Selâmün_aleyküm
  ilk Arabalari
 

Artistler ve Otomobilleri Dizisi 

Filiz Akın

 

Filiz Akın'ın «otomobil» ile ilgili acı bir hatırası vardır: Eşi Türker İnanoğlu ile birlikte kullandığı ilk arabası «Ford» bir kazaya sebep olmuş ve şöhretli sinema oyuncusu Ahmet Tarık Tekçe, bu kaza sonunda ölmüştü. Bu «acı hatırayı» unutmak için ilk arabalarını satmışlar ve yerine 1963 modeli «Pontiac» marka bir başka araba almışlardır.

Filiz Akın, otomobil kullanmaya, evlendikten sonra başlamıştır. Biraz acemidir, ama şimdiye kadar ufacık bir kaza yapmamıştır.

Filiz Akın'ın arabasının ilk özelliği gövdesinin «filizi» renkte oluşudur. Kendi adıyla uygun bir renkte araba seçen sempatik yıldız, fazla süratten hoşlanmaz.

«Bonville» tipindeki Pontiac 75.000 liraya sigorta edilmiştir ve aynı fiata alınmıştır. Çift karbüratörlü, otomatik vitesli ve 8 silindirli olan araba, eskiden uçak benziniyle çalışırmış. Şimdi, yapılan değişiklik sayesinde normal benzin kullanılmaktadır.

Tavanı beyaz olan otomobilde, tatil günleri eşi ve oğlu ile gezmek ve direksiyon kullanmak en büyük zevklerinden biridir.

Filiz Akın, hiçbir zaman arabayı yalnız kullanmaz. Eşi bulunmadığı zamanlar, herhangi bir arıza ihtimaline karşı yanında arabanın şoförü bulunur. Eşi Türker İnanoğlu, aynı zamanda prodüktör olduğu için, kendi işlerinde bir minübüs kullanır ve «Pontiac»a hiç yalnız binmez denebilir.
 

Zeki Müren



1966 yılında Ses Dergisi'nde yayımlanan "Artistler ve Otomobilleri" dizisinde, sırada Zeki Müren'in 1966 model Impala'sı var...

**********
Zeki Müren'in sinema artistliğinden önce ses sanatkarlığı gelir. Türk musikisi sanatçılarının otomobil sahibi olmaları da yerli film artistlerinin «otomobil sevdaları»ndan öncedir. Recaizade Ekrem Bey'in «Araba Sevdası» romanının yayınlanmasından evvel de, sonra da bir araba sahibi olmak daima önemli bir üstünlük sayılmıştır. Diğer insanların olduğu gibi ünlü sanatçıların «mali» gücü ve halktan gördükleri rağbet, bindikleri arabanın fiyatıyla ölçülür.
«Alaturka» dediğimiz musikinin icracıları, daha yerli film endüstirisi ortada yokken «şahane» bir hayat yaşardı. 30-40 yıl önceleri, şöhretli alaturkacıların hemen hepsinin yeni satın alınmış apartmanları, villaları olmuştur.
Zamanla, «özel otomobil»lerin önemi ortaya çıktı. Gece yarılarına kadar çalışan musiki sanatkarları, para ile tutulmuş taşıt araçlarıyla evlerine dönmeyi önceleri yorucu, sonraları «şanlarına layık» bulmaz oldular. Böylece alaturkacılar otomobil almaya başladı.
Zamanla «Benim arabam onunkinden üstün olsun» düşüncesi bu modaya bir yarış havası getirdi. Şimdi, kadın veya erkek okuyucuların hemen hepsinin birer arabası vardır ve tıpkı sahnede giydikleri kostümlerin şıklığı veya pahalılığı gibi otomobillerinin de güzel ve pahalı olmasına dikkat ederler.
Zeki Müren, Türk musikisi okuyucularının en çok para kazanan ve en meşhuru olduğu için, her şeyine olduğu gibi, arabasına da önem verir. Daima kendine layık bir «vasıta» olsun ister. Bu bakımdan en son model, lüks ve konforlu arabalara sahip olur.
Zeki Müren'in şimdiye kadar 5 arabası olmuştur. Altıncı arabası 1966 modeli Chevrolet - Impala'dır. Bundan önceki arabasını üç yıl kullanan Zeki Müren, «Daha konforlusu olmadığı için yenisini almıyorum» diyordu. Bu son arabasını satmadan önce Almanya'ya Mercedes fabrikalarına gidecek (tıpkı Suudi Arabistan Kralı gibi) ve ısmarlama bir araba yaptıracaktır.
Ismarlama yaptıracağı arabanın camlarından farlarının yanıp, sönmesine ve kaputunun yağmurun ilk damlaları ile birlikte kapanmasına kadar her şeyinin otomatik olarak çalışmasını arzu ediyor. Direksiyonunun da uçaklarınki gibi bilek hareketleriyle idare edilenlerden olmasını istiyor.
Her şeyin en yenisini ve son modelini kullanmaktan hoşlanan Zeki Müren'in nar çiçeği rengindeki arabasında «air - condition» denilen sıcak ve soğuk hava tertibatı ile buzdolabı vardır. Buzdolabı, 3 büyük, 1 küçük şişe ile 5 bardak ve bir konserve kutusu alır.
Sanatçı, 105.000 liraya mal olan arabasını, sigorta şirketlerinin sigorta etmediklerini söylüyor. Turbo-jet motorlu olan Chevrolet 6 silindirlidir ve en çok 200 kilometre sürat yapar. Arabanın ilk yardım çantasında ufak bir tıbbi müdahaleye imkan verecek malzeme vardır. Ayrıca yüksek dağ yollarında kullanmak üzere iki oksijen maskesi bulunmaktadır.

