Selâmün_aleyküm
  PKK Dosyasi
 
PKK nedir, PKK açılımı
1978 yılında kurulan PKK'nın ilk bayrağı ve amblemi


PKK
(Komünist Kürt Partisi)

Lenin'in ortaya attığı bu teoriyle birlikte dünyanın dört bir yanında kendilerini kan dökerek devrim yapmaya adamış yüzlerce “komünist parti” veya “işçi partisi“ ortaya çıktı.

İşte bunlardan biri de, gerçek ismiyle Partiya Karkeren Kurdistan (Komünist Kürt Partisi) olan PKK'dır. Kuruluş yıllarındaki bayrağında görülen orak çekiç sembolü de, örgütün ideolojisinin göstergelerinden biridir. Her ne kadar ilerleyen yıllarda bir taktik olarak bu komünist sembol bayraktan çıkarılmış olsa da, PKK her zaman komünist bir örgüt olmuştur ve komünist bir örgüt olarak kalacaktır. Nitekim Bölücü başı Abdullah Öcalan, PKK'yı “Kürt proleter devrimci hareketi” olarak tanımlar

Pkk 'nın lider kadrosu.

 


 
Abdullah ÖCALAN

1-MURAT KARAYILAN (CEMAL):



Şanlıurfalı. PKK’ya 1979’da katıldı. Kod adı Cemal. Silahlı mücadelenin ön planda olmasını savunan Muhafazakâr kanadın lideri. Örgütteki en etkili isim. Avrupa’da yaşayan PKK Genel Başkanı ‘Behzat’ kod adlı Zübeyir Aydar ile birlikte hareket ediyor.

Abdullah Öcalan, onu şöyle tanımlıyor: “Eski kaçakçıdır. Becerikliliği sınırda mayınları sökmedir. Halkla ilişkileri iyidir. Köylü özellikleri hâkimdir. 1998’deki operasyonlarda, çok sayıda kadronun yitirilmesine sebep oldu.
 
 Derin bir askeri anlayışı yoktur…” Sakık’a göre Karayılan, Öcalan’ın hemşerisi olduğu için örgütte ayrıcalıklı. Onu, “Bilinçsiz bir kişiliğe sahiptir. Siyasi ve askeri yönü zayıftır” diye tanımlıyor.

“Yaralı 17 militanı öldürtmüştü”

2-CEMİL BAYIK:


1951 Elazığ-Hazar doğumlu. PKK’nın 18 kurucusundan biri. Örgütün askeri kanadı ARGK’nın başında ve İran bağlantılarını sağlıyor. PKK’nın iki numaralı ismi. Kod adı ‘Cuma’. Murat Karayılan ile güç mücadelesi içinde.
 
 Öcalan, ifadesinde Cemil Bayık’ı şöyle anlatıyor: “Askeri ve pratik alanda zayıftır. Genelde cephe gerisinde kalır. 1992’de bir mağarada 17 militanı yaralı oldukları ve ele geçmemeleri için öldürtmüştü...”

Şemdin Sakık ise “Askeri yönü zayıf, örgütleme yönü güçlüdür. Diplomasi ve kadro yetiştirme konusunda tecrübelidir” dediği Bayık’ın, bir diğer özelliğine de dikkat çekiyor: “Apo’nun rezaletlerine göz yumar.”

3- RIZA ALTUN:

Adıyamanlı. Örgüte 1978 yılında katıldı. Başkanlık konseyi üyesi. Avrupa sorumlularından ve örgütün para kasası olarak biliniyor. Yaklaşık iki ay önce Avusturya’da gözaltına alındı ama Kuzey Irak’a gitmesine izin verildi. Silahlı kadroların ön planda olmasını savunan muhafazakâr kanattan.

Öcalan’a göre, örgütün çekirdeğini oluşturan ilk grup arasında bulunuyor. Şemdin Sakık ise Rıza Altun’un siyasi ve diplomatik yönünün güçlü, askeri yönü zayıf olduğunu ileri sürüyor, “Örgüt ile bir türlü kaynaşamamıştır. Abdullah Öcalan’ı sevmez. Kaçma ihtimali örgütteki gelişmelere bağlıdır” diyor.

Cinselliğe düşkündür”

 4- DURAN KALKAN:


Kod adı 'Abbas'. Adana’nın Karaisalı ilçesi doğumlu. Başkanlık konseyi üyesi. Örgütün ideologlarından. PKK içinde kendi gücünü oluşturmaya çalışıyor. Haziran 2005 tarihinde Karayılan'a yönelik suikastın arkasındaki isim.
 
Öcalan'ın ifadesiyle; 'iyi bir provokatör’.

Abdullah Öcalan, Abbas kod adlı Duran Kalkan için şunları söylüyordu: “Pratik alanda güçsüz, eğitim ve ideolojik söylemde güçlüdür. Eğitimlerde başarılıdır. Dağ şartlarına dayanabilecek elemandır. Barzani’nin yanında bile yer bulabilir.”

