Esnaf ve Sanatkarlar Müzesi' dir.
 
Kadir HAS Kent ve Mimarsinan Müzesi : Kadir Has Kültür Merkezi kompleksinin ilk bölümü olarak hizmete giren Kent ve Mimarsinan Müzesi 6 kattan oluşuyor.Bilgi merkezi hüviyetindeki zemin ve birinci katında digital ekranlar, maketler, prodüksiyonlar ve kiosklarla Kayseri Kenti ve Mimarsinan ile ilgili bilgiler izleyicilere sunuluyor.Fuar Alanı'na yaptırılan Kent ve Mimarsinan Müzesi binasında ayrıca, kafeterya, restaurant, seyir terası ve idare katı bulunuyor. Sosyal-kültürel alanda önemli bir boşluğu dolduracak olan tesis, farklı estetik yapısı ile de dikkat çekiyor.
Atatürk Müzesi : Atatürk müzesi ise Atatürkevi'nde bulunmaktadır. Bu müzede mumdan yaptırılmış Atatürk heykeli ile Atatürk'ün milli mücadeledeki resimleri sergilenmektedir. 
 
Kayseri Müzesi : 1930 yılında Hunat Hatun Medresesi'nde kurulmuş, 1969 yılında Gültepe Mahallesi, Kışla Caddesi'nde yeni yapılan bugünkü binasına taşınmıştır. Eserler kronolojik bir düzen içerisinde iki büyük salon ve bahçede sergilenmektedir.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 2 ziyaretçi (51 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=