 

Tamer Yiğit
 

 

 Tamer Yiğit, yerli filmcilikte çalışmaya başladığı günden bugüne kadar tam üç araba değiştirmiştir. Sürat, rahatlık ve konfor bakımından son arabası «Mercedes»i hepsinden çok sever. 1962 modeli olan «202 SE» tipi arabayı bir Alman turistten 85.000 liraya satın almıştır.

Henüz sigortası ve yerli plakası olmayan arabanın koltukları siyah deridendir. 95 beygir gücündeki, 8 silindirli motoru saatte 200 kilometre yapabilmektedir. Bu bakımdan Tamer Yiğit'in otomobili «hızlı» arabalar arasına girer.

Tamer Yiğit, otomobil kullanmayı artist olduktan sonra öğrenmiştir, ama üç yılda çok ilerlemiştir. 200 kilometreden fazla olan Edirne'ye (yol bozuk olduğu halde) iki saatten daha az bir zamanda gitmiştir.

Tamer Yiğit, artistler içinde en büyük kazayı atlatmış, bundan önceki arabasıyla Rumelihisarı'ndan geçerken buz tutmuş yoldan aşağıdaki yola ters dönerek uçmuştu. Bu kazadan sonra patinaj yapacak havalarda arabaya binmeye tövbe etmiş ve kazayı ucuz atlattığı için bir kurban kesmişti.

Tamer Yiğit'in diğer dört film artisti arkadaşı gibi (Ayhan Işık, İzzet Günay, Orhan Günşiray ve Erol Taş) Mercedes'i tercih etmesiyle, yerli film ve tiyatro artistleri arasında bu marka arabanın sahipleri çoğunluğa geçti.

 

 Müşfik Kenter
 

Müşfik Kenter'in otomobili de sinema jönlerininki gibi «Mercedes»tir.  Ayhan Işık, İzzet Günay, Orhan Günşiray da aynı marka arabaları kullanırlar.

1957 modeli, «219» tipi siyah araba 6 silindirli motoru ile 160 kilometre yapar. 1963'te 35.000 lira ödeyerek aldığı arabası ile Müşfik Kenter, ufak yarışlar yapmayı sever. Otomobilli veya motosikletli bir arkadaşına yolda rastlayınca, pencereden «Yarış yapıyoruz» diye bağırır ve arkadaşı kabul
edince tenha Boğaz yollarında «Mercedes»in motorunun ne kadar güçlü olduğunu ispatlar.

Şarap rengi iç döşemeleri eskidiği halde, değiştirecek vakit bulamamıştır. Aynı arabayı eşi Esin Kenter de kullandığı için bu  döşemeler şikayet konusu olur. Gösterişe hiç önem vermeyen Müşfik Kenter ise «Lüks arabalardan da, lüks hayattan da nefret ederim...» demektedir.