Sakık ise, “Kendisi, kitabi bir dünyaya sahip olup, yaşam düzeyinde yetersiz, sabit fikirlidir. Cinselliğe düşkündür” cümleleri ile değerlendirdi.

 5- MUSTAFA KARASU (AVAREŞ):


Kod adı ‘Hüseyin Ali’. Sivas’ın Gürün ilçesi doğumlu. PKK’nın kurucu üyesi. Dış ilişkilerinden sorumlu. Bir dönem, örgüt içinde ajanlıkla suçlanarak Murat Karayılan yönetimine verildi. PKK Kongra-Gel Bilim ve Aydınlanma Komitesi üyeliği yaptı. 12 Eylül döneminde uzun sure cezaevinde kaldı. Ölüm oruçlarına katıldı.

Abdullah Öcalan, Avareş kod adlı Mustafa Karasu ile ilgili şunları söylüyor: “Uzun süre cezaevinde yattı ve cezaevi sorumlusu olarak görev yaptı. Kırsala çıktığında iradesiz bir görünüm çizdi. Ama pratiğini geliştirmeye başladı. Artık daha çok katkıları olur. Dürüst ve bana bağlıdır.”

Şemdin Sakık’ın verdiği bilgilere göre Karasu, örgüte 1978’te katıldı. Örgüte bağlı bir isim ve Öcalan’ın iddiasının aksine, Apo’yu sevmez. Sakık, Karasu için, “Dürüst ve saf bir kişiliğe sahiptir, ama örgüte bağlıdır. Siyasi yönü güçlü, askeri tarafı zayıftır” diyor.

 
6- OSMAN ÖCALAN:


“İdam edilecekti, Apo kurtardı”

Abdullah Öcalan’ın kardeşi. Kod adı ‘Ferhad’. PKK Kongra-Gel Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. Ağabeyi Öcalan’ın yakalanmasının ardından PKK’dan ayrılarak, silahlı mücadeleye son verilmesini savunan yasadışı Yurtsever Demokrat Parti’yi (PWD) kurdu.
 
 2005’te Murat Karayılan’ın emriyle kahvesine konulan zehirle öldürülmek istendi, ama kurtuldu.

Abdullah Öcalan, kardeşi Osman Öcalan’ı şöyle eleştiriyor: “Örgütün siyasi kanadında başarılıdır. İdeolojik yanı, doğru karar verme anlayışı iyidir. Pratikte zaafları var. Araziyi kullanmayı hiç bilmiyor.”

Osman Öcalan’ın, ağabeyi Abdullah Öcalan’ı hiç sevmediğini ileri süren Şemdin Sakık, aynı zamanda çok kurnaz olduğunu söylüyor: “Diplomasi yönü güçlüdür. Askeri yönü zayıftır. Örgüt tarafından yargılanıp idam cezası almasına rağmen, Apo tarafından affedilmiştir.”


7- NİZAMETTİN TAŞ (BOTAN):


“Oldukça fazla kayıplara neden oldu”

1961 Van-Varto doğumlu. PKK-Kongra-Gel’in başkanlık konseyi üyelerinden. PKK Genel Başkanı Zübeyir Aydar’ın yardımcılığını yaptı. Abdullah Öcalan dönemi sözde eyalet komutanlarından. Osman Öcalan ile birlikte PKK’dan ayrılarak, PWD (Kürdistan Yurtsever Demokrat Partisi) saflarına geçti. PKK onu sağcı olmakla suçladı.
Öcalan, Nizamettin Taş için, “Askeri pratiği ve dayanma gücü var. Hareket tarzında laçkalık fazla. Askeri alanda oldukça fazla kayıplara neden oldu. Halkı harekete geçirebilir” derken; Şemdin Sakık onu, “Siyasi ve askeri yönü güçlüdür. Örgüt içerisinde sevilir. Apo’nun zaaflarını çok iyi bilir ve onu sevmez. Örgütte geleceği olan birisidir. Cinselliğe düşkündür” cümleleriyle değerlendiriyor.


8- ALİ HAYDAR KAYTAN (FUAT):


Kod adı Fuat. Tuncelili. PKK’nın üst düzey kadroları arasında, istihbarat biriminin de yöneticilerinden. Son dönemde, örgütteki liderlik savaşında da etkin rol aldı.
 
Kaytan hakkında, bu liderlik savaşından sonra örgüt içinde kadınlarla ‘fazla ilgili’ olduğu söylentileri çıkarıldı ve bu yüzden, ‘Tecavüzcü Coşkun’ lakabı yakıştırıldı. Kaytan’ın geçen yıl, İran askerleri tarafından yapılan bir saldırıda ağır yaralandığı öne sürüldü. Ancak bilgi doğrulanamadı.

Ali Haydar Kaytan’ın örgütlenme yönünü beğenmeyen Abdullah Öcalan, “İdeolojik yanı ve yorum kabiliyeti çok güçlüdür. Kararlıdır. Cesaretlidir” diyor.

Şemdin Sakık ise, “Teorik olarak güçlüdür. Pratikte zayıftır. Örgüt tabanı tarafından sevilmez. Kişiliksizdir. Benim örgütten ayrılmama sevinmiştir” yorumunda bulunuyor.


9- HALİL ATAÇ (EBUBEKİR):


1979’da PKK’ya katıldı. Bir dönem, PKK başkanlık konseyi üyeliği yaptı. Abdullah Öcalan’ın sözde eyalet komutanı. PKK istihbarat sorumlusu. Örgütten ayrılmak isteyenlere işkence yapanlardan. Liderlik mücadelesinde, Murat Karayılan’ı destekledi. Sonra Osman Öcalan ile birlikte PKK’dan ayrılarak PWD’yi kuran ekibin içinde yer aldı.

Halil Ataç için, “Askeri alanı çok iyidir” diyen Öcalan, “Ancak yüzde 10 kapasiteyle çalışır. Köylülüğü aşabilse, askeri alanda inanılmaz bir komutan olurdu” yorumunda bulunuyor.

Sakık ise, “Siyasi yönü güçsüz, askeri yönü düşük düzeydedir. İspiyoncudur. Örgüt içinde sevilmez. Abdullah Öcalan’ın hemşeriliğinden yararlanır. Cinselliğe düşkündür. Cinsel ilişkiden dolayı eleştirilmesine rağmen yargılanmamıştır” cümleleriyle değerlendiriyor.

10- ZÜBEYİR AYDAR:


1961 Siirt doğumlu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Siirt’te avukatlık yaparken, SHP-HADEP seçim ittifakı sonucu milletvekili seçildi. PKK siyasi kanadının genel başkanı.
19’uncu dönem milletvekili olarak parlamentoda bulunan Zübeyir Aydar, yurtdışına kaçtıktan sonra PKK’nın başı Abdullah Öcalan’ın gözdesi oldu. Apo’nun yakalanıp Türkiye’ye getirilmesinden sonra, Avrupa ülkelerinde PKK’nın etkinliğinin artırılması için siyasi temasları sürdürdü. PKK’nın silahlı eylemlerinden çok, siyasi alandaki faaliyetleriyle tanınan Zübeyir Aydar, sık sık Kuzey Irak’taki PKK kamplarına gidiyor, örgütün merkez komitesiyle değerlendirmeler yapıyor. Öcalan ve Sakık’ın, Jandarma İstihbarat’a verdiği ifadelerde ismi geçmiyor.

 11- NUMAN UÇAR (MAHİR):


PKK’nın eski Moskova temsilcisiydi. Abdullah Öcalan’ı Moskova’da karşılayan kişi Uçar’dı. Daha sonra PKK saflarında, Uçar’ın, Abdullah Öcalan’ın yakalanmasında payı olduğu yolunda iddialar gündeme geldi. Uçar aynı zamanda terör örgütünün parasını çalmakla suçlandı.
 
Hakkında örgüt içi infazla öldürüldüğü yolunda söylentiler çıktı; ancak bu iddia doğrulanmadı.
İfadesinde, Numan Uçar’la Rusya’da tanıştığını söyleyen Abdullah Öcalan, şunları anlatıyor: “Örgüt içinde ona, ‘ihtiyar’ derler. Rusya’dayken gördüğüm kadarıyla siyaseti ve devletleri anlıyor. Biraz sivilleşmiş, klasik diplomasi anlayışına kendisini bağlamış. Cephe adamı olarak iyi rol oynayabilir. Kırsalda başarılı olamaz.”

Şemdin Sakık ise Numan Uçar’ın, örgütün Rusya ve İran bağlantılarını kurduğunu söylüyor: “Tecrübeli ve diplomatik bir kişiliğe sahiptir. Şanlıurfalı olduğundan Apo tarafından ayrıcalık tanınmıştır. Cinsel ilişkiye düşkündür.”


12- FEHMAN HÜSEYİN (DR. BAHOZ):


Suriyeli. Kod adı Dr. Bahoz. PKK Merkez Yürütme Kurulu Üyesi. PKK’lıları sürekli az eylem yapmakla suçlayan bir isim. Murat Karayılan’a bağlı. Örgüt içi infazları gerçekleştirenlerden. Irak’ın kuzeyinde Zap Kampı’nda bulunuyor.

Abdullah Öcalan ve Şemdin Sakık’ın ifade tutanaklarında bulunmayan bir isim. Örgüte Suriye, İran ve Iraklı teröristlerin katılımına büyük önem veren, acımasızlığıyla, eylemleriyle örgüt içinde önemli bir yer edilen Fehman Hüseyin, kritik görevlere daha çok Suriyelileri getiriyor. Halen, PKK içinde sözde ‘komutan’ düzeyinde çok sayıda Suriye vatandaşı bulunuyor.