Arabasını, ablası Yıldız Kenter gibi, «vakit kazanmak için» alan Müşfik Kenter, yazın tatil günlerinde sualtına dalma malzemesini alıp eşi ve çocuklarıyla deniz kenarına gitmeyi çok sever.

1960 yılında profesyonel ehliyeti alan Müşfik Kenter, sürati çok sevdiği halde yol kavşaklarından ve köşelerden adeta durur gibi ağır geçer. Şimdiye kadar hiç kaza yapmamıştır. Arabasını satıp yenisini alacak parası olduğu halde 3 yıllık otomobiline çok alıştığı için bir türlü satmaya kıyamaz. Mercedes'inin air-condition'ı yoktur, ama aktör «Tavanındaki pencereyi açtım mı en alasından air-condition vazifesini görüyor» demektedir

 

Senih Orkan
 

 

Senih Orkan'ın otomobili yerli film ve tiyatro artistlerinin içinde en ucuz otomobildir. Fiyatı tam 5.000 liradır!

Senih Orkan bu 1950 modeli Citroen arabayı bir arkadaşına 2.500 lira peşin vererek almıştır. Geri kalan 2.500 lirayı da taksitle ödemiştir. Sadece dış renginin siyah olduğu bilinen arabanın iç döşemelerinde renk ve şekil kalmamıştır.

Kilometre ibresinde 120 yazmasına rağmen, araba hiçbir zaman 80 kilometreden fazla yapamaz. Senih Orkan bu arabası için: «Artistler, sanat gücü bakımından birbiriyle yarış edemeyecek durumda oldukları için, ancak arabalarının fiyatları bakımından yarış ediyorlar. Oyunculuk bakımından kuvvete ihtiyacım olmadığı için arabam da artist arabalarının en ucuzu...» demektedir.

Arabası yolda kaldığı zaman, bırakıp giden Senih Orkan, «Arabamı seviyorum, yoksa tamir için ödediğim paralarla yenisini alabilirim» diyor.

 

Muammer Karaca
 

 

Muammer Karaca ile otomobilini objektifimiz karşısında yan yana getirmek için epeyce terledik. Bize o her zamanki sempatik haliyle: «Yahu bu fotoğrafı görenler bizim için neler söylemezler? 'Tiyatro oyuncularının kimisi evinin kirasını vermeden kaçar, kimisi de böyle 100.000 liralık arabalardan yere inmez' derler. Sonra, ben utanırım. Çünkü velinimetim seyircilerim otobüslerde birbirinin üstüne çıkarken, benim burada sadrazam gibi arabalara kurulmam milletin gazabını üstüme çeker» dedi. Sonra da, «Eğer gece yarısından sonra tiyatrodan çıkıp Yeşilyurt'taki evime dönmek mecburiyetinde olmasam veya turnelere çıkmasam böyle hususi otomobil almazdım» sözlerini ilave etti.

Muammer Karaca'nın 30 yıldan beri özel arabası vardır. Bugün yerli film ve tiyatro artistleri içinde en büyük (köşkü gibi), en pahalı ve tek 6 kişilik araba Muammer Karaca'nındır.

Şevket Silahçıoğlu adındaki bir arkadaşından 115.000 liraya aldığı Buick marka, Skylark tipi otomobili 1964 modelidir. Bu arabayı niçin tercih ettiğini sorduğumuz zaman, «Chevrolet bizim memlekette çok satılır. Eskiyince taksi oluyormuş da... Halbuki ben rahatımı severim ve otomobil alırken bezirganca hesaplar yapmam. Buick, dünyanın süspansiyon bakımından en üstün arabasıdır» diyor.

Muammer Karaca hiçbir zaman ufak ve süratli arabalarından hoşlanmaz. Fakat «V» şeklindeki 6 silindirli arabası 200 kilometre sürat yapar.

Arabada sıcak ve soğuk hava tertibatı, buzdolabı ve Avrupalı filmcilerin (ve polislerin) kullandığı telsiz-telefon vardır. Muammer Karaca, sigaradan nefret ettiği için arabada sigara içmek yasaktır.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 111 ziyaretçi (859 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=