 

PKK'nın kanlı saldırıları

  • KATLİAM SAHNESİNE 8 YAŞINDAKİ ÇOCUKLA ÇIKTILAR

    PKK'nın eylem kronolojisi 1979'da düşman gördükleri Adalet Partisi'nin Şanlıurfa milletvekili Celal Bucak'ın 8 yaşındaki çocuğunu öldürerek başladı ve yıllar içinde büyük katliamlar d'hil pek çok kanlı eylemle sürdü. Örgüt sahneye çıkış tarihi olarak, her yıl Bucak'ın çocuğunun öldürüldüğü tarihi değil 15 Ağustos 1984 Eruh-Şemdinli baskınını "kutluyor".


  • PKK'nın katliamları içinde; 35 kişinin öldürüldüğü 1993'teki Erzurum Yavi saldırısı, 33 askerin öldürüldüğü Başbağlar, 33 erin öldürüldüğü Bingöl katliamlarıyla Güneydoğu'nun uç karakollarına yapılan saldırılar iz bıraktı.


  • PKK uluslararası arenada adının duyulmasına yol açan ilk saldırısını 15 Ağustos 1984'te Siirt'in Eruh ilçesindeki Jandarma Karakol binasına yapmıştı. Burada bir jandarma erini öldüren örgüt böylece her yıl anma törenleriyle kutlayacağı kanlı eylemlerinin ilkiyle uluslararası planda şöhret kazandı.


  • Ancak Doç. Dr. İhsan Bal ile Emre Özkan'ın PKK kanlı eylem kronolojisi üzerinde yaptıkları araştırmaya göre, örgütün kanlı eylemlerinin daha önceye dayandığı biliniyor. Örgüt, hiyerarşisini "sağlama bağlamak" için, 1970'lerin ikinci yarısında diğer bazı Kürt örgütlerinin yöneticilerini ortadan kaldırmıştı.

  • PKK'nın kanlı eylem kronolojisi 1979 yılında başlıyor. 1979'da düşman oldukları Adalet Partisi'nin Şanlıurfa Milletvekili Celal Bucak'ın evine yaptıkları baskında Bucak'ın 8 yaşındaki oğlu teröristlerce öldürüldü. Ancak teröristler sahneye çıktıkları tarih olarak bu eylemi değil daha sonra 15 Ağustos'ta bir erin şehit edilmesiyle sonuçlanan Eruh ve Şemdinli eylemini "kutlamayı" yeğliyor. USAK'tan Prof. Dr. İhsan Bal ile Emre Özkan PKK'nın kanlı eylemlerinin kronolojisini hazırladı. Kronoloji'deki en kanlı eylemlerden bazıları şöyle sıralandı:


  • 1979: PKK terör örgütü, dönemin Adalet Partisi Şanlıurfa milletvekili Mehmet Celal Bucak'ın evine yaptığı baskın ile ilan edilmiş oldu. Bu baskında Celal Bucak yaralanırken sekiz yaşındaki oğlu hayatını kaybetti.


  • 15 Ağustos 1984: PKK terör örgütü, Siirt'in Eruh ilçesindeki Jandarma Karakol binasına karşı bombalı ve silahlı saldırıda bulunmuş ve saldırı sonucunda 1 jandarma eri şehit olmuş 6 er ve 3 sivil yaralanmıştı. Hakkari ili Şemdinli ilçesinde de Jandarma subay açık hava gazinosu, subay lojmanları ve ilçe jandarma Karakolu'na silahlı saldırı düzenlemiş, bu saldırıda da 1 subay, 1 astsubay ve 1 er yaralanmıştı. Bu PKK'nın ilk büyük ölçekli silahlı eylemi oldu.


  • 22 Ocak 1987: Hakkari'nin Uludere ilçesi Ortabağ köyü katliamını gerçekleştiren PKK, soba içine koyduğu bombalarla 8 vatandaşı öldürdü.


  • 23 Ocak 1987: PKK, Midyat baskınını gerçekleştirdi ve 10 vatandaşı öldürdü.


  • 20 Haziran 1987: Mardin ili Ömerli ilçesi, Pınarcık köyü katliamı gerçekleştirildi. 16 çocuk, 6 kadın, 8 erkek, toplam 30 kişi katledildi. Öcalan, bu katliamın ardından "Öldürelim, otorite olalım" açıklamasını yaptı.


  • 9 Mayıs 1988: Mardin'in Nusaybin ilçesi Taşköyü'nün Behmenin mezrasını basan PKK'lı teröristler, bir aileden 8'i çocuk, 2'si kadın 11 kişiyi öldürdüler, 2 çocuk ise ağır yaralandı. PKK'lı teröristlerin Şırnak baskınında kaçırdıkları 3 kişi de ölü bulundu.


  • 26 Kasım 1989: Hakkari ili Yüksekova ilçesine bağlı İkiyaka köyünde 21 kişi öldürüldü, 9 vatandaş kaçırıldı.


  • 11 Haziran 1990: PKK Şırnak'ın Çevrimli köyünü basarak 27 kişiyi öldürdü. Ölenlerden 12'sinin çocuk, 7'sinin de kadın olduğu açıklandı. PKK'lı teröristlerle çıkan çatışmada ise 4 korucu şehit oldu.


  • 14 Temmuz 1991: Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Çağlayancerit ilçelerinde köyleri basan PKK terör örgütü mensupları, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 9 kişiyi öldürdü. Otomatik silahlar ve bombalar kullanan teröristler, cesetleri de yakarak kaçtılar.


  • 25 Aralık 1991: İstanbul'da yürüyüş yapan bir grup PKK yanlısı, İstanbul Bakırköy'de Olağanüstü Hal Bölge Valisi Necati Çetinkaya'nın kardeşine ait alışveriş merkezine molotof kokteyli attı. Çıkan yangında 11 kişi öldü, 17 kişi yaralandı.

  • 11 Haziran 1992: Bitlis'in Tatvan ilçesinde PKK'lı teröristler, bir minibüsü durdurarak içinde bulunan 13 kişiyi kurşuna dizdiler.


  • 27 Haziran 1992: Silvan'ın Yolaç köyünü basan PKK'lı teröristler camide namaz kılan vatandaşları dışarı çıkarıp kurşuna dizdi. 10 vatandaş hayatını kaybetti.


  • 15 Eylül 1992: Batman'ın Kozluk ilçesi yakınlarında bir minibüste, PKK'lı teröristlerin bombalı ve silahlı saldırısına uğrayan 4'ü köy korucusu 10 kişi öldü, 6 kişi yaralandı.


  • 1 Ekim 1992: Bitlis'in Cevizdalı köyünü basan PKK'lı teröristler, aralarında çocuk ve kadınların bulunduğu 30 kişiyi öldürdüler, 25 kişiyi de yaraladılar. Köyü ateşe veren teröristler, 13 köy korucusunu da kaçırdılar.


  • 24 Mayıs 1993: Bingöl-Elazığ karayolunu Bilaloğlu mevkiinde kesen teröristler otobüsten indirdikleri 33 eri kurşuna dizdiler.


  • 15 Haziran 1993: Siirt'in Şirvan ilçesi Gözlüce köyü ile Bingöl'ün Ilıcalar Bucağı Üçpınar köyünü roketatarla basan PKK militanları 9 vatandaşı öldürüp 4'ünü kaçırdılar. Siirt-Eruh karayolunda bir sağlık memurunu da kurşuna dizmek suretiyle öldürdüler.


  • 6 Temmuz 1993: Başbağlar Katliamı - Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyüne silahlı baskın düzenleyen PKK'lı teröristler, aralarında kadınların da bulunduğu 28 kişiyi öldürdüler, 3 kişiyi yaraladılar. Köydeki 57 evi ateşe verip kaçtılar.


  • 4 Ağustos 1993: Bitlis'in Mutki ilçesine bağlı Kavakbaşı ve Yenidoğan köyleri arasında yol kesen PKK'lı teröristler, durdurdukları iki yolcu minibüsünde bulunan 28 kişiyi kurşuna dizdiler. Saldırıda 15 kişi öldürüldü, 13 kişi de yaralandı.

  • 25 Ekim 1993: Erzurum'un Çat ilçesine bağlı Yavi beldesine baskın düzenleyen PKK'lı teröristlerin, evlerinden silah zoruyla aldıkları vatandaşları bir kahvehaneye toplayarak PKK lehinde propaganda yaptıkları, daha sonra otomatik silahlarla taradıkları bildirildi. Saldırıda, aralarında çocuk, kadın ve yaşlıların da bulunduğu 35 kişi öldü, 50 kadar kişi de yaralandı. Teröristler, evleri de ateşe verdikten sonra kaçtılar.

  • 19 Mart 1995: Tunceli'den Ovacık ilçesine giden 50 araçlık konvoy PKKlı teröristler tarafından roketatar saldırısına uğradı. 18 asker şehit oldu, 10 asker yaralandı.


  • 13 Eylül 2006: Diyarbakır'da, ailelerin dinlenmek için gittiği Koşuyolu Parkı yakınlarında bomba patladı. 17 kişinin yaralandığı saldırıda biri bebek olmak üzere 11 kişi yaşamını yitirdi."


  • 2000'LERİN İKİNCİ YARISINDA MAYINLI VE KENT İÇİ EYLEMLERDE ARTIŞ


  • PKK 2000'li yılların ikinci yarısında Güneydoğu'daki uç karakollara yönelik saldırılarına, mayınlı saldırılara ve kent içi eylemlere ağırlık verdi. Bu dönemden günümüze değin bazı kanlı eylemler ise şöyle gerçekleşti:

  •  

    29 Eylül 2007: Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Beşağaç köyündeki bir minibüs PKK mensupları tarafından tarandı. Saldırıda 7'si köy korucusu 12 kişi öldü, 2 kişi yaralandı.


  • 7 Ekim 2007: Şırnak'taki Gabar dağında PKK militanları operasyondan dönen askerleri pusuya düşürdü. Saldırıda 13 asker şehit oldu, 3 asker yaralandı.


  • 21 Ekim 2007: Hakkari'nin Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca köyünde 4 ay önce konuşlanan piyade taburu, 250 PKK'lı teröristin saldırısına uğradı.


  • Tabura saldırmadan önce karayolu bağlantısını havaya uçuran PKK'lılar, taciz ateşine karşılık verince yeri belli olan askerlere bomba ve roketatarla saldırdı. İlk ateşle karşılaşan 12 asker şehit oldu, 16 asker de yaralandı. Saldırı sırasında 32 PKK'lı da ölü olarak ele geçirildi.


  • 27 Temmuz 2008: İstanbul Güngören'de 10 dakika arayla iki bombanın patlatılması sonucu; beşi çocuk, biri doğmamış bebek olmak üzere 18 kişi öldü, 150 kişin yaralandı. Olayın daha sonra PKK tarafından gerçekleştirildiği ortaya çıktı.

  • 11 Ağustos 2008: PKK'lılar tarafından Erzincan'ın Kemah ilçesi Olukpınar köyüne yerleştirilen mayının patlaması sonucu, 9 asker yaşamını yitirdi, 2 asker yaralandı.

  • 3 Ekim 2008: 350 PKK'lının ağır silahlarla Şemdinli Aktütün karakoluna ateş açmaları sonucu 15 Türk askeri hayatını kaybetti.


  • 29 Nisan 2009: PKK militanlarının Diyarbakır-Bingöl karayoluna döşediği mayının patlaması sonucu 9 Türk askeri şehit oldu.

  •  7 Aralık 2009: Tokat ili Reşadiye ilçesi, Sazak Mevkiinde yol kontrol görevi yapan askeri araca teröristler tarafından açılan ateş sonucu, araçta bulunan 1 Uzman Jandarma Çavuş, 1 Jandarma Onbaşı ve 5 Jandarma Er olmak üzere 7 güvenlik görevlisi şehit oldu, 1 Uzman Jandarma Çavuş ve 2 Jandarma Er yaralandı.


  • 19 Haziran 2010: Hakkari Şemdinli'de Gediktepe Üst Bölgesine yapılan saldırı sonucu 11 asker şehit oldu, 18 PKK'lı öldürüldü.

  •  14 Temmuz 2011: Diyarbakır'ın Silvan ilçesi kırsal kesiminde askere el bombalarıyla saldırıldı. Pusuda 13 asker şehit oldu, 7 asker yaralandı, 7 PKK militanı ise öldürüldü.

  •  

    17 Ağustos 2011: Hakkari-Çukurca karayolunun 12 kilometresinde askeri konvoya IED (Doğaçlama Patlayıcı Düzenek) saldırısı yapıldı. 4 kez patlayan mayınlar yüzünden imha edilen BTR-80 tipi zırhlı personel taşıyıcının içindeki 11 asker ve 1 köy korucusu yaşamını yitirdi. 14 asker de yaralandı

  • 18.10.2011: Hakkari'nin Çukurca ilçesinde teröristler gece saatlerinde çok sayıda yere silahlı saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırıda 26 asker şehit düştü. 18 asker de yaralandı.


 

Türkiye’ye hazırlanan tuzağın özeti

BATMAN’da DTP bünyesinde oluşturulan `İnanç komisyonu’ üyesi ve Saidi Nursi cemaatine mensup dini cemaat lideri Hüseyin Bulut’un da aralarında bulunduğu tutuklu 14 sanık hakkında, 20 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. İddianamede, cemaat lideri Bulut’un dini ders verdiği kızlarla akıl almaz telefon görüşmeleri, Kuran-ı kerim ve Allah’a hakaret içeren sözleri ve Bulut’un aynı zamanda ABD’li Barbara Anne Lakeberg adlı CIA elemanı bir kadın ile olan bağlantılarına yer verildi.

Batman’da polisin 2 ay önce Saidi Nursi Cemaati elemanlarına yönelik yaptığı operasyonda yakalanıp tutuklanan 14 sanık hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, `PKK’ya yardım etmek, Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki kanuna muhalefet, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek ve askerlikten soğutmak, PKK örgütü adına suç işlemek ve örgüt propagandası yapmak’ suçlarından TCK’nın 314/2, 220/6-7, TMY’nin 7/2 maddesi ve 5816 Sayılı Yasa’ya muhalefet etmek suçlarından 5- 20 yıl hapis istemiyle dava açıldı.

İddianamede, terör örgütü PKK’nın son 2 yılda bölgede yaşayanların tarafından yalnız bırakılması üzerine kutsal dini duyguların örgüt tarafından ön plana çekilerek yeniden taban bulmaya çalışıldığı, sanıkların da bu yıl Batman’da düzenlenen yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı Nevruz kutlamalarına katıldıkları, kalabalık içinde yer alan bazı sanıkların Saidi Nursi’nin posterlerini Abdullah Öcalan’ın posterleriyle birlikte havaya kaldırıp, posterin altına `Şeriat-i Garra için bin başım olsa feda etmeye hazırım’ ibaresini yazdıkları, bu grubu DTP ile bağlantılı çalışan Saidi Nursi Cemaati mensubu 53 yaşındaki sanık Hüseyin Bulut ile Aydın Tunçyüzlü’nün yönlendirdiği kaydedildi. Hüseyin Bulut’un dini sıfatla kurduğu dini oluşumun lideri, Aydın Tunçyüzlü’nün yardımcısı olduğu, ev toplantılarında verdiği dini derslerde herkesin ayağa kalkarak kendisini dinlediği, Bulut’un özellikle üniversite öğrencileri üzerinde etkili olmak için medrese adı altında dini ders verdiği, evinde yapılan aramada Abdullah Öcalan’ın posterleri, kırsal alanda çekilen PKK’lılara ait fotoğraflar, bayrak benzeri dokümanlar ile `Bahira’ adlı bir Hıristiyan tarafından çizilen Hz. Muhammed’e ait 23 fotoğraf CD’sinin ele geçirildiği belirtildi. İddianamede, Bulut’un yardımcısı Tunçyüzlü’nün evindeki aramada ise Hüseyin Bulut’un kalabalığa hibaten yaptığı bir konuşma CD’sinin ele geçtiği bildirildi. İddianamade, Hüseyin Bulut’un konuşmasında, söylediklerine şu şekilde yer verildi:

“Türk milleti’ denen millet kendine istediğini bu millete istiyor mu? Adaletsizlik, zulüm var. Ne zaman harf inkılabı olursa demek ki deccal (Atatürk’ü kastediyor) ne olmuş çıkmış, kim harf inkılabı yaptı, deccal olayı bitmiştir. Harf inkılabı yapana destek verende deccal’dir. Piyasadaki Kuran’ın vallahi fen kitabı kadar kıymeti yok. Yani hiçbir b…k Kuran da yok. Bakın size b….k diyorum. Yani git bir meal getir hiçbir b…k yok, milletin kafasındaki Kuran yeterli değil. Artık her yerde söyleyin, sizin anlattığınız peygamber, Allah yeterli değil, onların anlattığı Allah vallahi Bediüzzaman kadar büyük olmuyor, onların Allah’ı neyi biliyor? Ben size söyleyim hayali bir şeye inanmışlar. Hiçbir şey ifade etmiyor. Bediüzzaman’ın bahsettiği Kuran ise denizde mürekkep olsa bunu bitiremiyor. Onların bahsettiği Kuran’ı getirin bana, bir şişe mürekkeple sabaha kadar yazar bir gecede bitiririm. Bugün Sevr Anlaşması’ndan bu yana Kürdistan 8 parça olmuş. Suriye, İran, Irak, Türkiye, Nahçivan, Azerbeycan ve Sovyetler’dedir bu parçalar. Bütün imamlar mel’undur, Arap ırkçılığı yapıyor. Yani Kürdistan’ı kurtaracak Kürtler’dir. Çünkü Kuran böyle diyor. Risale-i Nur Kürtler’in imdadına gönderilmiş. Bizim de devletimiz olsun, dinsiz bir devlet olsun. Şerefime namusuna dinsiz bir devlet bizim Kürtler’in bu halinden hoştur. Keşke Rusya’nın, İsrail’in işgalinde olsak, İsrail ne kadar vicdanlı, merhametli şefkatli. Yani Türkiye’ye göre ha.. Türkiye’de Kürtler’e yapılan zulmü örtbas ediyorlar. Milletimin kurtuluşu için bin tane oğlum olsa feda ederim. İşkencelerde copları bize soktular çözülmedik. Ben demokratik Cumhuriyet için feda edeceğim. Devlet olsun da bizim olsun, dinsiz olsun. Çünkü Türkler meşrutiyette bize zulmetti.”

İddianamade, cemaat lideri Hüseyin Bulut’un ele geçen CD’lerde topladığı cemaat üyelerine yönelik yaptığı bir başka konuşmasında ise Kürtler’in işgal altında olduğu, Türkler’in `o….u çocuğu’ olduğu, Kürtler’in düşmanlarının gavur ve Ruslar olması halinde bu kadar geri kalamayacağını ve “Vurun arkadaşlar dört bir yandan, bu gerilla ne güzeldir” sözlerini içeren müziklerin CD’de yer aldığı bildirildi.

Sanık Hüseyin Bulut’a ait bilgisayarlarda Said-i Nursi fotoğraflarının yanı sıra erotik resimlerin ele geçtiği, Bulut’un telefon dinleme kayıtlarında ise özellikle kız çocuklarına din dersi adı altında toplantılar düzenlediği, bu konuşmalarında kızlara haraket, fiili livata ve cinsel ilişki içerikli görüşmeler yaptığı ifade edildi. İddianamede sanığın telefon görüşmelerinde ders verdiği kızlara kendi cinsel organından söz ettiği, anal ilişki teklifinde bulunarak, “Zahirem ben 60 trilyon hücremle senin g….ü s….m. Senin g….ne hepsini k….mak istiyorum. Göğsüne küçük bir a. açayım, seni pompalayıp bataryanı dolduracağım’ diyerek geceden sabahın erken saatlerine kadar 4.5 saat cinsel konuşmalarda bulunduğu vurgulandı.

CIA BAĞLANTISI

Sanığın ayrıca bir başka telefon görüşmesinde `Mustafa’ adlı kişinin çocuğuna Melis adını koyacağını belirtmesi üzerine, “Marya koy. Süryani ve İbranice daha hoş” dediği bildirilen iddianamede, Hüseyin Bulut’un toplantıya katılan `Nuri’ adlı kişinin askere gidip gitmeme konusunda görüşünü sorması üzerine de, “Seni çürük yaparız. Başka tarz olmaz. Kendini deliliğe vur, her tarafından hastalık uydur” dediği, kendisiyle görüşme talebinde bulunan Amerikalı Barbara Anne Lakeberg adlı CIA elemanı bir kadınla görüştüğü, Budist olan ve Kürtçe bilen bu kadının Kuzey Irak’ta insan haklarına yönelik bir dernek açtığını ve aynı derneği Diyarbakır’da da açmak istediğini içeren konuşma yaptıkları anlatıldı. İddianamede, Barbara adlı kadının bölge insanını `CIA ajanı’ olarak gördüklerine dair Bulut’a telefonla bilgi verdiği kaydedildi.

Sanık Bulut’un ayrıca 21 Mart’taki nevruzdan 5 gün önce DTP Batman Milletvekilleri Bengi Yıldız, Ayla Akat, Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan ve eski DTP İl başkanı Salih Altun’a randevu verip görüştüğü, nevruz günü isanığın cemaatine bağlı grubun alanda Said-i Nursi posterleri taşıdığı ve bu şekilde DTP ile koordineli çalıştığı, telefon konuşmalarında, `Bediüzzaman ile ilgili bilgileri Roj TV’ye versek nasıl olur? Valla Musa Anter’in başaramadığını bence biz başardık” dediği ifade edildi.

AMERİKALI’NIN MEKTUBU ELE GEÇTİ

İddianamede sanık Aydın Tunçyüzlü’nün cemaat lideri olan Hüseyin Bulut’un yardımcısı olduğu, banka hesap hareketlerinde yüklü miktarda para bulunduğu, evindeki aramada, ABD’li Barbara Anne Lakeberg’in kaleme aldığı mektup ile örgütsel içerikli CD ve dokümanların ele geçirildiği yer aldı. Mektupta özetle, “Sizin için önemli olan bir ülke ya da toprak parçası var. Afrika ile aynı şekle sahip sizin için çok önemli olan bir yer var bu toprakların ortasında. Kendiniz için önemli olan bir iş var bu topraklarda” denildiği belirtildi.

Tutuklu 12 sanığın ise, Hüseyin Bulut’un cemaatine mensup oldukları ve nevruz etkinliği sırasında Said-i Nursi’nin posterlerini açarak `zafer işareti’ yaptıkları ve terör örgütü PKK lehine sloganlar attıkları, ev ve işlerlerinde yapılan aramalarda teröristlerin dağlarda çektikleri film ve müzik kiliplerini içeren CD’ler, PKK’ya ait sözde bayrak ve flamalar, bölücübaşı Abdullah Öcalan’ın kitapları’nın ele geçirildiği bildirildi. Sanıkların ayrıca nevruz kutlamasının yapıldığı alanda bölge tarafından dinsel kimliği ile tanınan Said-i Nursi posterlerini teşhir ederek tüm ülke nezdinde örgüt propagandası yaptıkları, Atatürk’e `deccal’ dedikleri, halkı askerlikten soğutarak PKK propagandası yaptıkları gerekçesiyle ayrı ayrı cezalandırılmaları istendi.

Kaynak: Bu Makale Çeşitli Sitelerden Derlenmiştir.
 

BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜ PKK'YA DESKTEK VEREN SITELER
 

Haberiniz olsun.

http://www.rudaw.net
http://www.kdp.se/
http://www.kurdistan.org/
http://www.krg.org
http://www.kurdistan.nu/
http://www.ekurd.net/
http://www.pkkonline.com/
http://www.pkkonline.net
http://www.roj.tv/
http://www.kurdistannetwork.com/
http://www.azady.nl/
http://www.silav.net/
www.xs4all.nl/~kicadam/
http://www.rojname.com/
http://www.kurdportal.net






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 2 ziyaretçi (5 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=